
Aziz Şah – 19 Temmuz’dan beridir Türk işgal rejimi tarafından rehin tutulan beş Kıbrıslı Rumun davası bir milattır.
Kıbrıs’ın işgal bölgesinde yaşanan “dönüşüm”ün somutlaştığı bir sahnedir beş Kıbrıslı Rumun esirliği.
-Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki rejim ırkçı bir apartheiddir. Etnik kökeninize, Kıbrıslılığınıza ve siyasi görüşünüze göre hukukun işleyişi değişir.
Beş Kıbrıslı Rumla birlikte, 2 Türk emlakçı, 1 tapu memuru ve 1 avukat tutuklandı. Aynı davadan yargılanıyorlar ama “belgeleri sağlayan” Türkler dışarıda “belgeleri bulunduran” Rumlar içeride!
-Kıbrıs’ın işgal bölgesinde tarihin hiçbir döneminde “bağımsız bir yargı” olmadı. Nispeten hukuk sisteminin Türkiye ile entegrasyonu daha yavaş olduğu için “son kale” diye bir safsata uyduruldu. Binlerce yasa, içtihat, uygulama ve kadronun dönüşerek “hukuk”un Türkleşmesi bir gecede KTHY’ye çökmeye benzemez! Çok daha sancılı ve uzun sürer. O “sancı”dır sahnelenen…
-Öncelikle bu dava işgal rejiminin kolonizasyon politikasında bir milattır. Bir “yol kazası” değildir, yol genişletme operasyonudur.
“İşbilmez” yöneticiler yanlışlıkla esir almadı beş Kıbrıslı Rumu. Kademe kademe Kıbrıs’ın işgal bölgesinde uygulanan işgal, sömürgeleştirme ve yerleşimci kolonizasyonu politikalarının parçası ve sonucudur yaşananlar.
-Ne demektir “yol genişletme operasyonu”?
Türkiye Kıbrıs’ın %37’sini işgal etti, 200.000 insanı zorla yerinden etti. Bu bir “yol açma”ydı…
Zorla yerinden ettiği insanların topraklarını kolonizasyona açtı. Zorla yerinden ettiği insanların yerine Türkiye’den yerleşimci taşıdı. Yolu genişletti…
Gasp ettiği toprakları uluslararası yatırımcılara açarak “mülkiyet sorunu”nu içinden çıkılmaz bir gordion düğümüne dönüştürdü. Emperyalist batı sistemi BM ve AİHM eliyle Türkiye’nin gerçekleştirdiği tüm bu insan hakları ihlallerini, işlediği savaş suçları ve İnsanlığa Karşı İşlenmiş Suçları meşrulaştırmak için araçlar yarattı: “BM parametreleri” ve “Taşınmaz Mal Komisyonu” bu araçlardır.
Türkiye yeri geldi tampon bölgeye ülkücüleri ve yerleşimci teröristleri saldı, yeri geldi tampo bölgeye dozerle daldı ve BM askerlerine saldırdı. BM askerlerine dayak attıktan sonra bile tepki görmeyince daha da genişletti “yol”u…
Yarım asırdır Türkiye sistematik savaş suçları, insan hakları ihlalleri ve İnsanlığa Karşı İşlenmiş Suçlar ile işgal ettiği Kıbrıs topraklarını kolonileştirdi.
Yarım asırdır hiçbir yaptırıma ve ambargoya maruz kalmadan “yol”u genişletmeye devam etti.
Şimdi Türkiye silah zoruyla gasp ettiği toprakların sahibi olan Kıbrıslı Rumları tutuklayarak “el yükseltiyor”…
İşte, bu yüzden beş Kıbrıslı Rumun esir alınması yarım asırdır devam eden “yol genişletme operasyonu”nun bir “kepçe” darbesidir!
Yerleşimci sömürgeciliğinin sembolü buldozerdir, beton mikseridir ve hafriyat kamyonudur. Yerleşimci kolonizasyonunun yolunu buldozer açar, hafriyat kamyonu tarihi çöplüğe taşır, beton mikseri ise yeni tarihi yazar!
