
Aziz Şah – Biz “mülkiyet meselesi”, “toprak hırsızlığı”, “gasp ve yağma” dedikçe bazıları terbiyesizleşiyor, bazıları konuyu çarpıtıyor…
Kimisi “Kıbrıs sorunu”nu “mülkiyet meselesi”ne indirgediniz diyor ya da “Kıbrıslı Türklerin güneyde kalan mülklerinden hiç bahsetmezsiniz” diyor.
Kimisi de sözde “Marksist” terminolojiyle “mülkiyet meselesine sınıfsal bakmak gerekir, bireysel haklar üzerinden çözülemez” diyerek Türk işgali ile gerçekleştirilen toprak gaspını, yerleşimci kolonizasyonunu ve Türkleştirmeyi savunuyor.
Kimisi de 1974 işgalinin oldubittilerini “BM parametreleri” ve “federal çözüm” diyerek savunuyor!
İşte bu yüzden federasyon Kıbrıs’ta mümkün değildir. Çünkü sizin kafanızdaki etnik apartheid federasyon modeli, 1974’te silah zoruyla gerçekleşen toprak hırsızlığını yasallaştırmaktır.
***
Hiç unutmam bir gün Türkçe ve Rumca konuşan Kıbrıslı Maria Siakalli bir yazımı paylaştı. Yazının altında fırtına koptu…
Benim yazımı fırsat bilerek Maria’ya öyle seviyesiz laflar edildi ki yorumları okuyamadım bile öfkeden.
Utandım. Öfkelendim. Utandım.
Yazıyı bir “Kıbrıslı Türk” yazdı. “Kendinden olana” laf söyleyemeyen kim varsa, gidip Maria’ya hakaret sırasına girdi…
Hiç unutmam bir tanesi “komünist jargon”la yazmış: “Yeter be sizin malınızdan da mülkünüzden de tapunuzdan da” diyerek…
1970’li ve 1980’li yıllarda da Kıbrıs’ta ayrı “Türk Devleti” kurulmasını “komünist jargon”la savunanlar vardı. Özel Harp Dairesi’nin Taksim politikasına “Marksizm” kılıfı giydirme çabaları ile sol sağ oldu!
2000’li yıllarda ise Rum mallarını yağmaladıktan sonra zaman zaman kendini çok akıllı zanneden hırsızlar çıkıp utanmazca “sınıfsallık”tan bahsederek “özel mülkiyet”in aşılması gerektiğini söylüyor.
-“Sorunun kaynağı özel mülkiyettir, bunu aşmamız gerekir. Mülkiyet meselesi bireysellikle çözülemez” diyebiliyorlar.
1974’te de Türk ordusu zaten Kıbrıs’ı özel mülkiyeti ilga ederek sosyalizm kurmak için işgal etti…
Bu hırsızlara verilecek tek bir cavap vardır: Karl Marx sizin pezevenginiz değildir!
Türk ordusu Kıbrıs’ı işgal etti. 200.000 Kıbrıslı Rumu ve Ermeni’yi zorla yerinden etti. Sizi de işlediği savaş suçlarına ortak etmek için gasp ettiği gayrimüslim mallarından küçücük bir pay verdi. Böylece efendinin (işgalcinin) suçunu üstlendiniz!
Türkiye Kıbrıs’ı işgal ederek etnik temizlik yürüttü. Bir Türkleştirme kanunu olan 1934 İskân Kanunu çerçevesinde Türkiye’den taşıdığı nüfus ile yerleşimci kolonizasyonu başlattı. Kıbrıslı Türk toplumunu da bu suça ortak etti…
Bununla yüzleşmek yerine ortağı olduğunuz savaş suçlarını haklı çıkarmak için bahane arıyorsunuz hâlâ!
Gasp edilmiş Rum mallarını işgal rejiminin İTEM Yasası’yla “eşdeğer” adı altında yerleşimcibaşı Simon Aykut’a satıp “anamın ak sütü gibi helal” diyorsunuz. “Kanla aldık bizimdir” diyorsunuz. Az kaldı Siyonistler gibi “Bu topraklar bize tanrı tarafından vadedildi” demenize…
1974 öncesi inandırıldığınız tek taraflı tarih ve mağduriyet hikâyesi, 1974 sonrası gaspı ve yağmayı meşrulaştırmaz. AİHM kararı ile kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu da 1974 sonrası gaspı ve yağmayı meşrulaştırmaz. “KKTC hukukunda yasaldır” diyen Kıbrıslı Türk avukatların küstahlığı da hırsızlığı meşrulaştırmaz. Dahası Karl Marx’ın özel mülkiyet eleştirisi de silah zoruyla evlerinden kovulmuş Kıbrıslı Rumların mallarının gasp edilmesini meşrulaştırmaz!
Türk ordusunun silah zoruyla gasp ettiği Rum mallarını yalayıp yuttuktan sonra “özel mülkiyet” eleştirisi yapmak düşebileceğiniz en ahmakça, aşağılık ve sahtekâr konumdur.
Karl Marx ve komünizm sizin pezevenginiz değildir!
***
Yazının başındaki ilk cümleye geleyim: Evet, Kıbrıs sorunu artık “mülkiyet meselesi”dir. Çünkü “mülkiyet meselesi” sadece mülkiyet meselesi değildir…
“Mülkiyet meselesi” silah zoruyla gasp edilen toprağın kolonizasyonu meselesidir.
“Mülkiyet meselesi” silah zoruyla toprağından kovulan 200.000 Kıbrıslının yerine iskân edilen yasadışı yerleşimcilerle oluşturulan koloni meselesidir.
“Mülkiyet meselesi” Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde insan hakları ihlalidir, Cenevre Konvansiyonu’nda savaş suçu konusudur, Roma Statüsü’nde ise İnsanlığa Karşı İşlenmiş Suç’un ta kendisidir.
“Mülkiyet meselesi” basit bir özel mülk meselesi değildir.
Benim Mari ve Hırsofu’daki topraklarım ile Maria’nın Dikomo’daki evi Kıbrıslıların bu ülkedeki kök, hafıza, tarih ve vatan gerçekliğidir.
Türkiye Kıbrıs’ı işgal ederek size iki dönüm bir evlek arazi dağıtıp savaş suçlarına sizi ortak ederek işte bu gerçeği görmenizi engelledi.
-Efendinin (işgalcinin) suçunu üstlendiniz!
İşgalcinin vadettiği gasp edilmiş toprağı “ananızın ak sütü gibi helal” zannediyorsunuz…
***
Türkçe ve Rumca konuşan Maria Siakalli bir süre önce benim bir yazımı paylaştığı için dünyanın hakaretini işitti Kıbrıslı Türklerden…
Utandım. Öfkelendim. Utandım. Öfkelendim…
Ancak şimdi yazabiliyorum, aylar sonra.
-Efendinin suçunu üstlenmeye devam ettiğiniz sürece yok olmaya mahkumsunuz!
