İsrailli yerleşimcilerle Eleftheria Meydanı’ndaki karşılaşmamız: YERLEŞİMCİ KÜSTAHLIĞI

Aziz Şah – Dün Lefkoşa’nın Eleftheria Meydanı’nda İsrail’in 1948’den beridir Filistinlilere karşı yürüttüğü işgale, etnik temizliğe, soykırıma ve yerleşimci kolonizasyonuna karşı eylem vardı.

Oradan geçen birkaç İsrailli yerleşimci,

-“Fuck Palestine!” diye orta parmaklarını göstererek kitlenin üzerine yürüdü.

Aile görüntüsü veren 4-5 kişilik bir grup, Filistin bayrakları taşıyan kalabalığın üzerine yürüdü.

Kitlenin karşısına dikilmeleri önce “cesaret” gibi görünür ama değil!

İşgalci yerleşimciler KÜSTAH’tır.

-Birini evinden atacaksınız, toprağından süreceksiniz, sonra onun yerine geçeceksiniz. Yerine geçtiğiniz kişinin kimliğini gasp ederek onu yok edeceksiniz!

Bu hırsızlığın cesaret ile hiçbir ilgisi yoktur: Her gün daha fazla küstahlaşmanız gerekir!

Bu gaspın ve yerleşimci sömürgeciliğinin cesaret ile alakası yok; aksine korkaktır yerleşimci çünkü başkalarının hayatını gasp etmiştir. Gasp ettiklerini yitirmekten korkar. Bu yüzden saldırgandır!

Cesur olan tanka taş atan çocuktur, onun evini yıkan buldozer ise küstahtır.

-Yerleşimci sırtını silahlı güçlere dayar. Evrensel hukuku tanımaz, kendi hukukunu yazar. Gasp ettiği toprak üzerinden yaratır kendi ahlağını…

-İşte bu yüzde hırsız, işgalci, soykırımcı yerleşimciler evrensel olan karşısında küstahtır.

-Evrensel insan hakları ve uluslararası sözleşmelerin hiçbirini tanımazlar!

Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ile saldırı suçunun faillerini yargılamak ve hesap verilebilirliği sağlamak amacıyla kurulan ilk daimî uluslararası ceza mahkemesidir. Bu mahkemeye İsrail ve Türkiye taraf değildir.

Bu kadar berraktır yerleşimci sömürgeciliği ile insanlık arasındaki fark!..

Bu yazı sadece Eleftheria Meydanı’da “Fuck Palestine!” diye bağıran İsrailli yerleşimciler ile ilgili değildir.

Tasmasını yerleşimcilerin tuttuğu “Kıbrıslı Türk siyaseti”, “ticareti” ve “hukuku” ile de ilgilidir…

***

Simon Aykut neden tutukludur bilir misiniz?

-Küstah olduğu için!

1950 İzmir doğumlu Türk ve İsrail vatandaşı Simon Aykut 2004 yılında Kıbrıs’ın işgal bölgesinde toprak gaspına başladı.

Ne dedik? Arkasına bir silahlı gücü alır yerleşimci:

-Türk ordusunu aldı ve askeri istihbaratın kontrolünde kolonizasyona başladı.

Ne dedik? Yerleşimci evrensel hukuku tanımaz ve kendi hukukunu yazar.

İnşaat şirketleri toprağı gasp ederken İTEM ve TMK’ya sırtını dayadı, tapu devri yapmadan sözleşme üzerinden kendi mülkiyet rejimlerini kurdular.

Peki, Kıbrıs Türk Barolar Birliği bu gasp sürecini nasıl normalleştirir: “KKTC hukukunda yasaldır”…

Ne dedik? Yerleşimci gasp ettiği toprak üzerinden kendi ahlağını yaratır…

Gasp edilmiş toprakta silahlı güç ve hırsızlık hukukuyla yarattığı bu ahlak küstahlıktır.

Yerleşimcibaşı Simon Aykut’un kurduğu şirkete verdiği AFİK ismi, İsrail’in işgal ettiği Suriye toprağı Golan Tepeleri’ne kurulan ilk yasadışı yerleşim biriminin adıdır.

5 Temmuz 2023’te Politis gazetesinde “AFİK Group mikroskop altında” diye bir haber çıktı…

Soruşturmanın nedeni Rum mallarını gasp etmesi değildi. Rum mallarını gasp ederken Kıbrıs Cumhuriyeti’nde şirket açacak kadar küstah olmasıydı…

Dahası var. Kendisi ve ailesi hakkında soruşturma açıldığını bile bile güneye geçti…

Tatar önceden yerleşimcibaşı Simon Aykut’u uyardı:

-“Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvur!” dedi…

Yerleşimci gasp ettiği toprağın tazminatını ödeyeceğine ölmeyi tercih eder.

Neden Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Taşınmaz Mal Komisyonu “hayal edildiği” gibi çalışmadı?

Çünkü yerleşimci, zorla elde ettiği toprağa tazminat ödemeyi kabul etmez. Yerleşimci üstün olduğu için toprağa sahip olduğuna inanır:

-Kanla aldı ya da tanrı tarafından vadedildi!

Tatar şöyle der:

-“Aykut için yıllardır Rumlar hazırlık yaptılar. Kendisi de bilirdi. Geldi görüştük. Kendisine Güney’e geçme dedim. TMK’ya başvur dedim. Gitti tutuklandı”…

Neden?

-Üstün ve dokunulamaz olduğuna inandığı için!

Politis’te Simon Aykut ve ailesi hakkındaki soruşturma haberi Temmuz 2023’te çıktı, tutuklama Haziran 2024’te gerçekleşti.

Hakkında soruşturma olduğunu bile bile Kıbrıs Cumhuriyeti kontrolündeki bölgeye gidiyorsa “dokunulamaz” ve “üstün” olduğuna inandığı içindir.

-Kimse bana dokunamaz!

Çünkü yerleşimci evrensel hukuku tanımaz.

Çünkü arkasında silahlı güç var, işgal hukukuna sırtını dayadı, kimse dokunamaz onun üstünlüğüne!

-İşte yerleşimci küstahlığı budur!

Bu yüzden tutuklanmasından sonra aylarca Simon Aykut davası başlayamadı. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti’ne “Sizin beni yargılamaya yetkiniz yoktur” diye mahkemeyi tanımadı.

-Çünkü evrensel hukuku tanımaz!

***

Eleftheria Meydanı’nda yüzlece kişi Filistin bayrakları ile yürürken 4-5 İsrailli yerleşimci “Fuck Palestine!” diye parmak veriyor…

Yabancı bir ülkede olmanın tedirginliği bile yok üzerlerinde. Çünkü onlar üstün ve dokunulamaz olandır.

EOKA, İngiliz sömürgecileriyle savaşmaya başlayınca 1956’da Sömürge Valisi Harding teslim olun çağrısı yapar…

EOKA savaşçıları da bir eşeğin üzerine “TESLİM OLUYORUM” diye bir tabela asıp saldılar Eleftheria Meydanı’na…

İsrailli yerleşimciler “Fuck Palestine!” diye bağırınca EOKA’cıların meydana saldığı eşeği hatırladım.

Bugünkü Kıbrıs Cumhuriyeti liderliği o eşeğe ters binmiş vaziyettedir…

About the author