
Aziz Şah – Silah zoruyla gasp ettiği araziye Türkiye’nin tazminat ödemesini ya da iade etmesini beklemek saflıktır.
Topraklarının iadesi için Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuran Annie Kyprianu 19 Temmuz’da işgal rejimi tarafından esir alındı…
20 sene önce AİHM kararıyla kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nu Türk işgal rejimi insan hakları gaspı için kamuflaj olarak kullandı bugüne kadar. Komisyon rejim açısında “meşrulaştırıcı” misyonunu tamamladı!
Ankara bir süredir bütün AİHM kararlarını sırayla yırtıp çöpe atıyor…
Türkiye’de Selahattin Demirtaş ve diğer davalar için AİHM kararlarını tanımayan Ankara’nın Kıbrıs’ta AİHM kararlarını çok umursadığını mı zannediyorsunuz?
Ki bunların da öncesi var: Türkiye Loizidou davasının kararını da, 2001 tarihli Kıbrıs Cumhuriyeti-Türkiye davasının kararını da kabul etmedi.
Demirtaş için alınan AİHM kararına karşı Erdoğan’ın 2018’de “AİHM kararları bizi bağlamaz” açıklamasından önce 2014’te Davutoğlu 30 milyonu Kayıp Kişilere, 60 milyonu Karpaz Rumlarına ödenecek olan 90 milyonluk tazminat kararı için “Bu kararı tanımayız” demişti…
-Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları içtihat olmanın ötesinde artık mahkeme kararlarının kenar süsüdür. Bu durumun habercisi Afrika gazetesinin “karikatür davası” ve vicdani retçilere açılan yeni davalardır…
Duruşmalarda ve mahkeme kararlarında “AİHM içtihatı”na atıfta bulunulması tek başına bir şey ifade etmez. AİHM kararlarını rejim kendini meşrulaştırmak için bile kullanabilir (Bakınız: TMK kararı!)…
Öncelikle Avrupa-Afrika gazetesinin “karikatür davası”nda Alt Mahkeme AİHM içtihatı temelinde tarihi bir karar aldı. Sonrasında Başsavcılığın itirazı ile Yüksek Mahkeme’de görülen istinafta AİHM içtihatı kenara itildi. Aynı şekilde emsal AİHM kararlarına ve AİHM’de dava dosyalamalarına rağmen vicdani retçilere yeni davalar açılıyor.
Bunlar küçük gibi görünen sistematik adımlardır; rejimin “yol genişletme operasyonları”dır.
-“Bağımsız Kıbrıs Türk yargısı” safsatasının arkasına saklanarak ancak işgal rejimini meşrulaştırırsınız. İşgal rejimi Kıbrıslı Rumları esir alacak, yargı ise temize mi çekecek? Gördük biz o yargıyı 22 Ocak linç saldırısını temize çekerken!
Kıbrıs’ın işgal bölgesinde “AİHM içtihatı” hükümsüzdür.
19 Temmuz’da beş Kıbrıslı Rumun esir alınmasından sonra AİHM’in “iç hukuk” yolu olarak zorla yerinden edilmiş ve malları gasp edilmiş Kıbrıslı Rumları başvurmaya mecbur bıraktığı Taşınmaz Mal Komisyonu hükümsüzdür ve başvuranlar aşağılanmayı, gaspı ve işkenceyi göze almışlar demektir.
Beş Kıbrıslı Ruma 19 Temmuz’dan beridir işkence edildiği gibi…
-Beş Kıbrıslı Rumun rehin alınması, uluslararası hukuk ve AİHM kararlarının Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki geçerliliği ve uygulanması anlamında bir milattır.
Önce dönüşüm yaşanır, sonra milat olur: Bir süredir rejim açısından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları içtihat olmanın ötesinde, mahkeme kararlarının kenar süsüdür. Duruşmalarda ve mahkeme kararlarında “AİHM içtihatı”na atıfta bulunulması tek başına bir şey ifade etmez. AİHM kararlarını işgal rejimi (TMK kararında olduğu gibi) kendini meşrulaştırmak için bile kullanabilir.
Şimdi yeni bir aşamadayız…
Yerleşimci sömürgeciliğinin buldozeri, AİHM kararlarını tamamen kenara iterek yol genişletiyor.
