
Aziz Şah – 51 senedir Türk işgal rejimi, 20 Temmuz 1974 istilasıyla yarattığı oldubittinin kalıcı olması için ne gerekiyorsa onu yaptı.
Önce yerlileri kovdular, yerlerine Türkiye’den yerleşimci nüfus taşımaya başladılar. Sonra da çıkardıkları yasalarla “dilde, kanda, kültürde” Türklüğü temel alan ırkçı apartheid rejim inşasına giriştiler.
10 Eylül 1974’te işgal rejimi “Otonom Yönetim” adı altında Kıbrıslı Türklere “pembe”, Rumlar ile Maronitlere “açık mavi”, üçüncü ülke vatandaşlarına da “beyaz” kimlik vererek açıkça ırkçı bir apartheid inşasına başladı.
20.000 Kıbrıslı Rum evlerinde yaşarken, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın 2 Mayıs 1975 tarihli “yönetmenlik”i ile yerleşimci nüfus kolonizasyonuna başladılar.
Rejim 1975’te Rum ve Ermenileri kendi vatanında “yabancı” ilan ederek Yabancı Taşınmaz Malları Yasası ile mallarına el koydu.
1977’de alınan 1983’te yürürlüğe konan Maronitlerin taşınmazlarına el konulması emirnamesi ile devam etti bu toprak gaspı ve yerleşimci apartheid rejim inşası…
İşgal rejiminin “KTFD” adı altında Rumların ve Ermenilerin mallarına el koyduğu Yabancı Taşınmaz Malları Yasası ile İTEM Yasası’nın yolu açıldı.
-Bugün “Eşdeğer” diye bildiğiniz İTEM Yasası’dır!
Önce toprak gaspı için “yasal” kılıf uyduracaksın ki sonra tahsis, eşdeğer, mücahit puanı, kırsal kesim arsası diye yağmalayıp kolonileştiresin…
“Yabancı Taşınmaz Malları Yasası” ile Rum ve Ermenilerden gasp edilen malları İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası’nı çıkarararak yağmaya açtılar. Yani meşhur İTEM Yasası…
***
Bizim ahali sık sık,
-“Başımıza ne geldiyse bu İTEM belası yüzünden geldi” der…
Ama galiba “İTEM”in açılımını bilmezler…
İTEM belasının “E” harfi Eşdeğer’dir!
İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası…
İTEM yani Eşdeğer, KKTC anayasasının 159’uncu maddesine dayanır ve AİHM’in 2001 tarihli kararı ile İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı ilan edilmiştir.
Eşdeğerin uluslararası hukukta ve AİHM nezdinde hiçbir karşılığı yoktur.
Bu gerçeği işgal rejiminin “KKTC” Yüksek Mahkeme Başkanlığı’nı yapmış olan Taner Erginel de “Uluslararası Hukuk ve Kıbrıs Türkleri” kitabında yazmıştır:
-“Biz KKTC yasalarına bakarak güneyde eşdeğer malı olanların veya kuzeyde bir malı satın alıp üzerine inşaat yapanların daha haklı durumda olduğunu düşünüyoruz. Ne var ki bunlar kendi hukuk düzenimizin (işgal rejiminin) oluşturduğu düşüncelerdir. Rum (Kıbrıs Cumhuriyeti) mahkemelerinin bu iddiaları kabul etmesi söz konusu değildir”…
“Eşdeğer” işgal rejiminin bir havucudur. 1974’ün oldubittilerini Kıbrıslı Türklere kabul ettirmek için işgal rejiminin uydurduğu, hukuki hiçbir temeli olmayan bir safsatadır.
“Eşdeğer” Türkiye’nin işgal ettiği Kıbrıs topraklarındaki etnik homojenleştirme için kullandığı bir araçtır.
Eşdeğer ya da İTEM yasası, Kıbrıslı Rumların tapularını geçersiz sayan KKTC anayasasının 159’uncu maddesine dayanır.
Rejim ihtiyaç duydukça İTEM Yasası’nı değiştirdi. En sonra CTP-DP tarafından 1995’te gasp edilmiş Rum mallarına sahte koçan verilerek yağmanın önü açıldı.
-“KKTC hukukunda yasal” diyerek suçu savunamazsınız!
“Eşdeğer” mal satmak Kıbrıslı Rumların insan haklarını gasp etmektir.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2001’de Türkiye’ye karşı açtığı davada AİHM şöyle der:
-“Mahkeme “KKTC” makamlarının Kıbrıslı Rumların kuzeydeki mal ve mülkleri açısından, mülkiyet haklarını tanımadığına ilişkin Komisyon saptamasını göz önüne almaktadır. Bu kasıtlı yoksun alıkoyma eylemi “KKTC Anayasası’nın 159’uncu maddesi”nde somutlaştırılmış ve “52/1995 sayılı yasa”da uygulama alanı bulmuştur. Bu durumda, yerlerinden edilen kişilerin mülklerine yapılan müdahalenin meşruiyetinin “KKTC” mahkemelerinde sorgulanmasının imkânı yoktur”…
KKTC’yi savunmak ile İTEM’i savunmak ve Eşdeğeri savunmak arasında hukuki-siyasi olarak hiçbir fark yoktur.
2001 tarihli AİHM kararı Eşdeğeri, İTEM’i ve onların dayanağı 159’uncu maddeyi İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı ilan eder:
-“KKTC Anayasası’nın 159’uncu maddesi”ne dayanılarak başvuranlar (Kıbrıslı Rumlar) tapusunu yitirmiş sayılamaz, çünkü bu madde Sözleşme’ye aykırı olduğu için geçersiz sayılır”…
“Eşdeğer” dediğiniz, Türk işgal rejiminin Kıbrıslı Rumların tapularını geçersiz ilan ederek mallarını gasp etmesidir.
***
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 303A Ceza Yasası’na göre bu bir suçtur.
Gasp edilmiş Rum malını (eşdeğer, tahsis, mücahit puanı veya kırsal kesim arsası) satan, satış reklamını yapan, sözleşmesini yapan, üzerine inşaat yapan, inşaatı reklam eden, inşaatı satın alan suç işlemiştir.
Simon Aykut bugün bu yasadan dolayı yargılanır.
Aykut’a toprak satanlar, yaptığı evleri reklam edenler ve satın alanlar 303A Ceza Yasası ile toprak gaspı suçu işlemiştir.
Özetle, Kıbrıslı Rum mallarını satanlar, alanlar, aracılık edenler, üzerine inşaat yapan ve pazarlama sürecinin her aşamasına katılanlar 7 yıla kadar hapislikle yargılanır.
“Eşdeğer mal” Türkiye’nin savaş suçlarını bir meşrulaştırma aracı olarak kullanılamaz.
“Eşdeğer” işgal bölgesini Türkleştirmenin kılıfıdır, ırkçılığın ve taksim siyasetinin bir pratiğidir.
“Eşdeğer” Türkiye’nin savaş suçlarının örtüsüdür, Kıbrıslı Türkleri savaş suçlarına ortak etme aracıdır, meşrulaştırılamaz!
