Kıbrıs Cumhuriyeti 65 yaşında: Kıbrıs’ın tapusu

Aziz Şah – Birleşmiş Milletler masası çözüm masası değildir, çözülme masasıdır.

BM’nin çözümü Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çözülmesidir.

Kıbrıslıların normal, bağımsız ve egemen bir devlete sahip olma hakkının çözülmesidir.

Birleşmiş Milletler’in çözümü Kıbrıslıların kendi kaderini tayin ve insan haklarının gasp edilmesidir.

Birleşmiş Milletler’in amacı “Kıbrıs sorunu”nu çözmek değildir, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çözülmesidir.

***

-Kıbrıs Cumhuriyeti kusursuz değildir!

En başta “garanti sistemi” kaba bir sömürgeci dayatmadır. Egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın önündeki en önemli engeldir…

Ama bu durum şu gerçeği değiştirmez:

-Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan dekolonizasyon sürecinde Kıbrıslıların Kıbrıs’ın tapusunu elde etmesidir.

Sömürgeci imparatorlukların dağılması sürecinde Kıbrıs Cumhuriyeti bize hasbelkader EOKA’nın patlattığı bombaların armağanıdır. İdam edilen gençlerin ve kendini feda eden savaşçıların diyeti olarak kuruldu Cumhuriyet. Afrika ve Asya halklarının kan revan içinde verdikleri bağımsızlık mücadelelerinin tam ortasına düşüyordu Kıbrıslıların anlamını bugün bile kavramadığı “Cumhuriyet”…

Bilirim, bugün hala Kıbrıslı Türklerin birçoğu “keşke İngiliz sömürgesi kalsaydık” der…

Mümkün değildi, tarihin akışına tersti!

İşte bu yüzden Albert Camus 6 Aralık 1955’te Fransız L’Express gazetesinde “Kıbrıs’ta idamları durdurun” diye Kraliçe Elizabeth’e yazdığı mektupta “İmparatorluğunuzun ömrünü bir çocuğu idam ederek uzatamazsınız” diyordu.

Kraliçe Elizabeth durdurmadı tabii ki idamları…

Camus, Kraliçe’ye yazdığı “Kıbrıs’ı Michalis Karaolis’e verin” başlıklı mektubunda şöyle der:

-“Mevcut durumun zorunlu olarak geçici bir süre için uzatılmasının bedeli bir çocuğun, Michalis Karaolis’in öldürülmesiyle ödenirse İngilizler çok daha fazla prestij kaybedeceklerdir. İmparatorlukların sonu geliyor ve en azından Batı için özgür devletler dönemi başlıyor. Bunu yok etmeye çalışmak yerine anlayabilmeyi başaralım”…

Kıbrıs’ta da imparatorluk çağı kapanır, cumhuriyet çağı başlar. Tebaa ölür, yurttaş doğar…

Kıbrıslılar bugün bile tebaa ile yurttaş arasındaki farkı kavrayamasa da olgular sabittir.

Osmanlı imparatorluğu tasfiye olurken Kıbrıs’ın tapusunu İngilizler aldı.

Britanya imparatorluğu tasfiye olurken de Kıbrıslılar Kıbrıs’ın tapusunu Kraliçe’den aldı.

İngiliz sömürgeciliği terörle, idamlarla, böl-yönet oyunlarıyla ömrünü uzatamayınca “garantörlük” zinciri vurdu Kıbrıs’a…

***

1974 Temmuz-Ağustos’undan beridir 51 senedir Birleşmiş Milletler’in sözde “barış görüşmeleri”nde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılması görüşülür.

1974 işgalinin oldubittilerinin kabulü ile “tapu”nun bölünmesi görüşülür.

Kıbrıs Cumhuriyeti’ne vurulan garantörlük prangası ve etnik kota sistemi normal, bağımsız ve egemen bir devlette olamaz.

Vurulan bu zincire rağmen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla bu adanın tapusu Kıbrıslıların oldu.

Etnik kota sistemi aşılır ve garantörlük prangası sökülür… Ama tapu yırtılarsa, geriye sadece yamyamlar kalır!

Yugoslavya’da, Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de tapuyu yırttılar ABD’siyle, AB’siyle, NATO’suyla ve BM’siyle…

Oralarda savaşla yaptıklarını Kıbrıs’ta 51 senedir Birleşmiş Milletler’in “barış görüşmeleri” ile yaparlar.

BM kendi üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıkmak için 51 senedir uğraşır.

51 senedir Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler en başta kendi anayasası olan BM Şartı olmak üzere uluslararası hukuku ayaklar altına aldı. Lahey Sözleşmesi’ni, Cenevre Konvansiyonu’nu, İnsan Hakları Sözleşmesi’ni, Devletler Arasında Dostane İlişkiler ve İşbirliği Bildirgesi’ni, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ni, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ni, 1965 tarihli Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi, 1968 tarihli Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlar İçin Zaman Aşımının Uygulanamayacağına Dair Sözleşme’yi ve 1973 tarihli Apartheid Suçunun Bastırılması ve Cezalandırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi ayaklar altına aldı.

Ayrıca Avrupa Birliği de Kıbrıs’ta Türk işgalinin oldubittilerini meşrulaştırmak için yürütülen “BM müzakereleri”nde AB müktesebatının parçası olan AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR ŞARTI’nın ayaklar altına alınmasına göz yumdu!

İşgalin toprak ve nüfus üzerindeki tüm oldubittilerini meşrulaştırmak için yürütülen “BM müzakereleri” yukarıda saydığı anlaşmalara aykırıdır.

Birleşmiş Milletler üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıkmak için kendi sözleşmelerini ayaklar altına aldı, Avrupa Birliği de muktesebatını!

Sömürge halklarının ayaklanmasıyla başlayan dekolonizasyon sürecinde Kıbrıslıların elde ettiği devleti yıkmaya bugün “barış görüşmeleri” ve “çözüm müzakereleri” diyorlar…

New York’ta yemek yiyerek ne devlet kurulur ne devlet yıkılır!

Filistin’in parlak zekalı evlatlarından Marksist teorisyen ve edebiyatçı Ghassan Kanafani vardır. MOSSAD’ın aracına koyduğu bomba ile öldürüldü.

Bir gazeteci sahte “barış görüşmeleri” hakkında ne düşündüğünü sorar Kanafani’ye…

Şöyle der:

-“Senin kastettiğin tam olarak ‘barış görüşmeleri’ değil. Teslim olmayı kastediyorsun. Yani boyun eğmeyi.”

İki dönüm bir evlek arazinin tapusuna verdiğiniz değeri Kıbrıs’ın “tapu”suna vermediniz…

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 65’inci yaşı kutlu olsun!

About the author