
Aziz Şah – Erdoğan buyurdu ki,
-“Kim seçilirse seçilsin Türkiye için bir şey değişmez”…
Hristodulidis de,
-“Kim seçilirse seçilsin seçildiği gece görüşme talebinde bulunacağım” dedi.
Peki, biz ne yapacağız?
-Kim seçilirse seçilsin meşru olmadığını savunacağız!
Hem Hristodulidis’in hem de Erdoğan’ın kafasına kuklayı vuracağız…
***
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin gafleti yarım asırda ihanete dönüştü.
1974 işgalinden sonra Kıbrıslı diplomatlar Türkiye’nin işgal etttiği Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarına yasadışı yerleşimci nüfus transfer ettiğini BM gündemine taşıdı. Bugüne oranla çok daha az aparat vardı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin elinde. Sonuç alınmasa da 1975’ten itibaren hem Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na hem de BM’ye taşındı Türkiye’nin savaş suçları. Bunlar savaş suçlarının raporlanması açısından dahi önemlidir.
Ekim 1975’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin BM Temsilcisi Zenon Rossides, Türkiye’nin Kıbrıs’ı kolonileştirmek için Anadolu’dan yerleşimci nüfus taşıdığını BM’ye yazılı olarak protesto eder.
Karşılığında savaş suçu olarak taşınan yasadışı yerleşimci nüfusu savunmak Vedat Çelik’e düşer. Çünkü Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin Kıbrıs’ı kolonileştirmesi için kendi varlıklarını feda ettiler…
Türk yerleşimci kolonizasyonunu savunmak için BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim’a sunduğu mektupta Vedat Çelik, Türkiye’den “getirilenler” (imported) “misafir” (guest) “mevsimlik” (seasonal) işçilerden ve teknik kalifiye elemanlardan oluşmaktadır, der.
KTFD Dışişleri Bakanı Çelik 1975’te Waldheim’a,
-“Adanın demografik karakterini önceden planlanmış bir taksim projesi uyarınca değiştirmek amacıyla Türkiye’den Kıbrıs’a Türkiye vatandaşlarının kitlesel olarak göç ettirildiği iddiası gerçek olguları tahrif etmektedir” diye yalan söylüyordu.
Peki, nerede gaflete düştü Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği?
Gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesiyle “BM müzakereleri” Kıbrıslıların kendi kaderini tayin hakkına giydirilmiş deligömleğine dönüştü.
1975’te Kıbrıslı diplomat Rossides Türkiye’nin işgal ettiği toprakları kolonileştirmek için yerleşimci nüfus transferi yürüttüğünü rapor ediyor.
1976’da Rossides’in rapor ettiği Türkiyeli yerleşimciler Denktaş’ı “Kıbrıslı Türk toplum lideri” olarak seçiyor.
1977’de ise Makarios yasadışı yerleşimcilerin seçtiği Denktaş’ı meşrulaştırarak deligömleği giydirdi Kıbrıslılara!
Yarım asırdır Türkiyeli yerleşimcilerin seçtiği sözde “Kıbrıslı Türk toplum lideri”ni maşa olarak kullanan Ankara Kıbrıslıların kendi kaderini tayin hakkını ipotek altına aldı.
1977’de Makarios’un gafleti 2025’te Hristodulidis’in ihanetine dönüştü…
***
Hristodulidis “Kim seçilirse seçilsin seçildiği gece görüşme talebinde bulunacağım” diyor.
Makarios’un 1977’de yapamadığını 2025’te Hristodulidis’ten beklemek saflık olur.
İşte bu yüzden, kim seçilirse seçilsin meşru olmadığını savunacağız.
Türkiyeli yasadışı yerleşimcilerin oylarıyla Ankara’nın hangi kuklası seçilirse seçilsin meşru değildir.
Bugüne kadar hep ne dedik?
-İşgal altında taşıma yerleşimci nüfusla seçim olmaz!
Soyut bir demokrasi seviciliğinden söylemedik bunu.
Ekim 1974’te Türkiye Kıbrıs’ı işgal ettiğinde Kıbrıslı Türklerin sayısı 115.758’di.
2017’de Anastasiadis’in verdiği rakamlara göre Kıbrıslı Türk Cumhuriyet yurttaşı sayısı 117.545’ti; ayrıca İngiltere’de KC vatandaşlığına başvurmayan 25.000 kişi vardı.
KC’nin rakamları ile işgal rejiminin rakamları da örtüşür: Ekim 2010’da işgal bölgesinin “İstatistik ve Araştırma Dairesi”nin Başkanı, “KKTC vatandaşları” içerisinde 120 bin Kıbrıslı olduğunu açıkladı.
Kıbrıslı Türkler 50 senedir artmıyor ama 1976’dan beridir Kıbrıs’ın işgal bölgesinde her 5 senede ortalama olarak seçmen sayısı 15.000 artar!
Kıbrıslı Türkler 50 senedir çocuğundan yaşlısına 110-120 bin kadardır.
Buna karşın sadece 2015-25 arasında seçmen sayısı 41 bin arttı, çünkü yerleşimciler 18 yaşında doğar!
2016’da müzakereler sırasında Mustafa Akıncı’nın Nikos Anastasiadis’e verdiği “KKTC vatandaşı sayısı” 220 bin idi.
2019’da bu sayı 350 bine çıktığında Akıncı sordu:
-“3 senede 130 bin fark nasıl oluştu?”
2025 Haziran’ında 215 bin 611 olarak açıklanan seçmen sayısı, Temmuz’da 217 bin 56’ya yükseldi. Bir ayda seçmen sayısı 1.445 arttı!
Temmuz’dan Ekim’e kaç arttı: 3000 mi, 4.500 mü, 5000 mi?
Hristodulidis “Kim seçilirse seçilsin seçildiği gece görüşme talebinde bulunacağım” diyor.
-Kim seçilirse seçilsin…
Tamam da, KİM SEÇECEK görüşeceğini?
***
Hristodulidis’in kurduğu bu basit cümlenin ciddi bir sonucu vardır:
-Kıbrıslıların zorla yerinden edilmesi, toprakların kolonileştirilmesi ve yerleşimci nüfus transferi temelinde işlenen savaş suçlarının meşrulaştırılması anlamına gelir yasadışı yerleşimcilerin oylarıyla yapılan seçimin meşru kabul edilmesi.
İşte bu yüzden Erdoğan,
-“Kim seçilirse seçilsin Türkiye için bir şey değişmez” diyor.
Kim seçilirse seçilsin bizim için de hiçbir şey değişmez:
-Hem Hristodulidis’in hem de Erdoğan’ın kafasına kuklayı vuracağız…
Seçimi sadece boykot etmeyeceğiz:
-Kim seçilirse seçilsin meşru olmadığını savunacağız!
