Beş Kıbrıslı Rum esirin davası: Yarım asırlık işgal rejiminin aynası!

Aziz Şah – 19 Temmuz’da işgal rejimi tarafından rehin alınan beş Kıbrıslı Rumun “askeri bölgeyi ihlal”den yargılandığı davanın duruşması vardı dün.

1 Ağustos’ta 14 saat süren teminat duruşmasının devamı gibiydi dünkü duruşma: Esir tutulan Kıbrıslı Rumların 1 Ağustos’ta konuşulan sağlık sorunları 14 Ağustos’taki duruşmaya taşındı…

19 Temmuz’da Trikomo’da polis hücresine konduğundan beridir Andreas Kyprianu uyku apnesinden dolayı uyurken nefesinin kesilmemesi için kullandığı cihazı talep ediyor.

Dünkü duruşmada avukat 6 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı’na başvuruda bulunduklarını söyledi ama cevap alamadılar…

Dünkü duruşmada prostat kanseri ve ameliyat geçiren Gregory Gregoriou ile kalp pili olan Niki Gregoriou’nun doktor kontrolüne götürülmesi için emir verdi mahkeme.

1 Ağustos’taki duruşmada “bu insanlar kaçacak” diyerek sağlık sorunlarını küçümseyerek yürüttü Savcı saatlerce süren sorgulamasını…

Üzerinden geçti 13 gün, bu insanların “tam teşekküllü hastane”ye götürülmesi için mahkeme emri mi gerekiyor?

-Rezillik!

1 Ağustos’taki duruşma en başta sağlık hakkının, İnsan Hakları Sözleşmesi’nin mahkeme huzurunda askıya alınmasının sahnelenmesiydi…

1 Ağustos’ta aldığım bütün notları da yazıya dökemedim.

Niki hanım ile Savcı arasında geçen bir kalp pili diyaloğu var ki beynime kazındı…

Savcı duruşma boyunca bu insanlara,

-“Sizin hapse girmenizi engelleyecek ciddi bir hastalığınız yoktur” diye saldırıp durdu.

-“Eğer ciddi bir hastalığınız olsaydı rapor getirirdiniz” dedi…

-“Buraya gezmeye gelirken tutuklanacağımızdan haberimiz yoktu, sağlık raporu getirmeyi akıl edemedik” dedi bir tanesi.

Niki hanım, Savcı’nın sağlık sorunlarını küçümsemesine öfkelendi. Bu insanlar zarif, güler yüzlü, sakin insanlardır. Yüzlerinde öfke ve kızgınlık görmedim, biraz kırgınlık gördüm…

Buna rağmen Niki hanım bir an öfkelendi:

-“İsterseniz kalp pilimi çıkarıp göstereyim” dedi Savcı’ya!

Annie hanımla Savcı arasında geçen yüksek tansiyon diyaloğunu not defterime bile yazmadım. Çivi gibi kafama girdi…

Yüksek tansiyonu olan Annie Kyprianu,

-“Benim babam yüksek tansiyondan öldü” dediğinde “Ciddi bir hastalık değildir” dedi Savcı.

Şöyle yazdım not defterime:

-“Savcı ‘doktorluğa’ soyundu. Hangi hastalığın ciddi hangisinin ciddi olmadığına karar verdi. Yüksek tansiyonun ‘normal’ olduğunu söyledi. Doktor raporu ve kontrol talebi yok”…

Bunları yazıyorum. Mahkemenin seyrini değiştireceğinden değil. Tarihe not düşmek için…

Annie hanımın “yüksek tansiyondan öldü” dediği babası Trikomo’daki toprakların sahibiydi. Belki de yüksek tansiyondan ölmedi, işgalden öldü…

***

Annie Kyprianu ve beraberindekiler, gasp edilen arazilerine inşa edilen siteye gittiler…

Bu yolculuktan dolayı askeri ve sivil mahkemede iki davadan yargılanıyorlar.

Birincisi Annie ve Andreas Kyprianu’nun yargılandığı ve halihazırda 3 ay tutukluluk kararı alınan “mülke tecavüz”, “genel rahatsızlık” ve “Kişisel Verilerin Korunması Yasası’na aykırı hareket” davası.

İki buçuk ay sonra başlayacak bu dava!

Şu ana kadar soluduğum “hava”dan anladığım kadarıyla muhtemelen önümüzdeki seneye sarkacak…

İkincisi ise Andreas Kyprianu, Annie Kyprianu, Niki Gregoriou, Antonis Louca ve Gregory Gregoriou’nun yargılandığı “askeri bölge” denilen kuzeye “kimlik göstermeden geçiş” davası…

Bu iki dava hem işgal rejiminin yarım asırlık karakterini hem de bundan sonra olacakları yansıtması açısında tarihidir.

1974 işgalinden bu yana Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyini kolonileştirme sürecinde “dönüşüm” ve “geçiş” aşamaları vardır. Bu aşamaların bazıları tarihi dava süreçleridir.

19 Temmuz 2025 günü Trikomo’da esir alınan beş Kıbrıslı Ruma açılan davalar da yeni bir aşamadır!

Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki ırkçı apartheid rejimin hukuki yansımalarını, “son kale” safsatasını ve AİHM içtihatının askıya alınmasını bu dava sürecinde şimdiden görebilirsiniz…

-AİHM’in emri ile kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurmuş olan bir mülk sahibini “mülke tecavüz”den yargılıyor işgal rejimi!

En önemlisi ise şudur: 25 sene önce Denktaş,

-“Delil yok” diyen Başsavcı’ya, “O zaman delil bul” dedi…

Başsavcı da “O zaman istifa ederim” karşılığını verdi.

25 sene sonra polis mahkemede, “Suç unsuru yok ama bulacağız” diyerek 3 ay tutukluluk talep etti ve aldı…

-Bulacaklar delili!

Eğer 7 Temmuz 2000’de Denktaş ile GKK Komutanı Ali Nihat Özeyranlı’nın Şener Levent ve arkadaşlarına kurduğu “casusluk komplosu” bugün olsaydı başarıyla sonuçlanırdı.

Beş Kıbrıslı Rumun esir alınması ve dava süreci bu gerçeği ortaya serdi…

“Son kale” mi dediniz? Kumdan kaleyi artık Simon Aykut’un izin vediği kumsallarda çocuklar yapar Trikomo’da…

***

Son olarak dünkü “askeri bölgeyi ihlal” duruşmasından bahsedeyim. Mahkeme 21 Ağustos’a ertelendi.

Eğer hepsi “suç”unu kabul ederse, yani 1.90’lık eski basketbolcu Gregory beş kişinin olduğu arabanın içinde eğilip saklanarak kuzeye geçti, diğerleri de bu suça ortak oldu; mahkeme 19 Temmuz’dan beridir yattıkları süreyi gözönünde bulundurarak dosyayı görecek.

Suçu kabul etmezlerse, sadece Perşembeleri duruşma yapan Askeri Mahkeme’de bu dava en iyi ihtimal Eylül sonuna kadar sürecek…

Sonucunda da 1974’te zorla yerinden edilen Kıbrıslı Rumların işgal bölgesine geçişi yüksek ihtimalle yasaklanacak.

Onlar da AİHM’e gider Titiana Loizidou gibi “kendi vatanımda seyahat özgürlüğüm yok” diye!

Ama Türk işgal rejimi AİHM’i tanımaz artık…

About the author