
Aziz Şah – 24/5/2024
49’uncu yılda işgale karşı Rumca ve Türkçe konuşan Kıbrıslılar olarak bir deklarasyon yayınladık: KIBRIS’IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN PAN-KIBRISLI SEFERBERLİĞİ.
Geçen sene Kıbrıs Gazeteciler Birliği’nde bir konferansla ilan ettik. O gün o salonda en sert konuşmayı yapanlardan biri, deklarasyonun mimarı ve hamalı Oz Karahan’dı…
Çevreciler Hareketi (Kıbrıs Yeşiller Partisi) Avrupa Parlamentosu milletvekili adayı…
Şöyle başlıyordu konuşmasına:
-“Bugün hepimiz, devletimizin topraklarını işgal edenlere karşı olduğumuz kadar, devletimizin makamlarını işgal eden fakat onu kurtarmak için hiçbir adım atmayan siyasi elite karşı da buradayız”…
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğini “Devletimizin makamlarını işgal eden fakat işgale karşı hiçbir adım atmayanlar” diye tanımlıyordu.
Konferanstan önce konuşmasını yazıp bana gönderdiğinde, “Sert olmadı mı?” demiştim…
-İşgalden nemalanan siyasi elite karşı mücadele işgale karşı mücadelenin ön koşuludur, demişti.
***
Oz Karahan hayatımıza 22 Ocak 2018 saldırısından sonra girdi…
22 Ocak linçinden hemen sonra bir dayanışma bildirisi geldi gazeteye Kıbrıslılar Birliği adına. Bildiriden sonra da Oz çıktı geldi. Zor zamanlar böyledir. Sahte ile gerçek olanı ayırt etmenize yarar…
Erdoğan’ın talimatıyla illegal Türkiyeli yerleşimcilerin gerçekleştirdiği 22 Ocak linçinden sonra çok şey değişti.
Yerleşimci sömürgeciliğinin şiddeti girdi bir kere hayatımıza…
1989’da işgal bölgesinde kalan evlerine ulaşmak için Yeşil Hat’ta yürüyen kadın mülteci hareketi Women Walk Home’un yüzleştiği yerleşimcilerden ve Isaak ile Solomou’nun yerleşimci teröristler tarafından öldürüldüğü 1996’dan sonra bir ilkti bu.
Türkiyeli yerleşimciler bu kez polis gözetiminde Türkçe konuşan Kıbrıslılara saldırıyordu…
Yerleşimciler “meclis” damına çıktı. Mustafa Akıncı’nın üzerine yürüyerek “Sen bizim Cumhurbaşkanımız değilsin” dedi. Ankara o gün göstermelik demokrasi oyununu bitirdi…
Gördüklerinden dehşete kapılan liberal aydınlar ortalıktan kayboldu.
Siyasetin zemini değişti: İlk kez yerleşimci sömürgeciliğini tartışmaya başladık.
Tek gailesi yerleşimcilerin oylarını alarak sahte mecliste koltuklarını korumak olanlar “meclis damı”na çıkan yerleşimci teröristleri görmezden geldi…
22 Ocak linçini gerçekleştiren illegal yerleşimcilere KKTC’ci sol mu, KKTC’ci sağ mı daha çok sahip çıkacak yarışı başladı.
İşte o günlerde Oz Karahan çıktı ortaya:
-İşgalin gerçek adı yasadışı yerleşimcilerdir, diyen bir adam.
Bugün seçim kampanyasında Oz Karahan’ın “vaatleri” ya da “sözleri” olarak okuduklarınızı 6 senedir tartışıyoruz. Bu gündemleri uluslararası örgütlere taşıyoruz. Rumca ve Türkçe konuşan Kıbrıslıların tek ve üniter cephesini oluşturmak için uğraşıyoruz.
Oz’un ağzından duyduklarınız basit birer “vaat” değildir. Mücadele çağrısıdır…
Oz Karahan’a Çevreciler Hareketi’nden adaylık teklifi yapılmasının nedeni de bugüne kadar parçası olduğu mücadeledir.
Mücadele ederek aday oldu ve size mücadele vaat ediyor…
Oz kazanırsa, Niyazi Kızılyürek gibi “turist rehberi” edasıyla Kıbrıslı Türkleri uçaklara doldurup Brüksel’e gezmeye götürmeyecek.
Oz kazanırsa, Kıbrıs’ta insanlığa karşı işlenen suç olan yerleşimci kolonizasyonunu dünyanın gözüne sokmak için diplomasinin her türlü aracını kullanacak. Türkiye’nin insanlığa karşı işlediği suçları uluslararası hukukun gündemine taşımak için mücadele edecek.
Senelerdir Kıbrıslılar Birliği’nin dünyada ulaşabildiği her platformda yaptığı tam olarak budur: Kıbrıs’taki işgale karşı halk diplomasisi.
Geçen sene “KIBRIS’IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN PAN-KIBRISLI SEFERBERLİĞİ DEKLARASYONU” toplantısında yaptığı konuşmada Oz Karahan şöyle dedi:
-“Bu deklarasyonda proaktif halk diplomasisi, uluslararası hukukun her yönüyle kullanılması, evrensel demokrasi prensiplerine bağlılık ve boykot ile yaptırım hareketinin başlatılması gibi birçok başlık yer almaktadır. Dünyada işgal altındaki diğer coğrafyalarda var olan bağımsızlık mücadelelerinin stratejilerini de göz önünde bulundurarak bu başlıkları hep birlikte geliştirip pratiğe dökmenin Kıbrıslıların bağımsızlık yolunu aydınlatacak bir ışık olacağına inanıyorum”…
İşte bu yüzden esas mücadele 9 Haziran’dan sonra başlıyor…
(24 Mayıs 2024 tarihinde Avrupa gazetesinde yayınlanmıştır)
