
Aziz Şah – Mustafa Akıncı 1958’den başlayarak seçimlere yönelik TC’nin müdahalelerini yazdı.
Kıbrıs’ın işgal bölgesinde ezici çoğunluğunu Türkiyeli yasadışı yerleşimcilerin oluşturduğu kitleyle yapılan seçimleri ilkeli ve tutarlı bir şekilde eleştiremez Akıncı…
Birincisi Kıbrıs’ta Türk işgali olduğunu kabul etmez, ikincisi yerleşimci sömürgeci nüfusu “çokkültürlülük” olarak görür…
***
1958’den itibaren arka arkaya Türkiye’nin müdahalelerini sırayıp Akıncı şunu söyleyemez:
-“Benden önce hepsi müdahale ile seçildi, bir tek ben 2015’te kendi kendime kazandım ama 2020’de Türkiye gene müdahale etti diye kaybettim”…
Bunu söyleyemeyeceği için tarihi eğip büktü Akıncı!
***
Akıncı’nın yazı serisi şu cümle ile başlıyor:
-“Kıbrıslı Türk toplumunda liderlik ve bilahare Cumhurbaşkanlığı seçimleri GENELLİKLE Türkiye’deki iktidarların müdahalelerine sahne olmuştur”…
“GENELLİKLE” ibaresini gördüğünüzde zaten anlıyorsunuz Akıncı’nın tarihi kendi kafasına göre eğip bükeceğini…
Mustafa Akıncı’ya göre 1958’den 2005’e kadar Türkiye seçimlere müdahale etti. Ama 2005’ten sonra vazgeçti…
2005’te Mehmet Ali Talat kendi kazandı…
2010’da Derviş Eroğlu da kendi kazandı…
2015’te Mustafa Akıncı da kendi kazandı…
Ama 2020’de Akıncı seçimi kaybedince müdahale etti Türkiye!
Böyle tarih yazımı olmaz. Bu sahtekârlıktır…
Akıncı kendi tarihsel konumunu ve ilkesiz siyasetini meşrulaştırmak için bir masal anlatıyor.
***
1958’den itibaren önce “Bize atak adam lazım” diye Faiz Kaymak’ın aday olması engellendi.
Zeka Bey ve Mithat Berberoğlu TC Elçiliği’ne çağırılıp tehdit edilerek adaylıktan çektirildi…
En sonunda Dr. Fazıl Küçük de Ankara’da Özel Harp Dairesi’ne çağrılıp uyarıldı ve seçimden çektirildi.
Büyükelçi Ercüment Yavuzalp’in ve Özel Harp Dairesi Başkanı Kemal Yamak’ın anı kitaplarına bakabilirsiniz bunlar için.
Yani 1958’den 1976’ya kadar Ankara’nın “tek aday”lı “seçim”leriyle idare edildik.
***
Akıncı şöyle diyor:
-“2005’te Annan planı süreciyle değişen konjonktür Denktaş’ın yeniden adaylığına olanak vermedi”…
Yani “müdahale”nin adı “konjonktür” oldu…
Dalga mı geçen Mustafa bey?
Tarihimizdeki en büyük seçim müdahalesi 2005’te oldu.
Türkiye 45-50 sene kullandığı, uğruna nice nitelikli Kıbrıslı Türk aydınını ve liderini harcadığı, Türk dış politikasını emanet ettiği Denktaş’ı tarihin çöp deliğine attı ve üstüne sifonu çekti…
“2005” tarihimizdeki en ibretlik “seçim müdahalesi”dir.
Siz varlığınızı Türk varlığına armağan edersiniz, Türkiye’nin çıkarlarını kendi toplumunuzun yokoluşuna tercih edersiniz, TC Devleti’nin politikasına uygun düşmediğinizde sizi değiştirip yerinize başka bir biblo koyar!
Denktaş Türkiye’nin çıkarları için, 1990’lı yıllarda Girne’de “kimlikle girişlere hayır” eylemi yapanlara karşı,
-“Gelen de Türk giden de Türk, beğenmeyen çeksin gitsin” diyen bir zattı…
Denktaş kendi toplumunu kendi ülkesinden kovdu Türkiye’nin yerleşimci sömürgeci politikalarını savunmak için.
İşte böyle bir hizmetkârını 2005’te bozuk para gibi harcadı Türkiye…
***
Mustafa Akıncı’nın “2005’ten sonra sadece 2020’de seçime müdahale edildi” anlatısı bir masaladır.
2005-10 döneminde Mehmet Ali Talat’ın ses kayıtları var Youtube’da Erdoğan’ı seçime müdahaleye çağıran… Ayrıca Dimitris Hristofyas’a “Seçimi kazanacağını çünkü Erdoğan’ın kendisini desteklediğini” söyledi, Hristofyas da anılarına yazdı…
Kıbrıs’ın işgal bölgesinde seçmen sayısı her 5 senede ortalama 15 bin artar. İlk defa 2003-5 döneminde (ve daha sonra 2020’de) 20 binin üzerine çıktı.
Anormal seçmen sayısındaki anormal artış bile müdahaleyi gösterir…
Ne yaman tavşandır şu yerleşimci seçmen tavşanı, 15 bin-20 bin çoğalır!
-Anasından da 18 yaşında doğar…
Seçime müdahale Türkiyeli yerleşimci nüfusun kendisidir.
Akıncı’nın “2005’ten 2020’ye müdahale olmadı” masalı anlatmasının nedeni “2015’te ben kendim kazandım, 2020’de müdahale edip kaybettirdiler” diyebilmek içindir.
Hatta daha da trajikomiği Akıncı şöyle diyor:
-“(2015’te) Türkiye’deki yönetimin beklentisi de arzusu da seçimi benim kazanmam değildi”…
Yani Akıncı “Türkiye’ye rağmen kazandım” diyor…
Denktaş’ın tek bir doğru sözü varsa o da şudur:
-Türkiye’nin istemediği kimse seçim kazanamaz!
2015’te nüfusun taşıma olduğu bu yerleşimci kolonizasyonunda %60’la nasıl seçim kazandı Akıncı?
2020’de Akıncı seçimi kaybettikten sonra T24’e verdiği röportajda şöyle dedi:
-“Köken itibariyle Türkiye’den gelip buraya yerleşen; çeşitli köylerde, mahallelerde yoğunlaşan insanlar var. Açıp bakarsanız onların sandıklarının nasıl kontrol altına alındığı açıkça görülüyor. Yani İskele bölgesindeki, Mağusa bölgesindeki birtakım köy ve mahallelerde Türkiye yönetiminin ağırlığı çok açık bir biçimde görülüyor”…
22 Ocak 2018 linçinden sonra ‘Cumhurbaşkanı’ iken İskele’de,
-“Çokkültürlülük zenginliğimizdir” diye yerleşimcilere hitap eden Akıncı, aynı İskele bölgesinde yerleşimcilerin oyuyla kaybedince müdahaleden bahseder oldu!
“Ben kazandığımda kendim başardım, ben kaybettiğimde müdahale oldu” diyemezsiniz.
İlkeli ve tutarlı olacaksınız.
Ve tarih sizin ilkesizliklerinizi meşrulaştırmak için anlatılan bir masal değildir, Baylar!
Ya yerleşimci sömürgeciliğine karşısınız, ya da savaş suçlarının avukatısınız!
