
Aziz Şah – 19 Temmuz günü Kıbrıs’ın işgal bölgesine geçerek kendilerine ait araziyi ziyaret eden beş Kıbrıslı Rum “mülke tecavüz” şikayetiyle gözaltına alındı.
20 Temmuz’da Kıbrıs’ın Türkiye tarafından işgalinin 51’inci yılında çıkarıldıkları mahkemede haklarında 3 gün tutukluluk kararı verildi.
Dün tutuklulukları 8 gün daha uzatıldı…
Fileleftheros gazetesinin verdiği haberin altında bir okur yorumu gördüm:
-“Topraklarımızı satan Yahudi (Simon Aykut) ile Alman kadın (Ewa Künzel) serbest kalana kadar esir olarak kalacaklar”…
Ölümlü Kıbrıslılar için bu kadar basittir bu dava!
***
En son söyleyeceğimi başından söyleyim…
-Bu tutuklama bugüne kadar herkese karşı tek başıma savunduğum tezin doğrulanmasıdır.
Bugüne kadar dedim ki:
-Toprak gaspçılarına karşı açılan davalar zorla yerinden edilen Kıbrıslı Rumların mücadelesinin sonucunda başladı.
-Elyordamıyla araştırma yaparak delil topladılar ve şikayette bulunup dava açılmasını sağladılar.
Zorla yerinden edilen Kıbrıslı Rumları Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği yalnız bıraktı.
İzlediğim davalardan ve zorla yerinden edilenlerin mücadelesinin ayak izlerini takip ederek ne kadar yalnız bırakıldıklarını anladım…
Buna karşın Kıbrıslı Türk federalist ve iki devletçi ayrılıkçılar şunu savunur:
-“Rum devleti bize topyekün savaş açtı. Hukuku araçsallaştırarak bizi köşeye sıkıştırmaya çalışır. Mülkiyet meselesi için poliste özel birim kurdu. Sistematik bir şekilde davaları planlayarak ilerliyor”…
Ortada sistematik hiçbir şey yok…
Aksine 1974’te zorla yerinden edilmiş Kıbrıslı Rumların elyordamı ile çabalaması var.
Trikomo’da tutuklanan Kıbrıslı Rumlar da bunun ispatıdır…
Ne işleri var Taşınmaz Mal Komisyonu’na satmak için başvurdukları araziye inşa edilen sitede?
-Satacakları malın değerini biçmeye çalışıyorlar, TMK tarafından kazıklanmamak için!
Çaresizliktir bu…
***
Diyor ki Kıbrıslı Türk federalist ve iki devletçi ayrılıkçılar: “Rum devleti poliste özel birim kurdu mülkiyet davaları için”…
-Bilir misiniz, ben o birime girdim 1 Ekim 2024’te…
Geniş bir lamarina kapısı var. Birimin adı “Criminal Investigation Department”…
-Ne oldu da o birimin kapısından içeri girdim?
Mensubu olduğum Pankıbrıslı Özgürlük Hareketi, 1 Ekim 2024’te Kıbrıs’ın bağımsızlık gününde protokol tribününün karşısında,
-“KIBRIS CUMHURİYETİ TEK ÇÖZÜMDÜR – APARTHEİD ÇÖZÜM DEĞİLDİR” pankartı açma kararı aldı. Tören alanına gittik…
Ben, Oz Karahan, Yorgos Tattis, Dinos Toumazos ve birkaç kişi daha…
Polis bize saldırıp pankartı gasp etti. Açmamıza müsaade etmedi. Oz ve Yorgos’u kelepçeleyerek götürdü…
Dinos ile arabayla peşlerine düştük!
Vardığımız yer Criminal Investigation Department’ti…
Yani Kıbrıslı Türk ayrılıkçıların “Rum devleti mülkiyet davaları için özel birim kurdu” dediği yer, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunduğu için yurtseverlerin tutuklanıp götürüldüğü polis birimidir!
***
Velhasıl…
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğini tanımlarken dört tane sıfat kullanırım yazılarımda:
-Basiretsiz.
-Tutarsız.
-İkiyüzlü.
-Korkak.
1974’te Trikomo’dan çocuk ya da genç yaşta kovulan beş Kıbrıslı Rum bugün işgal bölgesinde kendi topraklarını ziyaret ettiği için tutuklandıysa, bunun en önemli nedeni Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin özelde toprak gaspına genelde Türkiye’nin savaş suçlarına karşı yapması gerekenleri yapmadığı içindir.
Kim ki Türk işgaline karşı mücadele edilmesi gerektiğini söyler, Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinden aldığı cevap şudur:
-“Olumlu hava bozulmasın”…
2004’ten sonra Girne’nin yağmalandığı günlerde Talat-Hristofyas-Eroğlu-Anastasiadis görüşmeleri vardı.
-“Müzakerelerdeki olumlu hava zarar görmesin” diye Girne’nin yağmalanmasına ses çıkarmadılar…
Girne bitti!
Crans Montana öncesindeki “olumlu hava”da ise Trikomo bölgesi yağmaya açıldı…
Sıra Karpaz’a geldi!
Şimdi de Hristodulidis, Hakan Fidan ile kapalı kapılar ardında “olumlu hava” yaşıyor…
***
Andreas Kyprianu, Annie Kyprianu, Niki Gregoriou, Antonis Louca ve Gregory Gregoriou kendilerine ait gasp edilmiş arazilerin üzerine inşa edilen yerleşim biriminin (site) sakinlerinin şikayetiyle tutuklandılar.
-Yerleşimci hırsız ev sahibini bastırdı!
Dün gene tetikçi “Kıbrıs Türk basını” coştu…
Şu haber başlığına bakın:
-“Kuzeydeki Rum malları hakkında bilgi toplama ve casuslukla itham edilen 5 Kıbrıslı Rum 8 gün daha tutuklu”…
Bu başlığı görünce bir avukat arkadaşımı aradım uzunca konuştuk, bir de Kıbrıslı Rumların avukatını…
Bir davada itham aşaması en son aşamadır.
Deliller tamamen toplanır, soruşturma tamamlanır, raporlanır, dosya PGM’ye gider, oradan savcılığa iletilir. En son itham olunur!
Gazeteciyseniz eğer bunları bileceksiniz, haber yazıyorsanız kamusal sorumluluğunuz vardır, psikolojik harp aparatı gibi hareket edemezsiniz…
-“Casuslar” diye bağıramazsınız. Bu gazetecilik değil, tetikçiliktir…
Esir alınan Kıbrıslı Rumlara üç suçlama getirildi: “Askeri bölgeyi ihlal ederek kimliksiz kaçak giriş, mülke tecavüz ve genel rahatsızlık”.
-İtham edilen hiçbir suç yoktur!
Tetikçi basın “casuslar” diye bağırarak psikolojik harp yürütürken “barış gazeteciliği” yaptığını iddia edenler ne yazdı?
-Hiçbir şey! 5 Kıbrıslı Rum hiç tutuklanmadı sanki…
***
Haaa…
İşgal rejimi zorla yerinden edip topraklarını gasp ettiği Kıbrıslı Rumları “mülke tecavüz”le mi itham edecek?
Kıbrıs tarihinin en trajikomik davası olur…
