Kıbrıs’ta yerleşimci sömürgeciliğinin toprak ve nüfus mübadelesi yalanı: İŞGAL TARİHİ YALAN TARİHİDİR

Aziz Şah – “Zorla yerinden edilen Kıbrıslı Rumlar” diye cümleye girdiğimde beyni yıkanmış garip sömürge tebaaları çıkıp şöyle der:

-“Kıbrıs’ta kimse zorla yerinden edilmedi, nüfus mübadelesi anlaşması var”…

“Kıbrıs’ta nüfus mübadelesi anlaşması yapıldı” işgal rejiminin en sorgulanmayan yalanlarındandır.

Eğer Kıbrıs’ta nüfus mübadelesi anlaşması yapılsaydı “Kıbrıs sorunu” 51 sene önce çözülmüş olurdu. Çünkü NÜFUS MÜBADELESİ ANLAŞMALARINDA MÜLK MESELESİ DE DÜZENLENİR.

Kıbrıs’ta hiçbir zaman nüfus mübadelesi anlaşması imzalanmadı. Bu yalan Kıbrıs’a taşınan savaş suçu yerleşimci nüfusu perdelemek için icat edildi.

NÜFUS MÜBADELESİ YALANInı tamamlayan bir yalan daha vardır: Özel Harp Dairesi Başkanlığı yapmış Kemal Yamak’ın anılarından okuduğumuz TOPRAK MÜBADELESİ YALANI.

Türk Devleti’ne göre Kıbrıs’ta hem nüfus mübadelesi yapılmış hem toprak!

-O zaman yarım asırdır toprak oranları ve haritalar üzerinden neyin müzakeresini yaparsınız?

***

Öncelikle nüfus mübadelesi anlaşmaları imparatorlukların tasfiye edildiği ve ulus-devletlerin inşa olduğu çağın eseridir.

Eylül 1913’te Bulgaristan ile Osmanlı arasında imzalanan İstanbul Antlaşması sınır boyunca belirli bir bölgede yaşayan nüfusun karşılıklı mübadelesini öngörerek tarihte emsal oluşturdu. MÜLK MESELESİ de düzenlenir bu tür MÜBADELE ANLAŞMALARI’nda.

Haziran 1914’te de Yunanistan ile Osmanlı arasında Makedonya’daki Müslümanlar ile İzmir ve Doğu Trakya’daki Rum Ortodoksların mübadelesi için anlaşma yapıldı.

1919’da Yunanistan ile Bulgaristan arasında Karadeniz kıyısındaki Yunanlılar ile Kuzey Yunanistan’daki Slavlar için MÜBADELE ANTLAŞMASI yapıldı.

1923 yılında da Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan Barış Antlaşması’na ek olarak nüfus mübadelesi antlaşması yapıldı.

Görüldüğü üzere güneydoğu Avrupa’da ulus-devlet inşa sürecinin temel bir özelliğidir NÜFUS MÜBADELESİ ANLAŞMALARI.

Şimdi gelelim 1974’teki Kıbrıs’a…

Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemen topraklarını işgal ederek yaklaşık 200.000 kişiyi zorla yerinden etti.

İnsanları silah zoruyla evlerinden sürüp buna ‘nüfus mübadelesi’ diyemezsiniz: Bunun adı ETNİK TEMİZLİK’tir!

***

“Nüfus mübadelesi anlaşması” yalanı Denktaş’ın tarihe çektiği naniklerden biridir.

Denktaş ile Klerides arasında 31 Temmuz-2 Ağustos 1975 arasında Viyana’da üçüncü tur görüşmeleri yapılmadan iki ay önce, Türkiye işgal ettiği Kıbrıs topraklarına yerleşimci sömürgeci nüfus taşıma kararı almıştı.

Özellikle Girne ve Karpaz’da evlerini terk etmeyi reddeden yaklaşık 20.000 kişilik ciddi bir Rum nüfus vardı. Ancak bu insanlar evlerinde yaşarken Türkiye’den nüfus getirmek için harekete geçildi.

-İçinde insan yaşayan eve nasıl yerleşimci hırsız taşırsınız?

-Evde yaşayanı atarak!

