
Aziz Şah – Beş Kıbrıslı Rum 19 Temmuz’dan beridir Türk işgal rejimi tarafından esir olarak tutuluyor.
Bu davanın en önemli sorusu şudur:
-Tutuklu ve tutuksuz yargılanma kriteri nedir: Suç mu, etnik köken mi?
Aynı soruşturmadan tutuklanan iki Türk emlakçı, tapu memuru ve avukat serbestken neden yaşlı ve hasta Kıbrıslı Rumlar tutukludur?
***
-Mesele kelepçe mi, etnik köken mi?
19 Temmuz’dan beridir beş yaşlı Kıbrıslı Rum mahkemeye kelepçeli getirilip götürülüyor…
Polis yardımı olmadan arabaya binemiyorlar. Ama arabaya bindirileceklerinde kelepçe takılıyor bileklerine!
Yürümekte zorlanan bu insanların kaçma tehlikesi mi var ki kelepçe takılır?
19 Temmuz’dan beridir esir tutulan beş Kıbrıslı Rum için ağzını açmadı Barolar Birliği ve İnsan Hakları Komitesi…
-Çünkü insan hakları sadece Türkler içindir!
Kıbrıslı Rumların esir tutulmasına, hastalıklarına, bileklerindeki kelepçeye ve kurulan kumpasa ses çıkarmayan Barolar Birliği, insan hakları örgütleri ve basın avukat Murat Metin Hakkı’ya kelepçe takılınca tepki mi gösterdi?
-Çünkü Metin Hakkı Türktür, ancak onun hakkını savunabilirler rejimin çizdiği sınırlar içinde!
***
Beş Kıbrıslı Rumun rehin alındığı kumpas davadaki polisiye ve hukuki garabet bundan sonraki davalarda tamamen sistematik hale gelecek.
25 sene önce Denktaş’ın Başsavcı’ya “Delil yoksa delil bul” dediği gibi polis mahkemede,
-Bize 3 ay verin suç bulacağımıza eminiz, diyor!
Böylece 3 ay tutukluluk veriyor mahkeme…
Beş Kıbrıslı Ruma kurulan kumpas davanın “hukuki” sonuçlarını bile görmezden gelerek sadece Metin Hakkı’nın bileğine takılan kelepçeye mi bakıyorsunuz?
-Baylar ve bayanlar!
Boşuna bakmayın…
Sizin gözleriniz kelepçelenmiş, göremezsiniz.
Sizin diliniz kelepçelenmiş, konuşamazsınız.
Adalet terazisini tutan tanrıça Themis kelepçelenmiş haberiniz yok…
İnsan hakları herkes içindir, sadece Türkler için değil!
Mesele Metin Hakkı’ya takılan kelepçe değildir…
Avukatı, gazetecisi, siyasetçisi ile kamuoyunun iliklerine işlemiş ırkçılıktır mesele!
Yarım asırlık Türk ırkçı apartheid rejimi içinize işlemiş…
Boşuna mı Kıbrıs Türk Barolar Birliği bunca zaman Rum malı yağmalamayı “KKTC hukukuna göre yasaldır” diyerek savundu ve toprak gaspçısı Simon Aykut için eylem düzenledi?
Yüksek sesle söylesin “Kıbrıs Türk” avukatları:
-“İnsan hakları sadece Türkler içindir, Rumların boynu altında kalsın”!
Rumları zorla yerinden edersiniz, mallarını yağmalarsınız, sonra bunu “KKTC hukukunda yasal” diyerek savunursunuz, Rumlar toprağını ziyaret ettiğinde bileğine kelepçe takarsınız…
Bunların hiçbirine itiraz etmez Kıbrıs Türk Barolar Birliği. Çünkü adındaki gibi Türktür!
Ama insan hakları evrenseldir…
Kumpasla tutuklanan yaşlı Rumlara kelepçe takabilirler ama bir Türk avukata kelepçe takamazlar değil mi?
-Çünkü Türktür!
Metin Hakkı, Süleyman Demirel’den alıntı yapmayı çok sever…
Demirel der ki:
-Meseleleri mesele etmezseniz mesele olmaz!
***
İşte bu davadaki esas mesele, aynı soruşturmadan dolayı beş Kıbrıslı Rum vatandaş ile iki Türk emlakçı, bir tapu memuru ve bir avukat tutuklandı.
İşgal rejimine göre Rumların “suç”u ne?
-Kendilerine ait arazilerin “tapu bilgilerinin olduğu evrağı bulundurmak”
İşgal rejimine göre Türklerin “suç”u ne?
-Rumlara kendi arazilerine ait “evrağı temin etmek”…
Evrağı temin edendir esas suçlu değil mi? Bulundurmak daha hafif suçtur…
İşgal rejimine göre esas suçu işleyen Türk avukat, tapu memuru ve emlakçılar dışarıda serbestken, kendisine ait tapu bilgilerini bulunduran Annie Kyprianu ve beraberindeki dört kişi esirdir.
***
Aynı davadan yargılanan Rumlar 19 Temmuz’dan beridir tutukludur, Türkler ise serbesttir.
İşte esas mesele ve vurgulanması gereken nokta budur: Irkçı apartheid rejimin kriteri suç değildir, etnik kökendir!
Bu dava hem ırkçı işgal rejiminin fotoğrafıdır hem de “Kıbrıslı Türk aydınları-okumuşları”nın rejimin dişlileri arasındaki grassodan başka bir şey olmadıklarının ispatıdır.
