Biz Ghassan Kanafani’yiz, siz hırsız Jacob’sunuz!

Aziz Şah – 2021’de Jacob Fauci adında bir Siyonist yerleşimci New York’tan gelerek Kudüs’ün Şeyh Cerrah bölgesinde Muna el Kurd’un evini gasp etti.

Aynen 1974 işgalinden sonra Kıbrıslı Rumların gasp edilen evlerinin üzerine nasıl “TUTULMUŞTUR” yazıldıysa ve bugün gasp edilmiş arazilerin üzerinde nasıl “SATILIK ARAZİ” tabelaları varsa ve gasp edilmiş arazilerin üzerine nasıl yerleşim birimleri inşa ediliyorsa…

Siyonist Yacob ile Kudüslü Muna el Kurd, Kıbrıs’taki iki kimliği temsil eder:

-Gaspçı yerleşimci ile zorla yerinden edilen yerli!

***

Evini gasp eden Siyonist yerleşimci Yacob ile Filistinli Muna el Kurd’un arasında geçen diyalog video ile belgelendi. Sonradan da bir gazeteci, Yacob ile gasp ettiği evde bir röportaj yaptı.

Yerleşimci Yacob gazeteciye verdiği röportajda çok açık bir şekilde el-Kurd ailesinin Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki evini neden gasp ettiğini açıklıyor:

-“Olası bir ‘barış anlaşması’nda Kudüs’ün Şeyh Cerrah bölgesinin Yahudileştirilmesi için”…

Peki, Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki yasadışı yerleşim projelerinin kesintisiz devam etmesinin nedeni nedir?

-Olası bir ‘barış anlaşması’nda Türkleşmesi için!

***

Muna el Kurd ile gaspçı yerleşimci Jacob arasında geçen diyalog şöyledir:

-Benim evimi çalıyorsun/gasp ediyorsun.

-Ben çalmazsam bir başkası çalacak. (“If I don’t steal it, someone else is gonna steal it”)…

Sonrasında yerleşimci Yacob’un gazeteci ile olan konuşması şöyle:

“-Brooklyn’den misin?

-Hayır, New York’tanım.

-Burada yaşamaya ne hakkın var?

-Evin sahibi burada yaşamamı istiyor. (Burada ‘evin sahibi’nden kastettiği “tanrı”dır) O, Yahudilerin bu evde yaşamasını istiyor. Ve ben bu nedenden dolayı seçildim.

-Burada neden yaşıyorsun?

Bu mahallenin gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasında kaybedilmemesini sağlamak için!

-Senin buradaki pozisyonun politiktir: Filistinlileri dışarıda tutmak.

-Filistinlileri dışarıda tutmak değil, Yahudileri içeride tutmak.

Bu gerekli kötülüktür.

Onlar (el-Kurd ailesi) buraya bir daha dönmeyecek… Yani ben burada olsam da olmasam da, bu kişi (yerleşimci) ben olsam da başkası olsa da, bir maymun ya da bir zürafa olsa da, onlar bu eve bir daha asla girmeyecekler. Bana neden kızgın olduklarını, neden benden hoşlanmadıklarını anlıyorum ama bunu onlara ben yapmadım, şu anda da ben yapmıyorum. Ve dediğim gibi, ben gidersem hemen yerime bir başkası gelir”…

***

New York’tan gelerek Kudüs’te el-Kurd ailesinin evini gasp eden yerleşimci Jacob çok “dinsel” görünüyor değil mi?

-Evin sahibi tanrı beni seçti!

-Bu gerekli kötülüğü ben yapmadım, tanrı yaptı.

Ama sonunda “din”den çıkıp bir anda gasp ettiği evin önemini açıklıyor:

Bu gasp “gelecekteki herhangi bir barış anlaşmasında mahallenin kaybedilmemesini sağlamak için önemlidir”…

Yerleşimci Yacob çok net konuşuyor ‘barış anlaşmaları’nın işlevi konusunda. Açık açık “olası bir ‘barış anlaşması’nda Kudüs’ün Şeyh Cerrah bölgesinin Yahudileştirilmesi için bu evi gasp ettim” diyor.

Filistinli Marksist Ghassan Kanafani, “barış görüşmeleri” hakkında ne düşündüğünü soran gazeteciye bu yüzden şöyle der:

-“Senin kastettiğin tam olarak ‘barış görüşmeleri’ değil. Teslim olmayı kastediyorsun. Yani boyun eğmeyi.”

Bir işgalden sonra “barış anlaşması” adı altında bir taraf boyun eğdiğinde adalet mi sağlanır?

Kıbrıs’ın işgal bölgesinde federalistler olası bir ‘barış anlaşması’nda mülkiyet hakkında öncelik gaspçınındır diyor. Bunun dayanağı da reddedilmiş Annan Planı ve dağılmış Crans Montana’dır!

-Peki, Rumlar boyun eğince “barış” olacak ama adalet sağlanacak mı?

***

Kıbrıs’ın işgal bölgesinde uzun zamandır “barış”, “çözüm” ve “federasyon” söylemi hırsızlığın meşrulaştırılması için araç olarak kullanılır.

İnşaat şirketleri toprağa beton dökerek kolonileştiriyor, federalistler ise reddedilmiş Annan Planı ve Crans Montana çerçevesinde bu gaspı savunuyor.

Toprak gaspı meselesi kişilerin özel mülk meselesi değildir. Bunu ancak liberaller böyle zanneder…

Toprak gaspı/kolonizasyonu köklerinden sökülen Kıbrıslıların yerine ekilen kanser tümörüdür.

Yerleşimci kolonizasyonu tüm Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların bedenini saran bir kanserdir.

Girne’de, Akanthu’da, Ayios Amvrosios’ta, Lefkoniko’da, Trikomo’da mülkleri gasp edilen Rumlar mıdır kanser olan, yoksa orada yaşayanlar mı?

Mülkleri gasp edilen Rumlara boyun eğdirip zafer kazansanız, yaratılan yerleşimci kolonisinden mutlu musunuz?

AİHM, TMK, tazminat ve federal çözüm ile toprak kolonizasyonunu meşrulaştırmayı savunanlar bedenlerini saran kanseri beslemektedir sadece…

***

Yerleşimci Yacob için gasp ettiği ev Yahudileştirmeye hizmet eder…

Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki toprak gaspı ise Türkleştirmeye hizmet eder…

Siyonist yerleşimci Jacob ile Kıbrıslı Türk federalistlerin dayanağı aynıdır:

-“Olası bir ‘barış anlaşması’ ile gasp yasallaşacak”!

Barış mı olacak bu adaletsizlikle?

Kendi varlığınızı yerleşimci kolonizasyonunu yasallaştırmak için feda ettiniz!

Ghassan Kanafani der ki,

-“Boyun ile kılıç arasında diyalog olmaz”…

Biz Ghassan Kanafani’yiz, siz hırsız Jacob’sunuz!

About the author