***

31 Temmuz-2 Ağustos 1975’te Viyana’daki üçüncü tur görüşmelerinde ZORLA YERİNDEN EDİLEN KIBRISLILARIN durumu görüşülmeden önce, 2 Mayıs 1975’te TC Dışişleri Bakanlığı, “ÇOK GİZLİ” ibareli Kıbrıs’a nüfus iskânını planlayan “Yönetmenlik”i yayınlamıştı!

Hatta o sırada İngiliz Üsleri üzerinden Türkiye’ye gönderilen Kıbrıslı Türkler bile adaya dönmemişti: Kıbrıslı Türklerden önce Türkiyeli yerleşimcilerin taşınmasına başlandı…

Rumca ve Türkçe konuşan Kıbrıslıların durumu belirsizken, Ankara Türkiye’den taşıyacağı nüfusla demografi mühendisliğine başlamıştı bile!

Ankara’nın Kıbrıs’a nüfus taşıma Yönetmenlik’ini yayınlamasından 2 ay sonra Viyana’da varılan anlaşma ise şu şekildedir:

-Harekât’tan sonra güneyde kalan Kıbrıslı Türkler, İSTEDİKLERİ TAKDİRDE kuzeye geçebilecekler.

-Kuzeyden kovulan Rumlar Karpaz’a dönebilecekler.

-Savaşta güneyde kısılı kalan ama aileleri Karpaz’da olan Rumlar GÜNEYEDEN KUZEYE Karpaz’a gidebilecekler.

Türk işgal rejiminin senelerce “nüfus mübadelesi anlaşması” diye ürettiği yalan, Kıbrıslı Rumlara zorla kovuldukları evlerine dönme hakkı tanıyan 3. Viyana Anlaşması’ydı.

-3. Viyana Anlaşması sonucunda KIBRISLI RUMLARIN TÜMÜ GÜNEYE GİTMEDİ, KUZEYE GERİ DÖNME HAKKI TANINDI.

Türkiye’nin işgali altındaki topraklarından kovulan Rumların evlerine dönme hakkını tanır 3. Viyana Anlaşması. Bu anlamda, Osmanlı imparatorluğunun dağılma sürecinde Yunanistan-Bulgaristan-Türkiye arasındaki nüfus mübadelesi anlaşmalarıyla hiçbir benzerliği yoktur.

***

3. Viyana Anlaşması’nın hilafında Türkiye işgal ettiği kuzeyin etnik olarak homojenleştirilmesi için yerleşimci kolonizasyonuna başladı.

Yani Türkiye’nin Kıbrıs’ta ihlal ettiği, uymadığı ve tanımadığı tek anlaşma Garanti Anlaşması değildir. Viyana Anlaşması’na da uymadı!

İşte bu yüzden hep deriz ki: Yeni bir Kıbrıs anlaşması imzalansa Türkiye uyacak mı? Çünkü tarihi sabıkalıdır…

Eğer 3. Viyana Anlaşması’na uyulsaydı 20 binden fazla Kıbrıslı Rum yaşıyor olurdu bugün Kıbrıs’ın işgal bölgesinde. Birkaç yüz Maronite bile tahammül edemeyen Türkiye, 20.000 Kıbrıslı Ruma ne yapardı?

***

Önce “nüfus mübadelesi” yalanını uyduran İşgal Rejimi, daha sonra kendi yalanına yeni bir yalan daha uladı:

Genelkurmay Özel Harp Dairesi Başkanlığı ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı yapmış olan Kemal Yamak, “Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler” kitabının 381-2’nci sayfalarda aleni bir şekilde Kıbrıs’ta toprak mübadelesi yapıldığı YALANını da yazar.

İşgal tarihi yalan tarihidir. Çünkü toprak hırsızının tek dayanağı kendi uydurduğu mitlerdir.

Bu yüzden Siyonist toprak hırsızları “Filistin bize tanrı tarafından vadedildi” der.

Filistin direnişinin anası Leyla Halid ise şöyle cevap verir onlara:

-“Bu topraklar bize vadedildi diyorlar. Sanki Allah emlakçı ve kendilerine tapu dağıtıyor!”…

About the author