1964’ten 1974’e: “Parlamentonuzu da Anayasanızı da sikeyim”…

Aziz Şah – Makarios, Üçüncü Dünya’nın devrimci liderleriyle Bağlantısızlar Hareketi içerisinde yerini aldı. İsmi Tito, Nehru, Cemal Abdül Nasır, Fidel Castro ile anılır oldu…

1955’te Bandung’da Üçüncü Dünya ülkelerinin konferansına katılır. 1961’de Belgrad’daki zirveye katılacağında “Bağlantısızlar Hareketi”ni “komünist bir yapı” olarak gördüğünü söyleyerek Makarios’un seyahatini veto eder Dr. Küçük ve “Kıbrıs’ın NATO içinde olmasının faydalı olacağını” söyler.

Küçük-Denktaş liderliği Kıbrıs Cumhuriyeti’ni terk ettikten sonra 4 Mart 1964’te Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye’nin de verdiği olumlu oyla Kıbrıs’ın tek temsilcisi olarak BM’de ilan edilir.

Sonra 1964 Yazı’nda ABD’nin Acheson Planı devreye girer ama o da başarısız olur. Bunun üzerine öfkelenen Mr. Acheson Ağustos 1964’te 1974 istilasına giden parolayı söyler, Nihat Erim ile Turgut Sunalp’a:

-“Özel olarak dostça söylüyorum, fazla kan dökmeden size ayrılan bölgeyi gidip askeri kuvvetle işgal edebilir misiniz? Eğer bunu yapabilecekseniz, gidip alın. Amerikan 6. Filosu karşınıza çıkmaz. Tersine sizi korur”…

Cumhuriyet 1964’te yıkılmayınca 15-20 Temmuz 1974’e giderken Kıbrıs’ta paramiliter örgüt enflasyonu yaşandı. Kıbrıs Cumhuriyeti gene yıkılmadı ama işgal edilerek ucubeleştirildi…

***

Meşhur “Johnson Mektubu” vardır, Türklerin ABD ile kriz olarak anlattığı… Milliyetçilik, olayları hep tek taraflı anlatarak mağduriyet ve kahramanlık söylemi üretir.

Aynı Başkan Johnson, Yunanistan’ın ABD Büyükelçisi Alexandros Matsas’a Acheson Planı’nı reddetmeleri üzerine 1964’te şöyle der:

-‘‘Sayın Büyükelçi o zaman dinleyin beni… Parlamentonuzu da Anayasanızı da sikeyim… Amerika fildir, Kıbrıs ise sivrisinek. Yunanistan da sivrisinektir. Eğer bu sivrisinek fili sokmaya devam ederse fil bir hortum vuruşuyla onları cehennemin dibine gönderir’’…

İşte, 15-20 Temmuz 1974 o filin vuruşuydu…

Johnson’un dediği gibi anayasamızı, toprağımızı, devletimizi becerdiler!

Johnson ile Matsas arasında geçen bu konuşmadan sonra, 1965’te Yunanistan’da darbe olur. Ardından, Yunanistan bir darbe sarmalına girer, darbe içinde darbe olur… İki yıl sonra gene darbe olur, 1967’de. Sonra, Cunta’ya karşı ayaklanma olur: 1973 Kasım’ında Atina’da Politeknik Üniversitesi’nde Albaylar Cuntası’na karşı ayaklanma başlar… Ayaklanmadan bir hafta sonra 25 Kasım’da yine darbe olur!

General Papadopulos’un sağ kolu CIA’nın ‘Gölge General’i Dimitrios İoannidis darbeye karşı darbe yapar. İşte, Kıbrıs’ta 15 Temmuz 1974 darbesini yapan Dimitrios İoannidis Yunanistan’da cunta içinde cunta ile iktidara böyle geldi.   

Enosis, Taksim, milli dava, megali idea hepsi hikâye… Hepsi ahmak Türk-Yunan milliyetçilerinin mastürbasyonu… Türklere bir mektup yazdı ABD Başkanı Johnson, Yunanlılara “Parlamentonuzu da Anayasanızı da sikeyim” dedi; Türkler ve Yunanlılar da ahmak ahmak birbirleri ile kavga ettiler. Hem kendi uluslarına hem de Kıbrıs halkına hayatı zehir ettiler, zilleti yaşattılar!

Savaşacaksaydınız ABD emperyalizmi ile savaşsaydınız, korkak kahramanlar!

Tarih tek taraflı anlatılamaz: Aynı anda Türkün, Yunanın ve Kıbrıslıların yaşadıklarını anlatmak yerine, sadece birine odaklanınca ‘mağduriyet ve kahramanlık edebiyatı’ndan başka bir şey kalmaz geride!

Makarios, siga siga Enosis fikrini terk edip 1968’de tek yanlı olarak barikatları Kıbrıslı Türklere açarak ve bağımsız bir devlet temelinde müzakereler ile normalleşme sürecini başlatınca hedefe oturtulur!

Her olumlu adımı baltalamak için bir karşılık verilir. Köfünye olayları, EOKA-B’nin kuruluşu, Makarios’a başarısız darbe…

ABD’nin Atina Büyükelçisi Henry Tasca 1971 yılında Amerikan Kongresi’ne Yunanistan’ın askeri diktatörlük dışında idare edilemeyeceğini söylüyordu… İoannidis’e göre de 1967’de gerçekleşen darbeden sonra 10-20 yıl geçmesi gerekiyordu normalleşmek için…

“Şili halkı bir Marksisti seçerek sorumsuzluk yapmıştır” diyen Kissinger gibi Yunan halkından korkuyorlardı, ancak askeri cunta ile zapt edebileceklerine inanıyorlardı Yunanlıları!

İoannidis Atina’da Papadopulos’a karşı darbeyi gerçekleştirdikten sonra, artık “bağımsız Kıbrıs” istediğini söyleyen Makarios’a sıra gelmişti.

İoannidis Ocak 1974’te ABD Büyükelçisi’ne şöyle der: “Kıbrıs ya yavaş yavaş Akdeniz’in Küba’sı olur, ya da %80’i Yunanistan ile birleşir”… Kalan yüzde 20 ise Türkiye’ye armağan… ABD emperyalizmi bile Acheson Planı ile Türkiye’ye bu kadar çok toprak hediye etmemişti!

İoannidis’in matematiği tutmaz: Kıbrıs’ın %37’si Türkiye’nin olur. Ha %20, ha %37, ne farkeder İoannidis için?

Yunanistan ve Kıbrıs’ın tarihini kana bulayan İoannidis ömrünü cezaevinde geçirdi. Cezaevindeki ölümünden sonra yayınlanır kendisi ile yapılan son röportaj 2010 yılında:

-Joseph Sisco ve Kissinger tarafından kandırıldım, der…

Çünkü darbeden sonra Türkiye’nin müdahale etmeyeceği garantisi verilmişti İoannidis’e.

Sonunda Başkan Johnson’un dediği olur: “Parlamentonuzu da Anayasanızı da sikeyim”…

Bu kimin zilletidir?

-Sam Amca’nın değil!

About the author