
Aziz Şah – Kıbrıslı Rum federalistler soruyor Hristodulidis’e:
-Tufan Erhürman ile yüzleşmeye hazır mısın?
Buna karşı biz de Kıbrıslı Rum federalistlere soralım:
-Peki siz, Türkiye’nin 1974 işgali ile işlediği savaş suçlarını, işgalin oldubittilerini ve insanlığa karşı işlenmiş suçları yasallaştırmaya hazır mısınız?
***
Herkes için şu gerçeği bir kere daha netleştirelim:
-Kıbrıs’ın işgal bölgesinde “Kıbrıslı Türk toplum liderliği” seçimi yapılmıyor. 19 Ekim 2025’te yapılacak olan seçim bir “toplum liderliği” seçimi değildir. Türkiye’nin kukla rejimi olan KKTC’nin cumhurbaşkanlığı seçimidir.
Kim ki “KKTC Cumhurbaşkanlığı” ile “Kıbrıslı Türk toplum liderliği” seçiminin aynı olduğunu söyler, Kıbrıslı Türk toplumunun iradesinin gasp edilmesini meşrulaştırır!
1974 istilasından sonra Türkiye’nin Kıbrıs’ı kolonileştirmek için taşıdığı yerleşimci nüfusun oy kullandığı seçimle “Kıbrıslı Türk toplum lideri” seçilemez.
Türkiyeli yerleşimciler Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Türkiye’nin kuklası olan “KKTC Cumhurbaşkanı”nı seçebilir. Çünkü “KKTC” Türkiye’nin sömürge idaresidir ve Ankara tarafından yönetilir.
Buna karşın, Türkiyeli yerleşimcilerin oylarıyla “Kıbrıslı Türk toplum liderliği” seçilemez; çünkü bu Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelen statüsünün parçasıdır.
Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklığından gelen toplumsal statümüzde Türkiyeli yerleşimcilere yer yoktur.
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği ve Birleşmiş Milletler 1974’ten beridir Türkiyeli yerleşimcilerin seçtiği kuklayı “toplum lideri” olarak kabul eder. Bu durumun iki sonucu vardır:
-Türkiye’nin savaş suçlarının meşrulaştırılması ve Kıbrıslı Türk toplumunun iradesinin “müzakere masası”nda da Türkiye tarafından gasp edilmesi.
***
Şimdi gelelim 19 Ekim 2025’te yapılacak olan “KKTC Cumhurbaşkanlık” seçimine…
Tekrar ediyorum: Bu seçim “Kıbrıslı Türk toplum liderliği” seçimi değildir!
Türkiyeli yerleşimcilerin oylarıyla 19 Ekim’de seçilecek kişi “Kıbrıslı Türk toplum lideri” olarak kabul edilemez.
Kıbrıslı Rum federalistlerin ve gazetecilerin Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğine yaptığı çağrı hem Kıbrıslı Türklere ihanettir hem de Türkiye’nin savaş suçlarının meşrulaştırılmasıdır!
Hristodulidis’e soruyorlar: Tatar gibi düşük profilli bir siyasetçiden sonra Tufan Erhürman ile yüzleşmeye hazır mısınız?
Biz de Kıbrıslı Rum federalistlere soruyoruz: 51 senedir olduğu gibi Türkiye’nin Kıbrıslı Türk toplumunun iradesini gasp etmesini meşrulaştırmaya devam mı edeceksiniz?
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin önünde ciddi bir sorumluluk vardır:
-Ya 51 senedir olduğu gibi işgal rejiminin kuklasını meşrulaştırmaya ve Türkiye’nin savaş suçlarını normalleştirmeye devam edecek ya da 51 senelik ihanete dur diyecek!
***
Kıbrıs’ın özgür bölgesinde 51 senedir Türkiye’nin savaş suçlarını meşrulaştıran bu “alışkanlık” şimdi de işgal rejiminin “cumhurbaşkanlığı” seçimine Kıbrıs’ta “çözüm” için umut bağladı…
-Türkiyeli yerleşimcilerin oylarına mı bağladınız Kıbrıs’ın kurtuluşunu?
Bu amaçla uzun bir süredir Kıbrıs’ın özgür bölgesinde CTP lideri Tufan Erhürman cilalanmaktadır…
Anladık!
Türkiyeli yerleşimcilerin oylarıyla “Kıbrıslı Türk toplum liderliği”nin gasp edilmesi Kıbrıslı Rum federalistlerin umurunda değildir!
Peki, Kıbrıslı Rum mülklerinin gasp edilmesinin birinci derece sorumlusu olan CTP’den nasıl bir “çözüm” bekliyorsunuz?
Bugün Kıbrıslı Rumların mülklerinin gasp edilmesinin işgal rejimindeki “yasal dayanağı” olan İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası (İTEM) CTP yani Tufan Erhürman’ın partisi tarafından yapıldı.
1995’te CTP’nin yaptığı İTEM Yasası Kıbrıslı Rumların topraklarının satılabilmesi ve üzerine inşaat yapılabilmesinin işgal rejimindeki “yasal temeli”dir!
İşgal rejiminin toprak gaspını 1995’te yasalaştırdığı İTEM, AİHM’in 2001 tarihli kararı ile İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı ilan edilmiştir.
Bakın ne diyor AİHM’in kararına karşı Tufan Erhürman Mayıs 2025’te?
-“Kuzeyde yaşıyorsam ve kuzeydeki hukuka uygun davranıyorsam, güneyde suç işlemiş sayılıyorum. Bu, dünyaya anlatılması gereken bir şeydir. Kıbrıs’taki durum normal bir durum değildir”…
Evet, normal değil silah zoruyla bir ülkenin yarısını işgal edip sahte koçanlarla satmak…
Kuzey-güney yok!
İşgal rejimi ve Kıbrıs Cumhuriyeti var.
Bir ülkeyi işgal edip topraklarını yağmalayarak buna “kuzeydeki hukuk” diyemezsiniz!
Tufan “kuzeydeki hukuk” diye toprak gaspını normalleştiriyor. Normal kabul ettiği ve “uyulması zorunlu” dediği hukuk AİHM tarafından İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı ilan edildi.
Burada, Tufan Erhürman’ı “çözüm umudu” olarak pazarlayan Kıbrıslı Rum federalistlerin cevaplaması gereken soru nettir:
-Rum mallarının gasp edilmesini “işgal hukukunda yasaldır” diye savunan bir işbirlikçiden gerçekten ne bekliyorsunuz?
