
Aziz Şah – 1996 Temmuz ve Ağustos’unda arka arkaya öldürüldü Kutlu Adalı, Tasos Isaak ve Solomos Solomou. Arka arkaya ve aynı güçler tarafından…
Komuta kademesinde aynı generaller vardı, TC Sömürge Valisi aynı kişiydi, Ankara’nın emrindeki Polis Genel Müdürü aynı kişiydi…
Kutlu Adalı’yı Türkiye’den öldürmeye gelenlerin Kıbrıs’a giriş yaptığı Timbu (Ercan) Havalimanı’nı da, Derinya’da Isaak ve Solomou’yu öldürmeye gidenlerin geçtiği kapıyı da aynı yerden emir alan askerler ve polisler tutuyordu.
Liberaller hep, “Annan Planı kabul edilseydi, şöyle olacaktı, böyle olacaktı” der ya…
Eğer Annan Planı kabul edilseydi Kutlu Adalı, Tasos Isaak ve Solomos Solomou cinayetlerinin sorumluları, onların çocukları ve bilfiil cinayetlere katılan yerleşimciler “federal Kıbrıs” vatandaşı olacaktı.
Liberaller şöyle diyecektir: “Ne var yani Annan Planı’yla katiller vatandaş olacaksaydı; geçmişe sünger çekmek gerekir!”
Onlara karşı şu cevabı veririm:
-“Kıbrıs’ta savaş suçlarını ve insanlığa karşı işlenmiş suçları aklayacak, yasallaştıracak ve meşrulaştıracak her türlü girişim sonsuza dek ters tepecektir!”
Adaletsizliği kurumsallaştırarak barışa ulaşılmaz!
***
18 Nisan 2004’te “Hürriyet” gazetesinin “Kelebek” ekinde KKTC vatandaşı olan Türkiyeli ünlülerin listesi yayınlanmıştı.
Haberde şöyle deniyor:
“Liste, Başbakan Mehmet Ali Talat tarafından BM yetkililerine verildi. 269 bin 362 kişilik nüfus sicil kayıtlarına ulaşan Hürriyet, bu kayıtlardan Türkiyelilerin listesini ayıkladı”…
Eğer Annan Planı kabul edilseydi bu “beyaz Türkler”, Kıbrıs’taki Türk işgali üzerinden AB vatandaşı olacaktı…
Bu yüzden Hürriyet gazetesi doğal olarak sordu: “Annan Planı’na ne diyeceksiniz?”
41 bin kişilik listede “Susurluk”un kasası olan offshore banka sahibinden tutun, Tasos Isaak, Solomos Solomou ile Kutlu Adalı cinayetleri sırasında yetkili olan komutanlara kadar geniş bir yelpaze var.
Annan Planı’na “evet” diyeceğini beyan eden Sanayi eski Bakanı Yalım Erez, “1988 yılında önce bize, sonra ailelerimize vatandaşlık verildi” diyor…
Her dönemin gazetecisi Nazlı Ilıcak, 1974’te silah zoruyla gasp edilmiş bir ev almış Bellapais’te.
-“Referandumda Kıbrıs’ın AB’ye girmesini olumlu bulduğum için oyum ‘evet’ olacak” diyor…
Nazlı Ilıcak da “Yes be annem” dedi!
Yoook, yemezler! Kıbrıs’ın AB’ye girmesi için değil, kendisinin AB’ye girmesi için “evet” dedi…
Beşiktaş’ın eski antrenörü Rasim Kara da 1997’de ısrar sonucu KKTC vatandaşı olmuş. O da “evet”çiydi…
Perpa Ticaret Merkezi Başkanı Mithat Yümlü ise, “bana ve birçok işadamı arkadaşıma vatandaşlık teklif edildi. Kabul ettim, hiçbir biçimde çıkmayı düşünmüyorum” dedi…
-‘Vatandaşlığa’ giren bir daha çıkmıyor zaten! KKTC’den Brüksel’e yol bağlamaya bakıyor…
Lösemili Çocuklar Vakfı Başkanı Prof. Gündüz Gedikoğlu da, “ailece Kıbrıs vatandaşlığı aldık” diyor…
Israrla “Kıbrıs vatandaşlığı” dedikleri işgal rejimi “KKTC”dir ha, karışmasın kafanız…
Hürriyet’in isimlerini yayınladığı siyasiler ise şunlar:
Şükrü Sina Gürel, Ekrem Pakdemirli, Emin Şirin, Zeki Çeliker (Türk Parlamenterler Birliği Başkanı ve eski Siirt Milletvekili), Tuğrul Türkeş, Alparslan Türkeş ve oğlu Ahmet Kutal Türkeş, Yalım Erez (Eski Sanayi Bakanı) eşi Necabet Feryal Erez, çocukları Salih ve Mert Erez ve kardeşi Zekai Erez, Korkut Özal’ın oğlu Murat Mehmet Özal, eski Dışişleri Bakanı Mümtaz Soysal ve kızları Funda ve Defne Soysal, Korkut Özal’ın oğlu Murat Mehmet Özal…
Şimdi gelelim KKTC vatandaşı olan Türk Silahlı Kuvvetleri komutanlarına:
Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil (1984-1986 Özel Harp Dairesi Başkanı), Emekli Korgeneral Atilla Kurtaran ve eşi Asuman Kurtaran, eski Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Necati Özgen’in çocukları Ebru ve Umut Özgen, Tümgeneral Galip Mendi’nin eşi Zeynep Merih, çocukları Cihan Rıfkı ve Sıtkı Cem Mendi, Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’nın kızı Ömür Gülsen Kundakçı.
-Annan Planı kabul edilseydi Özel Harp Dairesi “federal” oluyordu!
Galip Mendi ve Hasan Kundakçı’nın yakın tarihimiz açısından önemleri tartışılamaz.
Düşünün ki, Sözcü gazetesine “Solomu’nun vur emrini ben verdim” diyen Hasan Kundakçı’nın soyundan gelenleri “Federal Kıbrıs vatandaşı” yapacak olan “evet” ile bu memlekete sözde “barış” gelecekti!..
Düşünün ki, Barnabas baskını ve Kutlu Adalı cinayeti sırasında 1994-1996’da “Özel Harp Dairesi”nin Kıbrıs ayağı Sivil Savunma Teşkilatı’nın başında olan ve Avrupa-Afrika gazetesinin matbaasında bombalar patlarken 2000-2002 arası Güvenlik Kuvvetleri Komutanı olan Galip Mendi’nin soyundan gelenler de “yes be annem” ile “federal Kıbrıs”ın makbul ve müstakbel vatandaşları olacaktı!
Biz hep hain, onlar hep vatandaş…
-Süleyman da hep başbakan!
***
Adalı, Isaak ve Solomou’nun katilleri yargılanamadı…
Katilleri yargılayamasak da, Annan Planı’na “hayır” diyenler katillerin Kıbrıs vatandaşı olmasını engellediler…
Çünkü adaletsizliği kurumsallaştırarak barışa, özgürlüğe ve insan hakları temelinde normal bir yaşama ulaşamazsınız!
