Kıbrıs’ta iki tarz-ı siyaset: Ya Türkiye ya Kıbrıs Cumhuriyeti!

Aziz Şah – Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki seçim dönemleri kolonizasyonun yoğunlaşması ve ideolojik berraklaşma dönemleridir.

Tarihsel olarak ideolojik kırılma noktası 1990 seçimleridir. TKP ve CTP’nin yerleşimci sömürgeciliğinin “sopası” YDP ile ittifak kurduğu 1990 seçimi…

-“Türkiye’nin icazeti bu kez bizdedir” diyen CTP lideri Özker Özgür yerleşimcilerin köylerini dolaşarak,

-“Biz kazanırsak size tahsis edilen evlerin, toprakların tapusunu vereceyik” diyordu…

Sözünü de tuttu, 1995’te gasp edilmiş Rum mallarının tapularını İTEM Yasası ile verdi.

1990’da Rumlardan gasp edilen toprakların ve evlerin “tapusunu vereceyik” diyen Özker Özgür’den 2025’te “AB yurttaşlığı vereceğiz” diyen Tufan Erhürman’a geldik…

***

Bu kukla rejimde kimin “cumhurbaşkanı” olacağını Türkiye’nin dışpolitikasındaki ihtiyaçları ile toprak gaspı ve nüfus kolonizasyonu temelinde işlediği savaş suçlarına nasıl hizmet ettiği belirler…

Tayyip Erdoğan açık konuştu:

-“Kim seçilirse seçilsin Türkiye için bir şey değişmez”…

Erdoğan’ın kişisel kin güttüğü ya da Türk Devleti’nin Kıbrıs politikasına ters bir aday yok.

Tufan Erhürman, 4 Ekim’de düzenlediği “ilk 100 gün” başlıklı basın toplantısında açıkça kendisi ile Tatar arasında bir fark olmadığını söyledi:

– “Altını doldurmaya başladığımız anda Tatar ile çok da farklı şeylerden bahsetmediğimiz anlaşılacaktır”…

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde söyledi bunu…

İlk kez de söylemiyor Tufan Erhürman “iki devlet” ile “federasyon” tezi arasında çok da fark olmadığını…

Çünkü iki tezin de sahibi Türkiye’dir!

Federasyon tezinin ortaya çıkış nedeni 8 Eylül 1964’te İsmet İnönü’nün TBMM’de yaptığı konuşmada çok açıktır:

-“Muahede (anlaşma) hükmü dahilinde bulunmak için resmi ağızdan taksim sözü ile değil, federasyon şekli ile münakaşaya başladık”…

İsmet Paşa diyor ki: Taksim dememek için federasyon dedik “garanti anlaşması”nın dışına çıktığımız anlaşılmasın diye…

Üzerinden geçmiş 61 sene, Türkiye’nin bölücü “federasyon tezi” ile Kıbrıs’ı birleştireceğini sananlar var…

Onların mesleği de sanrılar!

***

İki devletçiler ile federalistler arasında özde hiçbir fark olmadığını Tufan Erhürman bu seçim kampanyası boyunca açıkça ifade etti…

50 sene federasyon ile konfederasyonu tartıştıktan sonra, onca kitap, konferans ve yazıdan sonra…

-Ha federasyon deyin adına ha konfederasyon, dedi Bay Tufan!

Çünkü aslolan 1964’te İsmet İnönü’nün açıkladığı stratejidir:

-Taksim dememek için federasyon diyoruz!

***

Tufan Erhürman’ın şu iki açıklamasını not edelim:

-“ÖNEMLİ OLAN ÇÖZÜMÜN ADI DEĞİL İÇERİĞİDİR, SİZ BU MODELE İSTER FEDERASYON İSTER KONFEDERASYON DEYİN”…

-“BEN İKİ EŞİT KURUCU DEVLET TEMELİNDE BİR ÇÖZÜM SAVUNUYORUM; BELKİ DE TATAR İLE İÇERİĞİ KONUŞSAK, AYNI ŞEYİ KONUŞTUĞUMUZU ANLAYACAĞIZ”…

Aynı açıklamayı Tufan bir salon dolusu gazetecinin önünde de tekrar etti “ilk 100 gün” toplantısında:

-Tatar’ın iki devletten ne anladığının “Altını doldurmaya başladığımız anda çok da farklı şeylerden bahsetmediğimiz bence anlaşılacaktır”…

Hatta Tufan, seçim kampanyası boyunca çözümden sonra kurulacak olan “federe devlet”in adının “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” olabileceğini ilan etti…

Tatar “KKTC ilelebet yaşayacaktır” der…

Tufan “federe devletin adı KKTC olur” der…

Ersin Tatar şöyle diyor:

-“Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeden bizim resmi olarak müzakere masasına oturmamız mümkün değildir”…

Tufan Erhürman ise Tatar’ı tekrar ederek şöyle diyor:

-“Siyasi eşitliğimiz kabul edilmeden masaya oturmayız”…

Tatar komedidir, Tufan ise trajedi. Ve bu trajedinin yaşanması gerekiyor…

***

Bu seçimin tek bir sonucu vardır: Tarafların netleşmesi!

-Aynılar aynı yere, ayrılar ayrı yere.

Bölücüler bir tarafa, Kıbrıs’ın vatan topraklarının birliğini savunanlar diğer tarafa…

Seçim geçsin, soğusun içiniz. Söylediklerimi idrak edeceksiniz zamanla…

Kıbrıs’ta yarım asırdır iki tarz-ı siyaset vardır:

-Üniter Kıbrıs’ı savunanlar ve etnik apartheidi savunan iki bölgeciler.

İki bölgecilerin bir kısmı “iki devleti” savunuyor, diğer kısmı ise “birleşik Kıbrıs” söylemi altında etnik apartheidi kamufle ediyor.

Bu kamuflajı kaldıracak bir maşa lazımdı. O da Tufan’dır…

Bugüne kadar ne dedik?

-“Türk tezi federasyon bölücülüktür” ve “işgalin oldubittilerinin meşrulaştırılması ve savaş suçlarının yasallaştırılmasıdır” dedik…

Seçim kampanyası boyunca, savaş suçu olarak kolonileştirilen topraklar ve işgal edilen topraklara taşınan yasadışı yerleşimciler üzerinden savaş suçlarının meşrulaştırılmasını savundu Tufan Erhürman.

Tatar bir komedi olarak güldürdü, Tufan bir trajedi olarak savaş suçlarını savundu!

-Ha federasyon ha konfederasyon, dedi Tufan.

-“Altını doldurmaya başladığımız anda federasyon ile iki devlet çok da farklı değil” dedi…

Seçim geçsin, çamur otursun, su berraklaşacak…

-Kıbrıs’ta iki tarz-ı siyaset vardır. İki bölgecilerle devletçi bölücüler kaynaştı, geriye tek bir siyaset kaldı: Üniter Kıbrıs Cumhuriyeti!

-Ya Türkiye ya Kıbrıs Cumhuriyeti, seçim sizin…

Yoksa Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğinizi kaybetmeye hazır olun!

About the author