Beş Kıbrıslı Rum esir: İnsan onurunun ayaklar altına alınması!

Aziz Şah – 19 Temmuz’da Trikomo’da işgal rejimi tarafından esir alınan beş Kıbrıslı Rumun Cuma günkü duruşmasındaydım. Perşembe günü hasta olduğum için Trikomo’daki duruşmaya gidemedim… Ama Cuma sabah 9’dan gece yarısına kadar Askeri Mahkeme’de devam eden duruşmada gördüğüm rezillik yeterliydi.

İşgal rejimi beş Kıbrıslı Rumu esir aldı: Andreas Kyprianu, Annie Kyprianu, Niki Gregoriou, Antonis Louca ve Gregory Gregoriou…

***

Savcının birinci iddiası şuydu:

-Önceden suç işlemeyi planladılar, bunun için de içlerinden bir tanesi kimliğini ibraz etmeden Akyar kapısından geçti, diğer dördü de buna ortak oldu. Suçu da zaten işlediler: Annie Kyprianu’nun ata toprağını ziyaret ettiler, sonra da Bogazi’de kahve içtiler…

Polis ise, “Bilgi var, duyum aldık ve iddialar var kaçacaklar. Bu yüzden 3 ay tutukluluk talep ederiz” dedi.

Avukat sorar: Neden üç ay?

Polis cevap verir: Ancak hazırlarız dosyayı!

Savcının ikinci iddiası:

-Polis duyum aldı ve iddialar var. Kefil ve teminatla serbest kalırlarsa yüce “KKTC adaleti”nden kaçacaklar!

Tam olarak Denktaş’ın 25 sene önce hayal ettiği “delilleri gördüm” yargısı…

Saçmalık karşısında gülersiniz. Ama insan onurunu ayaklar altına alan saçmalık güldürmez…

Mahkeme salonunda ayakta durmakta ve oturmakta zorlanan insanlar Yiğitler Burcu’ndan atlayıp kaçacaklar!

Mahkeme 3 ay değil de 13 gün tutukluluk kararı alınca, insanlık onuru daha az aşağılanmadı…

***

60 yaşın üzerinde beş Kıbrıslı, hastalıklarını yazsam roman olur…

“Kaçak olarak” Kıbrıs’ın işgal bölgesine “kimlik göstermeden” girdiği iddia edilen Gregory Gregoriou prostat kanseri geçirmiş ve ameliyat olmuş. Sürekli tuvalete gitmesi gerekiyor. Bu yüzden mahkeme sürekli ara verdi. O aralardan birinde kendisiyle tuvalete gittim. Girdi ihtiyacını gördü, çıktı. Andrea girdi tuvalete. Sonra Gregory tekrar tuvalete girmek zorunda kaldı.

-Muhterem mahkemeniz 13 gün hapse gönderdi bu adamı üzerine işesin diye?

Kalp pili olan Niki mide bulantısıyla dışarıya çıkınca peşinden çıktım. İngiliz’den kalma kolonların yanına çöktü…

Annie’nin eşi Andreas Kyprianu savcı tarafından sorgulanırken ayakta duramıyordu.

Defterime şu notu aldım:

-“İskemle istedi oturdu. Adamın suratında acı var”…

Geceyarısı saat 11’e doğru içlerinden en yaşlısı olan “Antonis’in ilaç saati geldi”ğini söyledi Avukat.

-“İlaçlar polis arabasında” dedi. Bir lenger ilaç geldi…

Savcı duruşma boyunca bu insanlara,

-“Sizin hapse girmenizi engelleyecek ciddi bir hastalığınız yoktur” diye saldırıp durdu.

-“Eğer ciddi bir hastalığınız olsaydı rapor getirirdiniz” dedi…

-“Buraya gezmeye gelirken tutuklanacağımızdan haberimiz yoktu, sağlık raporu getirmeyi akıl edemedik” dedi bir tanesi.

Niki, Savcı’nın sağlık sorunlarını küçümsemesine öfkelendi,

-“İsterseniz kalp pilimi çıkarıp göstereyim” dedi…

Bir senedir başta Simon Aykut olmak üzere toprak gaspçılarının davalarını izlerim Kıbrıs’ın özgür bölgesinde. Hiç böyle rezillik görmedim…

Türk-İsrail vatandaşı Aykut’un duruşmalarının yarısından fazlası sağlık hakkıyla ilgiliydi. Kasa kasa sağlık raporu geldi. Defalarca test yapıldı ve muayeneden geçirildi. Tabipler ifade verdi. Bir senedir “prostat kanseri” olduğunu iddia eder toprak hırsızı Simon Aykut…

Son olarak, “Benim kanserimi sadece İsrail’de tespit edebilirler, beni İsrail’e gönderin” diye tekrar itiraz etti.

Kıbrıs Cumhuriyeti mahkemesi ise Aykut’a, Kıbrıs’ta istediği doktora ve hastaneye bakınabileceğini söyledi. Kimse Aykut’un sağlık hakkını küçümsemedi…

Kıbrıs’ın işgal bölgesinde esir alınan 5 Kıbrıslı Rumun duruşmasında ise Savcı ile kalp pili olan Niki Gregoriou arasında şöyle bir diyalog geçti:

-Tutuksuz yargılanırsan bu kadar sağlık sorunuyla ne yapacaksın?

-Burada hastaneye gidersem bakarlar heralde, ölüme terk edecek değiller ya beni?

-Nerden biliyorsun bakacaklarını?

İnsanın kafasına çivi gibi giriyor bu sözler.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Alt Mahkemesi’nde ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde toprak gaspı suçundan yargılananların davalarını izledim.

Ağır Ceza’nın salonundan dağdaki bayrak görülür…

Ama hiçbir toprak gaspçısına böyle insanlık dışı muamele edildiğini görmedim.

Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti bir devlettir ve İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraftır. Yükümlülüklerini yerine getirmezse bedel öder…

***

Sabah 9’dan gece 11’e kadar mahkemedeydim. 14 saat…

Duruşma boyunca dişlerimi ve yumruğumu sıktım.

Saçma sapan bir kumpas vardı karşımızda.

Trikomo’daki ata toprağını ziyaret ettiği için Annie hanım, eşi ve dostları işgal rejimi tarafından esir alındı.

Batı Şeria’da bir Filistinli gibi…

Türk işgal rejimi, İsrail kadar güçlü olsa Kıbrıslılara beş beterini yapacağını gösterdi!

Genellikle siyasette ve yargıda yaşanan saçmalıklar “tiyatro”ya benzetilir. Bu tiyatro sanatına hakarettir…

Absürt tiyatronun saçmalığıyla işgal rejiminin saçmalığı bir tutulamaz!

Absürdün saçmalığı öğretir, işgalin saçmalığı insanlıktan çıkarır!

Saçmalık karşısında gülersiniz. Bu davada insanlık onurunun gördüğü muamele karşısında öfkelendim sadece…

Zaman zaman ayağa fırlayıp savcıya itiraz etmek geçti içimden ve avukatın yerine de konuşmak istedim!

-Gardiyan, Niki’nin kalbi durmasın…

-Gardiyan, Gregory’yi tuvalete götür…

-Gardiyan, Antonis’in ilaç saati geldi…

(Yerimiz bitti. Yazı bitmedi. Yarına devam…)

About the author