
Aziz Şah – 19 Temmuz’da beş Kıbrıslı Rum işgal rejimi tarafından esir alındı. Sonra aynı soruşturma kapsamında iki Türk emlakçı, tapu memuru ve avukat tutuklandı.
Türkler serbest bırakıldı, Rumlar tutuklu kaldı…
5 Kıbrıslı Rumun davasıyla ilgili olarak tutuklanan son kişi avukat Murat Metin Hakkı Kıbrıslı Rumların Taşınmaz Mal Komisyonu avukatıdır.
***
Taşınmaz Mal Komisyonu, işgalin “iki bölgelilik” oldubittisini meşrulaştıran ve savaş suçları ile insanlığa karşı işlenmiş suçları “para karşılığı”nda yasallaştıran bir aparattır.
Yasası ve tüzüğü ile askeri bölgelerde geçersiz olması ve süreci “KKTC İçişleri Bakanı”nın bir “imza”sına bağlaması ile tamamen Kıbrıslıların zamanını çalmaya yönelik bir operasyondur.
Mülkünüz askeri bölgededir -misal Varoşa’da- ve siz TMK’ya başvurup beklersiniz ama Komisyon’un askeri bölgelerde yetkisi yoktur. Ya da Komisyon ile anlaşmaya varırsınız: Mülkiyet hakkınızdan feragat ederek malınızın taksit taksit %10 bedelini almak için “sulhname” imzalarsınız. Ama “KKTC İçişleri Bakanlığı” imza atmadığı için senelerce beklersiniz…
Örnek: 2017 yılında Taşınmaz Mal Komisyonu’nda kapanan 77/2010 sayılı Jasmine Court Otel ve yoldan denize 86 dönüm arazinin davası.
Maddi olarak yaklaşık 250 milyon Sterlin değerindeki mülke ödenmesi için TMK’da biçilen değer 22.7 Milyon Sterlin! Yani %10 değerinin altında… Ama 2017’den beridir tek bir kuruş ödeme yapılmadı!
Ermeni mal sahibi imzayı attı bekliyor. İtiraz edebilecekleri bir mahkeme de yok. Çünkü Taşınmaz Mal Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi himayesinde bir HIRSIZLIK AYGITI’dır. Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki gasp rejiminin parçasıdır!
Önce malı 1974’te gasp ettiler, sonra da TMK sürecini kullanarak yeniden gasp ediyorlar…
TMK işgal rejiminin elinde bir işkence, aşağılama, oyalama ve hırsızlık aparatıdır.
Trikomo’daki mallarının İADESİ için TMK’ya başvuran Annie Kyprianu ve beraberindekilerin esir alınıp işkence edilmesi bu durumun somutlaşmış halidir.
***
19 Temmuz’dan beridir beş Kıbrıslı Rum işgal rejiminin elinde esirdir…
Dünya tarihine yön veren siyasi davalar vardır. Kıbrıs tarihinde de böyle davalar vardır. 5 Kıbrıslı Rumun esir alınması ile başlayan süreç Kıbrıs’ın bundan sonraki tarihine yön verecek dinamikleri içinde barındırır.
Yalnızca mülkiyet meselesi, uluslararası hukuk ve ilişkiler yönünden değil…
-Liberal federalist “iki toplumculuğun” sahtekârlığı ortaya çıktı!
-5 Kıbrıslı Rum Türkiye tarafından esir alındı ama yabancı büyükelçilikler, BM-AB-ABD fonlarıyla beslenen “iki toplumcular” ortadan kayboldu…
-5 Kıbrıslı Rum işgal altında esir alındığında insan hakları örgütleri, sendikaları, partileri, baroları ve basınıyla “Kıbrıslı Türk toplumu”nun içine düştüğü sefalet ortaya çıktı.
19 Temmuz’da beş Kıbrıslı Rum esir alındı. 20 Temmuz’da bir böcek olarak uyandı “Kıbrıslı Türk aydınları-okumuşları”…
-Böcekler konuşamaz, kemirir!
19 Temmuz’dan önce ve sonra diye ayrılır artık Kıbrıs tarihi.
19 Temmuz’a kadar sahte “iki toplum”lu etkinliklerde boy gösterenler, 19 Temmuz’dan sonra yerin dibini boyladı. Böcek gibi toprağın altına saklandılar…
Böcek, inancı ve güveni kemirdi.
“19 Temmuz davası” Kıbrıs’ta statükodan beslenen insancıkları böceğe dönüştürdü…
Ve bu bir Kafka romanı değildir. Tanığı olduğumuz Kıbrıs tarihidir…
***
Bu sefil manzaraya rağmen Türk işgal rejiminin Trikomo’daki “mülke tecavüz” davasında Kıbrıslı Rumlardan şikayetçi olacak “site sakini” bulamaması manidardır…
Polis, 19 Temmuz’da beş Kıbrıslı Rumu esir aldı.
Üzerinden neredeyse iki ay geçti…
Site sakinlerinin verdiği bilgiye göre, tutuklamanın üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen polis hâlâ şikayetçi olmaları için site sakinlerini arıyor!
Mahkeme 12 Eylül’de…
Göreceğiz kimler üzerinde oturdukları toprağın sahibinden şikayetçi olmuş…
Taşınmaz Mal Komisyonu’na mallarının iadesi için başvuran Annie Kyprianu’nun Komisyon’daki avukatı Murat Metin Hakkı, bildiğiniz gibi gözaltına alınıp serbest bırakıldı.
Metin Bey, mahkemeden sonraki açıklamasında kumpas dava hakkında çok fazla done verdi.
Söyledikleri içinde tek bir noktaya değineceğim…
Annie Kyprianu mülklerinin her halükarda iadesi için başvurdu. Bunlardan 5 tanesi “KKTC Devleti” üzerinedir.
Metin Hakkı diyor ki:
-“Bu 5 mal her halükarda kuvvetli ihtimal iadeye tabidir. İşin komik tarafı şikayetçiler arasında KKTC Devleti’nin de olduğunu öğrendik. Yani devlet iade etmekle yükümlü olduğu malla ilgili olarak şikayette bulunmuş. Bu ayrı bir olgusal ve hukuksal garabettir”…
Merak ettiğim şudur:
-Polis “site sakinleri” içinde Kıbrıslı şikayetçi bulamadığı için mi “KKTC Devleti” Kıbrıslı Rumlardan şikayetçi oldu?
