
Aziz Şah – Yaşar Kemal anlatır: Ağrıdağı’nda bir gelenek vardır. Kapına bir at geldi mi, o at senindir!
Herkes bilir bu inancı ve saygı duyar. Atı geri vermek ayıptır.
At ister ağanın atı olsun, ister padişahın. Bu inanca herkes saygı duyar ve uyar!
Bu inançtan bihaber olup da atı geri isteyene de cevabı verilir. İsterse padişah ordusu ile gelsin, at verilmez!
Yaşar Kemal anlatır: Ağrıdağı’nda bir gelenek daha vardır. Kapına iki sevdalı geldi mi, onlar korunur, kollanır, kucaklanır!
Sevdası için kaçan ister ağanın kızı olsun, ister beyin, isterse de padişahın…
Kız ister çobana kaçsın, ister eşkıyaya fark etmez. Sevdası için kaçan iki gönül bir kapıya sığındı mı, verilmez…
İsterse bu geleneği bilmeyen padişah ordusu ile gelsin, ölünür ama sevdalılar verilmez.
Yaşar Kemal anlatır: Dağda uyuyan iki kişinin arasında bir kılıç varsa eğer dokunamazlar birbirlerine!
Sevemezler birbirlerini, öpemezler, birbirlerinin olamazlar…
***
Üç kere seslendim dağa!
Atla…
Sevdayla…
Kılıçla…
Kıbrıs’ta dağ gibi dağ yoktur. Dağın acımasızlığı vardır. Dağın geleneğini bilmeyen padişah ve ordusu vardır. Kapımıza at gelmese de atı istemeye padişah gelir.
-At bizde değildir, desek de fayda etmez. Padişaha bir at bulunup verilir…
Kıbrıs’ta Ağrıdağı gibi dağ yoktur. Kıbrıs’ta dağ olmadığı gibi dağ insanı da yoktur…
Dağ insanı ki kapısına gelen atı da sevdayı da korusun, kollasın, kucaklasın…
Kapımıza at gelmiyor. Padişah geliyor bizden bir at istiyor…
O at bulunacak ve verilecek!
-Çok sefer eşeği at diye vermedik mi padişaha?
-Padişah da eşeğe at diye binmedi mi?
-Sonra da o eşeği başımıza bey yapmadı mı?
Dağlının bir ata sahip çıktığı gibi çıkmıyoruz insana, sevdaya, vatana!
Olmayan atı da olanı da veriyoruz. Sevdalıları teslim ediyoruz…
Yaşar Kemal anlatır: İki kişi arasına bir kılıç yatırılmışsa birbirlerine dokunamazlar!
Atilla Hattı da Kıbrıs’ın üzerine boylu boyunca yatırılmış bir kılıçtır!
Atı verdiniz. Kılıç çöktü böğrümüze. Kapımıza gelen sevdayı dahi teslim ettiniz “Terk etmedi sevdan beni” diyerek utanmazca…
Aç susuz kalmaktan korktup sevdayı padişaha teslim ettiniz!
Ne şarkı bıraktınız ne söz…
“Birlik, mücadele, dayanışma” oldu piçlik, işbirlikçilik, kalleşlik…
“Ciao Bella” oldu teslimiyetçilik parolası…
“Kıbrıs’ta barış engellenemez” oldu savaş parolası…
Korkuyorum yeni şiirlere ve destanlara dokunmaya, onları da kirleteceksiniz diye!
Mesela “Onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman” demeye korkuyorum…
Onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman toprak ganimete dönüşür.
Ve bir daha doğrulamazlar!
Bir çıban çıkar sırtlarında, bir kambur ki üstünde gecekondu gezegeni kurulur…
Kamburdan boklar taşmış!
Nehirler değil, kanalizasyonlar asi…
Tarihle yaşıt zeytin değil, çıbanla yaşıt apartmanlar bir galaksi…
Çıbandan bir kubbe! Kubbenin üstünde kaos var kanalizasyonlar asi…
Sıkıp patlatsak çıbanı Akdeniz’i bataklığa çevirebilir bu zehir!
Onlar ağır ellerini toprağa basıp doğrulurken bir çıban çıktı sırtlarında…
Onlar ağır ellerini toprağa basıp villa kurdukları zaman Pakistanlı bir de bahçıvan isterler çimleri biçmeye…
Onlar ağır ellerini toprağa basıp kamburlaştıkları zaman sırtüstü yattılar güneşlenmek için…
Onlar ki güneşe akın edeceklerdi!
***
Üç kere seslendim dağa!
Atla…
Sevdayla…
Kılıçla…
Üç kere akın ettim dağa…
Yarısı burdaysa kalbimin diğer yarısı Baf’tadır, doktor…
Ezilmeyi bekleyen üzüm salkımlarının arasındadır!
Götüm bu iskemlenin üstünde, gönlüm Baf’ta maççez edilmeyi bekleyen üzüm salkımlarının arasındadır…
Çocuklar ayaklarıyla ezecekler beni, çiğneyecekler… Maççez ederken de bir o kadarını kalbimin yiyecekler!
Yaşar Kemal’in Ağrıdağı’na benzemez Baf dağları…
Doktorcuğum!
Üç kere seslendim dağa!
Atla…
Sevdayla…
Kılıçla…
Gelenek bilmez ağa, bey, paşa için “kâfir” der dağlılar çünkü atı ve sevdayı geri istemiştirler.
Osmanlı ağası beyi paşasıyla Ağrıdağı’ndan Baf dağlarına uzattı postalını…
Kalbim doktor!
O postalın altındaki bağda bir salkımdır…
Doktorcuğum!
Kalbim Lisbon’dan Vladivostok’a giden bir trendedir…
Götüm ise bu iskemlenin üstünde…
Çıban ise tam altımda!
Kalbim Vladivostok’a doğru şarkı söylemekte…
Götüm çıbana doğru küfretmekte!
