Kıbrıs Cumhuriyeti’nin statüsünü işgal rejimi ile eşitlemek

Aziz Şah – Fileleftheros Genel Yayın Yönetmeni Aristos Mihailidis Cenevre için şöyle dedi:

-“Türkiye gerçek bir müzakere olmadan 4-5 ay daha kazandı. Böylece oldubittiye daha fazla derinlik katabilecekler, böylece işgal bölgesindeki okullarda başörtüsünü dayatmak için zamanları olacak”…

50 senedir BM gözetiminde devam eden müzakerelerin tüm olayı budur…

-İşgalin oldubittileri için zaman hırsızlığı!

Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Türk yerleşimci sömürgeciliği okullarda türban, takke, kara çarşaf ile provokasyon örgütlerken Rum basını Hakan Fidan’ın Cenevre’de Tatar’ın karşısında ne kadar “yapıcı” olduğunu yazdı!

***

Fidan Cenevre’den sonra hakkında yazılanları okuduysa kahkaha atmıştır:

-Ne kadar ahmak şu Kıbrıslılar, demiştir!

2011’den 2025’e kadar gece gündüz Suriye’de cihatçılarla uğraşan Fidan için Kıbrıslılar fındık fıstıktır…

Türkiye’yi Suriye savaşına sokmak için,

-“Gerekçeyse gerekçeyi üretirim, öbür tarafa 4 tane adam gönderirim 8 tane füze attırırım, problem değil” diyen Hakan Fidan’ın ne kadar yapıcı olduğu yazıldı Rum basında!

Cenevre’de Fidan “iyi polis”i oynadı, Tatar ise “kötü polis”i…

İnandılar ya da inanmaya zorlandılar. Çünkü birilerinin bu masalı satması gerek:

-Kandır çocuğu da federal çözüm beklesin!

-Kandır çocuğu da Kıbrıs Cumhuriyeti’nden feragat etsin!

-Kandır çocuğu da taksime federasyon desin!

Cenevre’de Fidan çok yapıcıymış, Tatar’ın tıkadığı bütün delikleri pompalamış…

Tatar kişisel temsilci atanmasına karşı çıkmış, buna karşı Fidan devreye girip krizi aşmış!

Muhtemelen yeniden Holguin gelecek Kıbrıs’a…

Yarım asırlık müzakere tarihinde, “BM parametreleri” ve “federal çözüm” terminolojisini devredışı bırakan tek diplomattır Holguin.

-“Federasyon defteri kapandı” diyen diplomattır Kolombiyalı Holguin.

Kolombiyalı devrimci gerillaların “barış anlaşması” diye silahlarını toplayıp sonra yüzlerce gerilla, köylü ve insan hakları savunucusunu öldüren rejimin Dışişleri Bakanı’dır Holguin.

-Sulu getirir susuz götürür…

Cenevre’den sonra Hakan Fidan şöyle dedi onun için:

-“Kolombiya eski Dışişleri Bakanı geldi baktı, altı ay süreyle bütün taraflarla konuştu ve bir rapor hazırladı. Bu rapor da kayda geçti, dedi ki ‘İki taraf arasında ortak zemin yok’…”

Kıbrıslılara yazdığı mektupta ise,

-“Geçmişte beklentileri karşılamayan ve daha büyük anlaşmazlıklara ve hayal kırıklıklarına yol açan çözümlerden uzaklaşmak önemlidir. Şimdi, farklı düşünmemiz gerekiyor” demişti Holguin…

Fidan ile Holguin aynı düşünüyor, tabii ki Kıbrıs’a gönderilmesini ister!

-Bir derede kaç defa yıkanılır?

25 sene önce çözümcü Erdoğan ve çözüm karşıtı Denktaş masalı anlatıldı. Çeyrek asrımızı çaldılar…

25 sene sonra çözümcü Fidan ve çözüm karşıtı Tatar masalı anlatılıyor…

Kıbrıs Haber Ajansı’na konuşan ‘diplomatik kaynaklar’,

-“BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilci atamasını Ersin Tatar’ın başlangıçta şiddetle reddettiğini ancak Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la istişaresinden sonra kabul ettiğini dikkat çekti. Fidan’ın Cenevre’de düzenlenen gayriresmî toplantının genel oturumunda tartışmalara müdahaleleri olumlu bir izlenim bıraktı, çünkü Fidan gerginliği artırabilecek hiçbir göndermede bulunmadı”…

Burada sorumuz şudur:

-“Diplomatik kaynaklar” neden Kıbrıslıları manipüle etmek ister?

İşgalciye zaman kazandırmak için mi?

“Diplomatik kaynaklar”ın öve öve bitiremediği Hakan Fidan Cenevre dönüşü şöyle dedi:

-“Bizim yıllardır savunduğumuz bir konu var. Adada iki toplumun kendi başına, kendi kurumlarıyla ayrı ayrı yaşıyor olması gibi bir gerçeklik var. Bunlardan birinin devlet olarak tanınıp her türlü imkana erişmesi, diğerinin tanınmaması adadaki adaletsizliğin temel sebebidir. Bu adaletsizliğin mutlaka giderilmesi lazım”…

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devlet olarak tanınıp, işgal altındaki topraklardaki yasadışı rejimin tanınmaması “adaletsizlik”tir diyor Fidan…

Guterres ise işgalin oldubittilerini meşrulaştırarak “tampon bölge”ye statü kazandırmak için güneş enerjisi parkı kuracak-mış.

İşgal rejimi ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki “güven” ve “işbirliği” böylece sağlanacak-mış…

Hakan Fidan’ın bahsettiği “adalet” böyle mi sağlanacak?

-Kıbrıs Cumhuriyeti’nin statüsünü işgal rejimi ile eşitleyerek?

50 sene önceki BM parametreleri der ki: İşgal ordusu Kıbrıs’tan çekilsin ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü ile anayasal birliği tesis edilsin.

50 senenin özeti: İşgal ordusunu Kıbrıs’tan çıkaramayan BM, tampon bölgede “güneş parkı” kuruyor!

About the author