The Economist dergisi yazdı: Türkiye’nin neden bir Kıbrıs Türk Devletçiğine ihtiyacı vardır?

Aziz Şah – Kıbrıs ve Filistin tarihi ta Osmanlı ve İngiliz sömürgeciliğinden bu yana iç içe geçmiştir.

Kıbrıs’taki 1931 isyanından Filistin’deki 1936 isyanına Kıbrıs’ın 1974’teki işgalinden Filistin’in 1948’deki işgaline sömürgeciler aynı olunca tarih de fazlasıyla benzeşiyor…

Kıbrıs için İngiliz “bazı coğrafyalar vardır asla tam bağımsız olamazlar” derken Filistin’i Balfour Deklarasyonu’yla Siyonistlere vadeder.

1937’de Filistin’in Araplar ile Yahudiler arasında bölünmesini tasarlayan Peel Raporu’ndan 1956’da Kıbrıs’ta Radcliffe önerileri ve Lennox-Boyd deklarasyonu ile Kıbrıs’ın taksim planına yol bağlanır…

Kıbrıs ve Filistin benzer yöntemlerle ayrımcı-ayrılıkçı politikalarla kolonileştirildi.

1948’de Filistin’in ve 1974’te Kıbrıs’ın işgali bu benzerliğe tüy dikti!

Siyonistlerin 1948’de Filistin’de ve Türkiye’nin 1974’te Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği işgal ve yerleşimci kolonizasyonu o kadar aynıdır ki toprak gaspı için kullanılan yasalar bile birebirdir:

-Filistin’de Filistinliler “mevcut olmayan” ilan edilerek Mevcut Olmayanların Mülkleri Yasası ile mülklerine el konup toprakları kolonileştirilir.

-Kıbrıs’ta ise Rum ve Ermeniler İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası ile “yabancı” ilan edilerek mülklerine el konup toprakları kolonileştirilir.

Osmanlı’dan İngiliz’e Türkiye’den İsrail’e sömürgecilerin benzerliği Kıbrıs ve Filistin’in tarihini ortaklaştırır.

Son olarak 2025 Eylül’ünde gerçekleşen BM Genel Kurulu’nda Kıbrıs ve Filistin meseleleri bir kez daha üst üste geldi…

Filistin’de 1948’de işgal, etnik temizlik ve tehcir ile başlayan Nakba üç çeyrek asırdır farenin peyniri kemirmesi gibi devam ediyor.

Siyonist fare Filistin’i bir peynir gibi kemire kemire bitirdi. Batı Şeria ve Gazze kalmıştı geride…

Batı Şeria “delikli peynir” modeli ile kolonileştirildi, Gazze’yi ise birçok işgal girişimine rağmen kontrol edemediler…

7 Ekim 2023’ten beridir insanlık tarihinin en çok belgelenmiş soykırımına tanıklık ediyoruz.

Soykırımın ikinci senesi tamamlanırken Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Fransa, Avustralya, Kanada, İngiltere, Belçika, Lüksemburg, Malta, Portekiz, Andorra ve San Marino “Filistin Devleti”ni tanıdığını açıklıyor…

İsrail ile Filistin arasında iki devletli bir çözümü vurgulayarak Filistin devletçiğini tanıdıklarını açıklıyorlar.

Diğer taraftan 51 senedir Kıbrıs’ı işgal altında tutan Türkiye’nin devlet başkanı Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Kurulu’nda kürsüye çıkarak “iki devletli çözüm” için KKTC’nin tanınması çağrısı yapıyor.

Tarih bir kez daha Kıbrıs ile Filistin’i yan yana getirdi…

Türkiye yarım asırdır devam eden işgalini örtmek ve zaman kazanmak için KKTC’nin tanınması ve “iki devletli çözüm” çağrısı yapıyor.

1917’de Filistin’i Siyonistlere hediye eden İngiltere ve 1948’den beridir Filistin’deki işgalin ve kolonizasyonun destekçisi olan Batılı emperyalistler ise Gazze soykırımının üzerini örtmek ve Siyonistlere zaman kazandırmak için “iki devletli çözüm” çağrısı yaparak olmayan Filistin devletçiğini tanıdıklarını açıklıyorlar.

Filistin’de bir devlet yok ki tanıyabilecekleri! Tanıyabilecekleri bir devlet olsaydı zaten tanımazlardı…

Siyonist fare kemire kemire Filistin topraklarını bitirdi. Batı Şeria’da Mahmut Abbas’ın sözde “Filistin yönetimi” ise Siyonistlerin kuklasıdır. Aynen Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Türkiye’nin kendini meşru göstermek için kullandığı “KKTC Cumhurbaşkanlığı” makamı gibi…

İsrail’in bir tane Abbas’ı var, Kıbrıs’ın işgal bölgesinde ise Türkiye’nin Abbas’ı olmak için yarış var!

1967’deki 6 gün savaşının 50. yıl dönümünde İngiliz emperyalizminin aklı olan “The Economist” dergisinde yayınlanan çarpıcı bir yazı vardı…

Başlığı slogan gibiydi:

-“İsrail’in neden bir Filistin devletine ihtiyacı vardır?”

-Peki, Türkiye’nin neden bir Kıbrıs Türk devletçiğine ihtiyacı vardır?

Çünkü ateş maşayla tutulur ve işgal işbirlikçilerle meşrulaştırılır.

Üç çeyrek asırdır Filistin’deki işgali destekleyenler Gazze’deki soykırımın ikinci yılında Mahmut Abbas’ın sözde devletçiğini tanıyarak işgali meşrulaştırıyor.

Fransa, İngiltere, Kanada, Avustralya, Belçika, Portekiz, Lüksemburg, San Marino ve Andorra’nın yanı sıra Filistin’i daha önceden tanıyan ülkelere teşekkür eden Mahmut Abbas şöyle diyor:

-“Filistin Devleti, Gazze’de yönetim ve güvenliğe ilişkin tam sorumluluk almaya yetkili tek yapıdır”…

51 senedir Kıbrıs’ı işgal altında tutan Türkiye’nin devlet başkanı Erdoğan ise şöyle diyor:

-“Kıbrıs Adası’nda iki ayrı devlet ve iki ayrı halk vardır. Kıbrıs Türkleri adanın eşit sahibidir… Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya davet ediyorum…”

Filistin’de soykırımı örtmek için işbirlikçi bir “devletçiğe” ihtiyaç vardır.

Kıbrıs’ta işgali ve kolonizasyonu örtmek ve Türkiye’nin savaş suçlarını üzerine yıkmak için paravan bir “devletçiğe” ihtiyaç vardır.

İrsen Küçük, Türk işgal valisi olarak atanan Kaya Türkmen’e ne demişti?

-“Bütün PİS İŞLERİ biz yaptık, bize biraz nefes alanı verin”…

About the author