
Aziz Şah – 19 Temmuz’da Trikomo’da ata topraklarını ziyaret eden 60-70 yaşlarındaki beş Kıbrıslı Rum, TC Devleti’nin işgal rejimi tarafından esir alındı.
Suçlandıkları şey, 1974’te zorla yerinden edilen Annie Kyprianu’nun kendi toprağında “mülke tecavüz” etmesi!
Uzun zamandır bu tutuklamaları bekliyordum…
Çünkü zorla yerinden edilen Kıbrıslılar 51 senedir Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği tarafından yalnız bırakıldı. Siyasi ve hukuki mücadelesini kendi başına veriyor bu insanlar, el yordamıyla…
-Devletsiz gibi!
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde açılan davaların ve yapılan tutuklamaların tamamı 1974’te zorla yerinden edilen Kıbrıslıların mücadelesi ile gerçekleşti.
Başta toprak gaspçısı Simon Aykut’a olmak üzere açılan davaları Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti açmadı.
İşte bu yüzden zorla yerinden edilen Kıbrıslıların tutuklanmasını bekliyordum…
-Davalar ancak böyle durdurulabilir!
Bu tutuklamaların işaret fişeği Eylül 2024’te atıldı. Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği ise bu “işaret fişeği”ni görmezden geldi ve gereğini yerine getirmedi…
1974’te evlerinden kovulan Mağusalılar ile birlikte işgal bölgesine ziyarete gelen DİSİ destekli Paralimni Belediye Başkanı Yiorgos Nikolettos ve AKEL destekli Derinya Belediye Başkan Yardımcısı Nikos Lillis’in 2024 Eylül’ünde işgal bölgesine geçişi yasaklandı.
Kıbrıs Haber Ajansı şu şekilde bildirmişti:
“31 Ağustos’ta Paralimni-Derinya Belediye Başkanı Yiorgos Nikolettos, Derinya Belediye Başkan Yardımcısı Nikos Lillis, ‘Adouloti Kato Deryneia’ Komitesi üyeleri ve mülteciler, işgal altındaki bölgeleri ziyaret etti. Yasadışı rejim, onları casuslukla suçlayarak kontrol noktasından geçmelerine izin vermedi”…
Zorla yerinden edilen Mağusalıların işgal bölgesine ziyareti üzerine iki belediye başkanı rejim tarafından kara listeye alındı…
Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği elindeki hukuki, siyasi, diplomatik ve ekonomik araçları Kıbrıs’ın kurtuluşu için kullanmadığı için zorla yerinden edilen Kıbrıslılar bireysel mücadele veriyor.
Toprakları işgal edilen Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’nin yapması gerekenleri zorla yerinden edilen vatandaşlar yapıyor: El yordamıyla delil ve belge toplayıp, kendi tapularıyla gasp edilen mallarının fotoğrafını çekip polise başvuruyorlar…
1974’te gasp edilmiş toprağı için hukuk mücadelesi veren 60-70 yaşındaki Kıbrıslılar da Türk Devleti için açık hedeftir!
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği görevini yapmadığı için 19 Temmuz’dan beridir Andreas Kyprianu, Annie Kyprianu, Niki Gregoriou, Antonis Louca ve Gregory Gregoriou Türk işgal rejiminin esiridir.
5 Kıbrıslı Rumun davası, Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin toprak gaspına ve kolonizasyona karşı mücadele etmediğinin ispatıdır.
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği görevini yerine getirseydi, Annie hanım babasının toprağına ayak bastığı için bu şekilde tutuklanamazdı…
***
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin gövdesini, beynini, kollarını ve bacaklarını AKEL ve DİSİ oluşturur. Makamları kendi aralarında paylaştılar. Devlet reflekslerini onlar belirler.
Mağusalılarla beraber işgal bölgesini ziyaret ettikleri için AKEL ve DİSİ’nin iki belediye başkanının kuzeye geçişi yasaklandı.
Ama DİSİ ve AKEL kendilerinden olan iki belediye başkanının gördüğü bu muamele karşısında seslerini çıkarmadılar…
DİSİ ve AKEL işgal rejimi karşısında kendilerinden olan belediye başkanlarına bile sahip çıkamadı. Kaldı ki kendi desteklemedikleri -Örneğin üniter Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunan ve zorla yerinden edilen Kıbrıslıların geri dönüş hakkı için mücadele eden- belediye başkanları olsa bile sahip çıkmaları gerekirdi.
Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşlarının işgal rejimi tarafından seyahat hakkı engelleniyor. Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği ise sesini çıkarmıyor…
Titiana Loizidou gibi,
-“Evime gidemiyorum, vatanımda özgürce dolaşamıyorum, işgal rejimi seyahat özgürlüğümü engelliyor” diye AİHM’e başvurabilirlerdi…
Ona da cesaret edemediler “müzakerelerdeki olumlu hava” bozulmasın diye herhalde!
Yarım asırlık işgal ile Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin beyni felç olmuştur. Basiretsiz, tutarsız, ikiyüzlü ve korkaktır…
Basiretsizlik içinde bulunulan durumu ve geleceği değerlendirememe ve öngörüde bulunamamak demektir. Kavrayamayınca ve öngöremeyince eyleme geçemezsiniz. Felç olursunuz!
51 senedir bu böyledir…
***
Zorla yerinden edilen kadınların 1975’ten 1989’a kadar devam eden Women Walk Home mücadelesi sözde “barış görüşmeleri”ndeki “olumlu hava”yı baltalıyor diye Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği tarafından engellenmişti…
Sonrasında bu mücadele sırasında tutuklanan yüzlerce kadından biri olan Titiana Loizidou’nun davasıyla AİHM’in kapısı açıldı!
Kıbrıs Cumhuriyeti elitleri mücadele edenlere karşıdır ama mücadeleyi gasp edip içini boşaltmaktan geri durmaz…
Türk-İsrail vatandaşı yerleşimcibaşı Simon Aykut’un davası Hristodulidis’in seçilmesinden 3 sene önceye kadar gider. Ama kendisi başlatmış gibi lanse eder bu davayı…
Hristodulidis’in toprak gaspı konusunda tek bir “başarı”sı vardır: BM Genel Sekreteri Guterres’in kişisel temsilcisi Holguin’in gelişi ile Akan Kürşat’ın davasını geri çekti Savcılık!
Başta Simon Aykut olmak üzere bütün açılan davalar ve yapılan tutuklamalar zorla yerinden edilen Kıbrıslıların mücadelesi sonucunda gerçekleşti.
İşte bu yüzden beş Kıbrıslı Rum işgal rejiminin hapisanesinde esirdir!
