
Aziz Şah – 12 Ağustos 1974, ikinci harekâttan yaklaşık 30-35 saat önce…
Türk Dışişleri Bakanı masaya sözde müzakere edilmesi için kantonal bir harita koyar.
İngiliz Dışişleri Bakanı Callaghan’a, “Uzlaşmaya varılmazsa sorunun olduğu gibi bırakılması daha iyi olacaktır” der.
Sonra döner, “Klerides bu öneriyi kabul etmezse devrilir” der…
Ardından “Bay Klerides’ten karşı öneriler gelmesini kabul etmem” der…
En trajikomik olan ise Turan Güneş, 14 Ağustos’taki ikinci istila harekâtından saatler önce şöyle der:
-“Bizler oldukça yoğun dışişleri bakanlarıyız ve tüm zamanımızı Kıbrıs’a harcayamayız”…
Daha önemli ne işi vardı Mr. Güneş’in acaba Kıbrıs savaşının ortasında?
***
Yukarıda “Temel fıkrası”nı andıran bir anektod aktardım.
Turan Güneş inanmadığı bir kantonal plan koyuyor masaya sırf İngiltere’nin desteğini alıp zaman kazanmak için.
Sonra “ya Klerides bunu kabul edecek ya da devrilecek” diye tehdit eder…
Ardından da “Klerides buna karşı öneri koyarsa kabul etmem” der…
-Çünkü çok meşgul adamım ben!
51 senedir Türkiye’nin Kıbrıs tarihini nasıl düğümlediğini anlatıyor bu Turan Güneş fıkrası.
Gordiyon düğümü çözülmez. Kılıçla kesilir…
Size saçma sapan bir “Temel fıkrası” anlatan birine rasyonel bir cevap veremezsiniz.
Aklınızı izne çıkaracaksınız yoksa çıldırırsınız.
-Ya bu saçma sapan “Temel fıkrası”na son vereceksiniz, ya da saçmalığın parçası olup hiçleşmeyi kabulleneceksiniz!
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği “Temel fıkrası”na dekor olarak hiçleşmeyi kabullendi…
***
ABD emperyalizmi on yıllarca Kıbrıs’ta uşak yetiştirmek için “Conflict Resolution” faaliyetleri yürüttü.
Turan Güneş’in “Temel fıkrası” tadındaki konuşmasını okurken aklıma Conflict Resolution toplantılarında yaptıkları bir “exercise” geldi…
ABD emperyalizminin psikolojik harpçileri Kıbrıslıların ellerine çiğ yumurta verip kırmadan saatlerce tutmalarını istermiş sabretmeyi öğrenmeleri için…
Rumca konuşan bir Kıbrıslı dayanamamış,
-“Nedir be bu maskaralık” diyerek yumurtayı duvara savurtmuş…
İşte o yumurta/sabır testini ABD emperyalizmi Kıbrıslılara 51 sene boyunca Turan Güneş’lerin anlatacağı “Temel fıkraları”na dayanmaları için yaptırıyordu.
Bugün müzakere masasında oturan “liderlik” de ABD emperyalizminin yumurta tesinden geçen kadrolardır.
Yumurtayı kırmadılar. Ama onurları paspas oldu…
***
Velhasıl bu hikâye nereden geldi aklıma?
Turan Güneş sözde bir çözüm planı öneriyor 14 Ağustos’daki ikinci istila harekâtından saaatler önce…
Sonra da “Bizler oldukça yoğun dışişleri bakanlarıyız ve tüm zamanımızı Kıbrıs’a harcayamayız” diyor.
-“Ya Klerides kabul etsin ya da devrilecek” …
Sonunda ne oldu?
Güneş’in Callaghan’a söylediği oldu:
-“Sorunun olduğu gibi bırakılması daha iyi olacaktır”…
51 senedir olduğu gibi bıraktılar!
Şimdi Hakan Fidan’ı düşünüyorum…
100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin başında en çok bela olan Dışişleri Bakanı.
Kürt açılımı, Suriye’de Kürt sorunu, Colani meselesi, Irak’ta Kürt sorunu, İran meselesi, Lübnan meselesi, Kafkaslar, Rusya, Ukrayna, İsrail, AB ile pazarlıklar ve serseri mayın Trump…
Uyumaya vakti olmayan Hakan Fidan ise New York’ta “Kıbrıs sorunu” konulu yemeğe katılıyor Turan Güneş’ten 51 sene sonra!
Boşuna “Temel fıkrası” demedim…
14 Ağustos’taki ikinci istila harekâtından saatler önce Turan Güneş’in “başka işleri” vardı…
51 sene sonra Hakan Fidan bütün işini gücünü ve dünya meselelerini bıraktı; Hasan ile Tasos daha kolay alışveriş yapabilsin diye yeni kapı açılmasını görüşmek için New York’a gitti…
Boğazımıza kadar saçmalığa battık, başımız dimdik yürüyoruz.
Çünkü müzakereler bizi ahmaklaştırmak için yapılır.
“Temel fıkrası”na mantık çerçevesinde cevap verilmez.
Ya fıkranın dekoru olursunuz ya da fıkranın perdesini yırtıp özgürlüğe kaçarsınız…
Gordiyon düğümünü ya kılıçla kesersiniz ya da çözerken delirirsiniz!
Siz delirmeyi seçenlerden misiniz?
Turan Güneş’in delirttiklerine Hakan Fidan fiyonk bağlıyor.
