
Aziz Şah – Denktaş’ın sesi yankılanıyor:
-Delilleri gördüm!
-Delil yoksa delil bul!
***
19 Temmuz günü Trikomo’daki atatopraklarını ziyaret ettiği için Annie Kyprianu, eşi ve arkadaşlarıyla işgal rejimi tarafından rehin alındı.
Mahkeme salonunda oturuyoruz…
Polis çavuşu konuşurken 25 sene öncesine gittim!
Delil yok. Duyum var. Kamera görüntüsü yok. İddia var. Belge yok, şahadet yok, yok yok…
Polis diyor ki “4000 mail var”…
-Bize 3 ay verin, suç bulacağımıza eminiz!
Denktaş’ın sözünü yazsınlar mahkeme salonlarında duvara:
-“Delilleri gördüm”…
***
7 Temmuz 2000’de Denktaş ile GKK Komutanı Ali Nihat Özeyranlı’nın casusluk komplosu sonucu Şener Levent, Ali Osman, Harun Denizkan ve Mehmet İnancı ile bir astsubay ve eşi gözaltına alındı.
Önce, “Belgeleri gördüm, Şener Levent ve arkadaşları casustur” demesi için Sivil İşler’de çalışan bir memuru ikna etmeye çalıştılar. Kıbrıslı memur yalancı tanıklığı kabul etmeyince, elini masaya vurdu GKK Komutanı Tuğgeneral Özeyranlı!
Sonra, Denktaş beklediği sonucu alamayınca “Delilleri gördüm” diye kendini attı ortaya. Ama delil yoktu…
Başsavcıya,
-Delil yoksa delil bul, dedi.
Başsavcı,
-O halde istifa ederim, diye karşılık verdi.
***
25 sene sonra aynı mahkeme salonunda aynı yerde oturuyorum.
5 Kıbrıslı Rumu yargılamak için tutukluluk ve kefalet durumu görüşülüyor…
-Delil yok. Kamera görüntüsü yok. Belge yok. Şahadet yok!
Denktaş’ın sesi yankılanıyor:
-Delilleri gördüm!
-Delil yoksa delil bul!
***
19 Temmuz günü Türk işgal rejimi, 60-70 yaşlarında beş Kıbrıslı Rumu rehin aldı.
Andreas Kyprianu, Annie Kyprianu, Niki Gregoriou, Antonis Louca ve Gregory Gregoriou…
Akyar barikatından arabalarıyla Kıbrıs’ın işgal bölgesine geçtiler. İçlerinden biri sözde kimliğini ibraz etmemiş! İlginç bir şekilde barikatta kameraler da bozukmuş o gün…
Kimliğini ibraz etmediği iddia edilen Gregory’nin sayfalarca giriş-çıkış kaydı var. Yani o güne kadar kimliğini gösterip geçen adam, o gün “suç işlemeye” karar vermiş…
Sonra da Annie hanımın Trikomo’daki toprağına giderek üzerine yapılan “site”ye bakmışlar. Akabinde de “site sakinleri” ya da inşaat şirketi tarafından şikayet edilerek kendi mallarını ziyaret ettikleri için “mülke tecavüz”den tutuklandılar!
Olayın özeti bu…
-Yerleşimci hırsız toprak sahibini bastırdı!
1974’te Türkiye’nin zorla yerinden ettiği Kıbrıslı Rumlar kendi topraklarını ziyaret ettikleri için “mülke tecavüz”den yargılanıyor.
31 Temmuz günü Trikomo’daki duruşmada Andreas Kyprianu ve Annie Kyprianu’ya “mülke tecavüz”, “genel rahatsızlık” ve “kişisel verilere erişim” iddiasıyla 3 ay tutukluluk verildi.
1 Ağustos’ta ise hepsine birden “askeri bölgeyi ihlal”den 13 gün tutukluluk verildi.
Polis dava açabilmek için “delil bulmak” amacıyla süre istiyor…
Aynen Türkiye’deki mahkemelerde olduğu gibi:
-Önce tutuklayalım, sonra delili icat ederiz!
4000 maili geriye dönük inceleyip suç bulacaklarına inanıyorlarmış!
2022’de “casus” diye tutukladıkları Andreas Soudjis’i 21.000 belge inceleyip Google’da bulabileceğiniz 5 adet fotoğraftan dolayı bir ay hapis yatırmışlardı.
Şimdi de 4000 mail incelemek için 3 ay tutukluluk aldılar…
Zaten mahkeme böyle davalarda soruşturma süresi kadar ceza verir ki kimse “alacaklı” olmasın!
“Bağımsız Kıbrıs Türk yargısı” safsatasına inananlar için deniz bitti…
Gerçeğin çölüne hoşgeldiniz:
-Önce bir tutukluluk kararını alalım sonra suçu buluruz, diyor polis.
Beş Kıbrıslı Ruma yönelik 3 ay ve 13 günlük tutukluluk için toplumumuzun kıdemli hukukçularından Hasan Sözmener şöyle yazdı:
-“Bizde ceza davaları, Türkiye’de olduğu gibi iddianame yazılarak değil, birkaç satırla yazılarak açılmaktadır. Soruşturması tamamlanmış bir ceza davası en geç bir saat içerisinde yazılıp dosyalanabilir. Bu nedenle 13 günlük ve 3 aylık tutukluluğu bu bilgi ışığında değerlendirmek gerekir. böyle değerlendirdiğimde ortaya çıkan, yargının büyük bir yara aldığıdır”…
***
Polis mahkeme salonunda Kıbrıslı Rumlar için 3 ay tutukluluk isterken “Duyum aldık kaçacaklar” diyor.
Savcı hiç sorgulamadan aynen tekrar ediyor polisin sözünü,
-“Polis duyum aldı, iddia var, Kıbrıslı Rumlar yargılanmamak için kaçacak” diyor…
Avukat soruyor: Bu bilginin kaynağı nedir?
Denktaş’ın sesi yankılanıyor:
-Delilleri gördüm!
-Delil yoksa delil bul!
Ama Denktaş’a, “O halde istifa ederim” diyen Başsavcı 25 sene sonra bugün artık yok!
