Beş Kıbrıslı Rum esirin davası: 22 Ocak “bir gün” sürdü. 19 Temmuz’dan beri kaç gün geçti?

Aziz Şah – 29 Ağustos 2025, 16.00 suları…

Yer: Lefkoşa’da Askeri Mahkeme…

19 Temmuz’da Türk işgal rejimi tarafından rehin alınan beş Kıbrıslı Rumun davasında Savcılığın 10’uncu tanığı Albay İbrahim Şeker kürsüdedir.

-“KKTC’nin sınır güvenliğinden GKK sorumludur” der Albay.

-“Askeri bölge ihlalleri ile Güvenlik Şube ilgilenir” der…

Beş Kıbrıslı Rumdan da bu Güvenlik Şube’nin şikayetçi olduğunu söyler.

19 Temmuz’dan beridir işgal rejiminin beş Kıbrıslı Rumu rehin almasındaki birinci gerekçe “4 tanesi kimlik gösterdi, 1 tanesi kaçak geçti” şeklindedir.

Albay farklı bir ifadede bulunur:

-Kimlik göstermeden geçen kişinin araçla geçtiğine dair bir tespitimiz yok, der.

Yani, Yeşil Hat’tan koşarak mı geçti Gregory? Yoksa sürünerek mi? Uçarak mı?

Savcılık, Polis ve Sivil Hizmet Görevlisi diyor ki “arabada geçti, hatta 1.90 boyu olan adam eğilip saklandı”…

Asker diyor ki “arabayla geçtiğine dair tespitimiz yok”…

Bu bir oyundur!

-Ne kadar çok çelişkili ifade, o kadar çok duruşma değil mi?

Sonrasında, Albay gizli askeri bilgiler içerdiğini belirttiği “askeri yasak bölge haritası”nı emare olarak sundu. Bizi dışarı çıkardılar…

İçeride avukatlar ve beş Kıbrıslı Rum ile rejimin savcısı, savcılığın tercümanı, polisler ve yargıç kaldı…

Tarihin ironisi!

İşgal rejiminin tasmalı medyası günlerce beş Kıbrıslı Rumu “casuslar suç üstü yakalandı” diye haber yaptı.

Albay ise, Kıbrıslı Rumların önünde gizli askeri bilgiler içeren harita sunuyor mahkemeye…

Şunu da tekrar edeyim: Mahkeme 19 Temmuz’dan beridir Kıbrıslı Rumlara yönelik “casusluk” suçlamasında hiç bulunmadı.

Rejim adına bu kara propagandayı satılık kalemler yapıyor. Mahkeme yapamaz bunu, çünkü dava AİHM’e gidecek eninde sonunda…

***

Cuma günü “3-5 tanık daha gerekecek” gibi bir laf etti Savcı…

Çünkü amaç tutukluluğu cezaya dönüştürmek, rehineleri tutabildikleri kadar tutmak.

Sonuçta “askeri bölgeyi ihlal” davası bitince, “mülke tecavüz ve genel rahatsızlık” devam edecek 5 Kıbrıslı Rum için.

Bunlardan ayrı olarak Annie ve Andreas Kyprianu için de kendi mallarına ait tapu bilgilerinden dolayı “kişisel bilgilere erişim” davası var…

Rahatlıkla 2026’ya uzayabilir rehin alınan 5 Kıbrıslı Rumun davaları!

Suç işleyen Türkler için “Askeri Bölgeyi İhlal Suçu”nun cezası bir ay hapisliktir. Ve daha önce izlediğim mahkemelerde duruşma birkaç dakika sürmüştür!

Sözkonusu Kıbrıslı Rumlar olunca uzadıkça uzuyor…

10 tanık daha var. 3 hafta gitti diyelim…

-“3-5 tanık daha” diyor savcı… Bu da en az iki hafta daha demektir!

Savunmanın da tanıkları olacak…

Trikomo’da görülecek diğer iki davada daha da çok tanık olacak!..

Yeni yıla hapisanede girecek esir Rumlar…

***

Eğer “Türk ırkı”ndan olsalardı dava bir buçuk dakika sürecekti ve tutuksuz yargılanacaklardı!

Çünkü işgal ırkçı bir apartheid rejimdir. Böyle rejimlerde hukuk siyah için başka, beyaz için başka çalışır. Filistinli Arap için başka, İsrailli yerleşimci için başka…

Irkçı bir apartheid rejimde hukuk Türk için başkadır, Rum için başka…

İşte bu yüzden, işgal rejimi tarafından rehin alınan 5 Kıbrıslı Rumun davası hepimizin esaretidir…

22 Ocak 2018 linçi BİR GÜN sürdü. 7 senedir susarsınız…

19 Temmuz’dan beridir kaç tane BİR GÜN geçti?

22 Ocak linçinden sonra susanlar bugün ölüm sessizliğine büründü. Partiler, sendikalar, insan hakları örgütleri, Barolar Birliği (İnsan Hakları Komitesi)…

22 Ocak linçinden sonra karnından konuşan birkaç sendikacı ve gazeteci bugün beş Kıbrıslı Rumun esaretinden dolayı “dünyaya rezil olduk” diye gaile çekiyor. AB, BM, Avrupa Komisyonu ve AİHM beş Kıbrıslı Rumun esaretinden dolayı “Kıbrıslı Türklere bedel ödetecek”miş!

-İşgal rejiminin etnik köken ayrımı gözetmeden TÜM KIBRISLILARA ödettiği bedeli görmüyor musunuz?

22 Ocak sadece BİR GÜNdü… Ama bir rejime dönüştü!

19 Temmuz’da beş Kıbrıslı Rumun esir alınmasından bu yana kaç adet BİR GÜN geçti?

Ödeyeceğiniz bedel AB’nin kınaması, Avrupa Komisyonu ya da BM açıklaması ve AİHM’in cezası değildir.

-Bedel, insanlık onurunun ayaklar altına alınmış olmasıdır.

Ve zaten halihazırda ödediğiniz bedel paçalarınızdan akan onursuzluktur.

22 Ocak’ta perde aralığından bakanlar, 19 Temmuz’dan beridir halının altından bakıyor!

***

CTP ve AKEL’in “sendikaları” ile federalistlerin “İki Toplumlu Barış İnisiyatifi” 1 Eylül’de en sahtekâr maskesiyle “barış günü”nü kutladı!

19 Temmuz’dan beridir 5 Kıbrıslı Rum, Türk işgal rejiminin rehinesidir…

Onlarca örgüt, parti ve sendika bir araya geldi ve Türkiye’nin rehin aldığı 5 Kıbrıslı Rumun adını ağzına alamadı!

-“Kıbrıs’ta barış engellenemez” diye slogan attılar çürüdükçe çürüyerek…

Mahkeme salonunda şeker hastası Antonis’in parmağı bir anda morarmıştı…

Siz morarmazsınız bile çünkü yarım asırdır çürüdünüz, toprağa karıştınız!

About the author