
Aziz Şah – Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal ve istila etmesinin 50’nci yılında TBMM’de bir tezkere kabul edildi.
Tezkere diyor ki, “iki devletli çözüm siyaseti” artık Türkiye’nin resmi Kıbrıs politikasıdır.
Bu yeni bir şey değil: Türkiye “federasyon” derken de hep “iki devleti” yani taksimi savundu.
Kıbrıs tarihini en tarafsız yazan yabancılardan Prof. Heinz Richter şöyle der: “Denktaş ve Ankara’nın federasyon terimini kullanmaları aldatıcıydı. Türk tarafının federasyondan söz etmesi, konfederasyon anlamına geliyordu. Anayasa hukukuna göre Denktaş’ın adımı ayrılık demekti”…
Turhan Feyzioğlu şöyle der 4 Aralık 1967’de TBMM’de:
-“Türkiye’nin taktiği federasyon olsa da nihai hedef taksim olmalı”…
TC Başbakanı İsmet İnönü ise Türkiye’nin politikasını 8 Eylül 1964’te TBMM’de şu şekilde açıklar:
-“Muahede (anlaşma) hükmü dahilinde bulunmak için resmi ağızdan taksim sözü ile değil, federasyon şekli ile münakaşaya başladık”…
Yani, ‘Garanti Anlaşması’nı ihlal etmemek için taksim yerine federasyon diyoruz’!
***
2018 yılında TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Silihtar’da elini masaya vura vura “Türk tezi federasyon öldü” dedi.
“İki bölgeli iki toplumlu federasyon” Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyini kolonileştirmek için kullandığı bir müzakere taktiğiydi.
TBMM’de kabul edilen “20 Temmuz 1974’ün 50’nci yılı tezkeresi” Türkiye’nin “iki devlet siyaseti”yle Garanti Anlaşması’nın dışına çıktığının resmi ilanıdır.
TBMM kendisi ilan etti, Garanti Anlaşması’nı tek taraflı feshettiğini.
İsmet İnönü’nün sözcükleriyle söyleyeyim:
-Türkiye iki devlet politikası ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin taksimini savunarak “muahede (anlaşma) hükmünün dışına çıkmıştır”…
TBMM tezkeresinde deniyor ki:
-“Bu harekât, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1960 Garanti Anlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri temelinde icra edilmiştir”…
-“Geride bıraktığımız 50 yılda Barış Harekâtı’nın açtığı yolda başarı ve güvenle yürüyen Kıbrıs Türkleri, 1983 yılında, Denktaş’ın önderliğinde KKTC’yi ilan ederek egemenlik mücadelelerini taçlandırmıştır”…
-“İki devletli çözüm siyaseti istikrar ve kalıcı barışı sağlamanın yegane yoludur. Ada’da iki ayrı devletin varlığı daha fazla göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik teşebbüslerin, bu gerçek üzerine inşa edilmesi şarttır. Kıbrıs Türk Devleti’nin uluslararası toplumun bağımsız ve eşit egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez”…
***
TBMM bu tezkere ile Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının “iki devlet” temelinde taksim edilmesini savunduğunu resmi olarak ilan etti.
Türkiye’nin imzaladığı 11 Şubat 1959 tarihli Garanti Anlaşması’nda denir ki:
-“Yunanistan, Türkiye ve Britanya, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini tanır, idamesini sağlamayı taahhüt eder, aynı zamanda Anayasası’nın Temel Maddeleri ile kurulan nizamı tanır ve garanti eder.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin herhangi bir diğer devlet ile birleşmesini veya Ada’nın taksimini doğrudan ve dolaylı teşvik etmeyi yasaklar”…
23 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası düştü, Türkiye barışı reddederek Kıbrıs Cumhuriyeti ile savaşmaya devam edeceğini açıkladığında Garanti Anlaşması öldü!
50. yılda TBMM’de çıkarılan tezkerenin tek bir anlamı vardır: Türkiye, Garanti Anlaşması’ndan çekilmiştir.
Türkiye iki devlet/taksim kararını TBMM’de resmi politika ilan ederek 1959 Garanti Anlaşmasının hükümlerinin dışına çıkmıştır.
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin yapması gereken TBMM’de çıkarılan “20 Temmuz 1974’ün 50’nci yılı tezkeresi”ni Birleşmiş Milletler’in önüne koymaktır:
-Artık Türkiye “garantör” sıfatıyla masaya oturamaz, işgalci olarak oturmak ister mi?
***
Tufan Erhürman “Türkiye Baf’ta da, Limasol’da da, Larnaka’da da garantördür” diyerek bir provokasyon başlattı. Yankı odasında kendi kendine tartışmaya başladı Kıbrıslı Türk ayrılıkçılar…
Federalist ayrılıkçılarla iki devletçi ayrılıkçılar “garantörlüğü” tartışmıyor aslında…
-Türkiye’nin yarım asırdır devam eden işgalini “garantörlük” adı altında kim daha iyi savunur?
Tufan Erhürman’dan sonra Mustafa Akıncı da “zahmet edip Garanti Anlaşması’nı okuyun” diyor UBP’lilere…
Sadece Ersin Tatar ve Ünal Üstel değil, hepiniz okyuyun anlaşmayı!
Çünkü hepiniz “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal birliği, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını taahhüt eden” Garanti Anlaşması’na karşısınız…
-Hepiniz Kıbrıs Cumhuriyeti’ne “Rum yönetimi” diyorsunuz. Cumhuriyet’in varlığını bile inkar ediyorsunuz…
-Hepiniz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal birliğinin ve toprak bütünlüğünün tesis edilmesiyle varılacak anlaşmaya karşısınız. Çünkü Kıbrıs’ın “üniter toprak bütünlüğü”ne karşısınız! Çünkü bölücüsünüz…
-Hepiniz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılmasını istiyorsunuz: Kiminiz “iki devlet” diyor bu yıkıma, kiminiz “iki bölge”…
Varlığını inkar ettiğiniz ve yıkmak istediğiniz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “garantörü” olarak Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgalci varlığını savunamazsınız!
İşgalin 50’nci yılında TBMM’de kabul edilen tezkere ile Türkiye Cumhuriyeti, Garanti Anlaşması’ndan çekildiğini “İki devlet yegane çözümdür” diyerek ilan etti.
Peki siz, hangi garantörlükten bahsediyorsunuz?
-Zahmet edip Garanti Anlaşması’nı ve TBMM’nin tezkeresini açıp okuyun!
