Beş Kıbrıslı Rumun esareti: Balon patlayana kadar şişecek!

Aziz Şah – Türk işgal rejimi tarafından esir alınan Kıbrıslı Rumların davası vardı gene dün…

Bir Lefkoşa’da Askeri Mahkeme’ye çıkıyorlar, bir Trikomo’daki alt mahkemeye. Sonra da istinaf için Lefkoşa’da Yüksek Mahkeme’ye…

Mahkemeden mahkemeye taşınarak eziliyorlar…

Yargı ve tutukluluk sürecini cezaya dönüştürerek sistem üzerine düşeni yapıyor.

İki hafta önce konuşabildiğimizde biraz neşeliydiler. Çıkınca kleftiko yemekten bahsediyordu Annie ve Andreas…

Dünse Andreas’a “İlaçlarını verdiler mi?” diye sordum.

***

Anlamayanlar için tekrar edeyim:

“Askeri bölgeyi ihlal” davasından dolayı Askeri Mahkeme’de yargılanıyorlar.

“Mülke tecavüz, genel rahatsızlık ve kişisel bilgilere erişim” davasından dolayı Trikomo’daki alt mahkemede yargılanıyorlar.

Önce toprak sahibi Annie ile eşi Andreas Kyprianu’ya ayrı dava okudular. Sonra hepsinin davalarını birleştirdiler…

31 Temmuz’da Trikomo’daki mahkeme Annie ve Andreas Kyprianu’ya mülke tecavüz ve diğer davalardan 3 ay tutukluluk verdi.

1 Ağustos’ta 14 saat süren duruşmada Askeri Mahkeme’de “askeri bölgeyi ihlal”den 5’ine birden 13 günlük tutukluluk verildi.

Yüksek Mahkeme ise 5 Eylül’de 13 günlük ve 8 Eylül’de ise 3 aylık tutukluluk kararlarını bozdu.

Şu anda Kıbrıslı Rumlar hakkında tutukluluk kararı kalmadı ama cezaevindedirler…

10 Eylül Çarşamba günü Lefkoşa’da askeri mahkemede, 12 Eylül Cuma günü de Trikomo’da yeniden alt mahkemeye çıkarıldıklarında muhtemelen yeniden başa dönülerek teminat görüşülecek.

***

Geçen gün aynen şöyle yazdım:

“-‘Bağımsız Kıbrıs Türk yargısı’ safsatasının arkasına saklanarak ancak işgal rejimini meşrulaştırırsınız. İşgal rejimi Kıbrıslı Rumları esir alacak, yargı ise temize mi çekecek?”

5 masum insan 19 Temmuz’dan beridir esir olarak tutuluyor. 52 gün sonra mahkeme tutukluluk kararları hatalıdır diyor…

-Temize mi çekilmiş oldu bu insan hakları gaspı?

Şişirildikçe şişirilen dört dava dosyası var ortada!

***

Neye benzer bu dava bilir misiniz?

-Konut balonuna!

Şişmeye başladığında nasıl durduracağınızı bilemezsiniz…

-Patlayana kadar şişer!

İnşaat yaptıkça yaparsınız, satamazsınız. Ama yapmaya da devam edersiniz. Çünkü para dönmek zorundadır piyasada! Sonunda balon patladığında bankalar iflas eder ve emlak piyasası enkaza dönüşür!

Esir beş Kıbrıslı Rumun davası da aynen bu hâldedir: Patlayana kadar şişecek!

***

31 Temmuz günü Trikomo’daki mahkemede polis “Simon Aykut’un meselesinden dolayı insanlar huzursuz ve rahatsız” diyerek hiçbir delile dayanmayan kendi kişisel görüşlerini şöyle ifade etti:

-“Ben de olsam ben de rahatsız olurdum, şikayetçi olurdum, acaba güneyde bana da mı tutukluluk çıkacak diye şüphelenirdim. Zanlılar bilgi toplayıp güneyde bizim vatandaşlarımıza dava açacaklardı. Vatandaşlarımız güneye geçemiyor”…

Bu sözlerin edildiği duruşmada, 3 ay tutukluluk verildi Kıbrıslı Rum toprak sahiplerine!

-Simon Aykut’un adını mahkeme zabıtlarına geçirerek…

1 Ağustos günü Lefkoşa’da Askeri Mahkeme’de gene polis şöyle dedi:

-“İnşaat sektörü sıkıntı içindedir”…

Bu sözün edildiği duruşmada ise, 13 gün tutukluluk verildi Kıbrıslı Rum toprak sahiplerine!

-Toprak hırsızının adıyla toprak sahipleri cezalandırıldı!

Her şey böyle başladı. Birkaç emlak ve inşaat şirketi patronunun çıkarı için beş Kıbrıslı Rum 19 Temmuz’dan beridir esirdir.

Çünkü o birkaç inşaat şirketi Türk yerleşimci sömürgeciliğini temsil eder…

Yüksek Mahkeme, beş esir Kıbrıslı Ruma verilen 13 günlük ve 3 aylık tutukluluk emirlerini bozdu.

-Ne olacak şimdi?

-Balon patlayana kadar şişecek!

***

Esir alınan bu insanların sağlık sorunlarını 1 Ağustos’ta 14 saat süren duruşmadan sonra altını çize çize defalarca yazdım.

1 Ağustos’taki duruşmada sırtındaki ağrı yüzüne vuran, ağrıdan ayakta duramayarak Savcı tarafından sorgulanırken oturmak için iskemle isteyen Andreas Kyprianu’nun sağlığının iflas etmesini bekledi Rejim…

Doktor “bağırsak zarında iltihaplanma” teşhisi koydu geçen hafta. Ama ilacı da günlerce verilmedi, acı çektirildi…

Dün Yüksek Mahkeme’de sağlık/yaşam hakkı gasp edilen Andreas’la karşılaştığımızda sordum:

-“İlaçların verildi mi?”

-“Üç gün gecikmeli” dedi.

-“Ağrıların nasıl?” diye sordum.

-“Ağrı sırtıma yayıldı. Bu yüzden yatamıyorum. İki saat uyuyorum ancak” dedi. Zaten uyku apnesinden dolayı nefesi kesildiği için cihazla uyuyordu…

Ve ekledi: “Yatamadığım için dik duruyorum”…

-Dik durmak iyidir, bilmez bizim kamışlar!

Duruşmadan sonra Annie ve Andreas’ı kelepçeleyip götürdüler. Neyse ki onlara takılan kelepçeye kimsenin itirazı yoktur, çünkü Türk değiller…

Murat Metin Hakkı kadar Türk olsalar, Andreas ve Annie’ye de kelepçe takıldığında itiraz ederdiniz!

About the author