
Aziz Şah – Tarih: 12 Eylül, günlerden Cuma…
Yer: Trikomo’da işgal rejiminin mahkemesi…
Simon Aykut’un temsil ettiği rejim, ona tabi olan işbirlikçi sermayedarlar ve onun sadık adamları tarafından kurulan kumpas sonucu 19 Temmuz’da esir alınan beş Kıbrıslı Rumun duruşması için mahkemenin iç avlusunda bekliyoruz.
10 Eylül’de Askeri Mahkeme’de 5 Kıbrıslı Rum rehinenin davasında polis çavuşu,
-“Simon Aykut’tan şikayetçi olan Kıbrıslı Rumların listesi”nin ellerinde olduğunu açıkladı.
O listedeki isimlerden biriyle örtüştüğü için Andreas Kyprianu ile beraberindeki 4 kişiyi rehin aldılar…
Simon Aykut’un emlakçısı, onun CTP Parti Meclisi üyeliği ve Ticaret Odası Başkanlığı yapmış babası, üç inşaat şirketi ile askeri rejimin polisi…
-Rejim kendini ifşa etti!
***
Beş Kıbrıslı Rumun kelepçeleri çıktı.
Tutuksuz yargılanacaklar…
“KKTC”yi “yurt” olarak tanımlayan işgal rejimi Kıbrıslı Rum esirlere “yurt dışı” yasağı koydu.
Trikomo’da kendi topraklarında kalamazlar, Varoşa’da kendi evlerinde kalamazlar, Kıbrıs’ın özgür bölgesindeki evlerine gidemezler…
“Hukuk devleti” illüzyonunda “kurumlarımız”ızın işgal rejimini kurtarması için yargılanmayı bekleyecekler evsiz barksız…
-5 Kıbrıslı Rumu esir alan rejim kendini yargılıyor!
***
Lefkoşa-Trikomo yolu…
“Yolun kendi hikayesi var” der Manos Loizos. Hikaye Simon Aykut’un diktiği ucubeleri gördüğünüz an biter…
Lefkonuk’u geçersiniz Trikomo görünür…
O yokuştan aşağı sürerken küfür, beddua ve lanet kazan kaldırır kelle ister!
Yolun hikayesi biter, toprağa tecavüzün hikayesi başlar.
Kıbrıs tarihinin yok edicisi buldozerler ile hafriyat kamyonları, yok edilen tarihin ve coğrafyanın üzerinde yerleşimci kolonileri kuran betonmikserleri…
Ve içi görünmeyen “kara” araçlarla taşınan kara paralar…
***
Lefkoşa-Trikomo yolu…
-Düşünün!
Elleriniz kelepçeli aracın içinde iki saatten fazla dura kalka yol gidiyorsunuz; yol boyunca hafriyat kamyonları, betonmikserleri, içi görünmeyen kara vitolar, mercedesler, jaguarlar, ferrariler, audiler, bmwler…
Lefkoşa-Trikomo yolu yarım asırlık Türk işgal rejiminin yarattığı bokçukurunun showroom’udur!
***
Tarih 12 Eylül…
Sabah 9 suları…
İşgal rejiminin esir aldığı beş Kıbrıslı Rumun duruşması için Trikomo’daki mahkemeye vardım.
Mahkemenin avlusunda savaş suçlusu inşaat şirketlerinin araçları park edilmiş.
Mahkeme binasına doğru yürürken aklıma bir soru takılıyor:
-Trikomo’daki “Yeni İskele kaza mahkemesi” de gasp edilmiş Rum malına mı yapıldı?
***
Beş Kıbrıslı Rum Trikomo’da kendi topraklarını ziyaret ettikleri için işgal rejimi tarafından rehin alındı ve bir “hukuk devleti” illüzyonuyla yargılanıyor.
Dava başından sonuna bir kumpastır:
-İhbarcısıyla (CTP’nin eski PM üyesi), şikayetçisiyle (3 inşaat şirketi), kurgusuyla (polis) Simon Aykut’un temsil ettiği rejim, ona tabi olan işbirlikçi sermayedarlar ve onun sadık adamlarının acemice ve aceleyle hazırladığı bir oyundur.
Beş Kıbrıslı Rumun yargılanması ise tam anlamıyla bir illüzyondur:
-Alt, yüksek ve askeri mahkemeler çemberinde “hukuk devleti” illüzyonunun arkasına saklanıyor işgal rejimi.
İllüzyon yanılsama demektir. Mahkemelerle bir “görüntü yanılsaması” oluşturmaya çalışıyor işgal rejimi…
***
Buradaki anahtar kelime “görüntü yanılsaması”dır: Rehin aldıkları beş Kıbrıslı Rumun davasında “hukuk devleti” illüzyonunu korumaya çalışıyorlar “dışarıya karşı”…
Çünkü Kıbrıslı Türk işbirlikçilerin ve kukla rejimin bir işlevi vardır:
-Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgaline perde olmak ve pis işlerin sorumluluğunu üstlenmek!
Avrupa Komisyonu beş Kıbrıslı Rumun esir alınmasına Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki “sözde yargının sözde kovuşturması” deyince paniğe kapıldılar.
Çünkü Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki her bir “kurum”un görevi Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgalini perdelemek ve meşrulaştırmaktır.
Trikomo’daki mahkeme “dava başlayana kadar” 3 ay tutukluluk yazdı, Lefkoşa’da Yüksek Mahkeme bozdu…
Askeri mahkeme 13 gün tutukluluk yazdı, Yüksek Mahkeme bozdu…
-Yazboz!
Çünkü Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki her bir “kurum”un görevi Türkiye’yi sorumluluktan kurtarmak ve işgali perdelemektir.
Buraya dikkat edin: Simon Aykut’un emlakçısıyla ve inşaat şirketleriyle acele ve acemice hazırlattığı bu kumpas rejimin elinde patladı.
***
Lefkoşa-Trikomo yolu…
İçindeki demografiyi ve kara parayı göremediğiniz “kara” araçlar…
Betonmikserleri ferrariler hafriyat kamyonları kara vitolar buldozerler kara mercedesler arasından geçerek Trikomo’ya ulaşıyorsunuz.
Karşınızda ucube beton bloklardan bir barikat, denizi göremiyorsunuz!
Denizin dibinde deniz kokusu yok. Kara paranın leşi lağım kokusuna karışmış hepsinin üzerine de inşaatın toz bulutu çökmüş…
-Çökmek işleridir!
Lefkoşa-Trikomo yolu yarım asırlık Türk işgal rejiminin yarattığı bokçukurunun showroom’udur betonmikserleri, kara vitoları ve ferrarileriyle…
Beş Kıbrıslı Rumun yargılandığı dava ise işgal rejimini perdeleyen Kıbrıslı Türk işbirlikçilerin çaresizliğidir…
-Yarım asırlık işgal perdelenemez, yarım asırlık bokçukuru örtülemez!
***
Tarih: 12 Eylül…
Yer: “Yeni İskele” mahkemesi…
-Your boys have done it, Mr. Simon Aykut!
