
Aziz Şah – 1980’lerin sonu ile 90’ların başında silah zoruyla gasp ettikleri evlerin ve toprakların “tapu”sunu almak için muhtıra veriyor ve eylemler düzenliyordu işgal rejiminin gerçek sahibi olan Türkiyeli yerleşimciler.
Kıbrıs’taki işgalin gerçek adı yerleşimci kolonizasyonudur.
TC işgal valisi İnal Batu’nun yerleşimcilere kurdurduğu YDP 1985 seçiminden sonra UBP’ye bir muhtıra verdi.
Yerleşimciler Rumlardan gasp edilen malların tapularını istiyordu UBP ve Denktaş’tan.
-Denktaş bu tapuları neden vermedi?
-Birçok nedeni olabilir: Kıbrıslı hukukçular Necati Münir Ertegün ile Oktay Feridun Rumlara ait gasp edilmiş mallara kesinlikle tapu verilmemesi yönünde rapor sunmuştu. Ayrıca yerleşimcilerin “tapu isyanı” başlattığı sıralarda Denktaş ile Vasiliou görüşmekteydi.
Sonuçta 1974’te gasp edilmiş mülklerin alınıp satılabilmesi, yerel bankalarda ipotek gösterilebilmesi ve inşaat yapılabilmesi için gereken “tapu”yu Denktaş’tan alamayan Türkiyeli yerleşimciler “tapu isyanı” başlattı.
İşte bu şekilde gidildi 1990 seçimlerindeki Demokratik Mücadele Partisi’ne…
TC Büyükelçiliği’nin kurdurduğu YDP gasp edilmiş Rum mallarının tapusunu alabilmek için sözde Kıbrıslı Türk sol partileri CTP ve TKP ile ittifak kurarak seçime girdi.
YDP-TKP-CTP işgal rejimine karşı birleşmediler. Emek temelinde de birleşmediler. Türk ordusunun silah zoruyla gasp ettiği Rum mallarını tapulamak için hırsızlık temelinde birleştiler!
İşgalci yerleşimciler Rauf Denktaş’tan alamadıkları tapuyu Özker Özgür’den aldılar.
Evet, yerleşimcilerden oy alabilirsiniz. Onlara ne verdiğiniz önemlidir?
-Kıbrıslıların kendi kaderini tayin hakkını gasp etme “hakkı” verdiniz!
Yerleşimcilere verilen tapu Kıbrıslıların tabutu oldu.
***
1980’lerin sonu 1990’ların başında Türkiye basınına kadar çıkmıştı yerleşimcilerin “tapu isyanları”…
5 Mayıs 1991’de Denktaş pürateş bir röportaj verdi Türkiyeli yerleşimcilerin düzenlediği mitinglere karşı.
-“TAPU İSTERİZ” diye yürüyüşler yapan yerleşimcilere karşı Milliyet Gazetesi’ne şöyle dedi Denktaş:
-“Biz henüz tapuyu kendi vatandaşımıza verememişiz, çeşitli hukuksal nedenlerle verememişiz”…
İşgal rejimi güney göçmeni Kıbrıslı Türklere zorla feragatname imzalatarak mülkiyet hakkını gasp ederken, Türkiye’den taşınan yerleşimciler gasp edilmiş toprakların tapusu için bayrak açtı.
1988 Eylül’ünde Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşan Trabzonlu yerleşimci Ahmet Akyüz, kendilerine tahsis edilen evlerin tapularının olmayışından şikayet edince Rauf Denktaş bunun üzerine şöyle demişti:
-“Biz dünyaya Trabzon’dan göçmen getirdik demiyoruz, demediğimiz halde bunlar böyle konuştuğundan, gazeteciler de bunları habermiş gibi yazdıklarından, Rumlara mütemadiyen propaganda malzemesi çıkıyor”…
Rauf Denktaş Cenevre Konvansiyonu’na aykırı olarak işledikleri savaş suçunun farkındaydı. Kıbrıs’ın işgal bölgesine iskân edilen yerleşimci nüfusun varlığını inkâr ediyordu.
Denktaş’ın yolu dedikleri budur: İnkâr, imha, asimilasyon…
Türkiye’den taşınan yasadışı yerleşimci nüfusu inkâr et, Kıbrıslılığı imha et, kılıç artıklarını da asimile et!
1976’da başladı inkâr. Türkiye gazetelerinde yasadışı yerleşimcilerle yapılan röportajlara sinirlenen Denktaş şöyle der:
-“Biz dünyaya karşı ‘vallahi Türkiye’den göçmen getirmedik’ derken, bunlar göçmen değil, geçici tarım işçisidir diyoruz. Ama bizim basın ne yapıyor? Kalkıyor göçmenlerin ağzından ‘işte ben buraya göçmen olarak geldim de’ diye başlayan beyanatlar alarak güya bizi eleştirecekler diye BM’de Rumların kullanımları için onlara belge hazırlıyorlar”…
Çünkü Ekim 1975’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin BM Temsilcisi Zenon Rossides, Türkiye’nin Kıbrıs’ı kolonileştirmek için Anadolu’dan yerleşimci nüfus taşıdığını BM’ye yazılı olarak protesto eder.
Türk yerleşimci kolonizasyonunu savunmak için BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim’a sunduğu mektupta Vedat Çelik,
-“Adanın demografik karakterini önceden planlanmış bir taksim projesi uyarınca değiştirmek amacıyla Türkiye’den Kıbrıs’a Türkiye vatandaşlarının kitlesel olarak göç ettirildiği iddiası gerçek olguları tahrif etmektedir” diye yalan söyler.
***
5 Mayıs 1991’de Milliyet’e şöyle konuşur Denktaş:
-“Bunlara ‘Nasılsınız?’ diye sorsak şikayet yağdırırlar, Peki o zaman, Türkiye’ye geri dönün desek… ‘Yoo, burada çok iyiyiz’ derler. Tapu vermedik diye yürüyüşler yaparlar”…
Milliyet’ten Yakup Özyıldız’a konuşan Denktaş şöyle der:
-“Bunlar 17 yıl önce Kıbrıs’a geldiler… Bir tapu problemidir tutturdular. Biz henüz tapuyu kendi vatandaşımıza verememişiz. Çeşitli hukuksal nedenlerle verememişiz. Kendilerine açık yüreklilikle izah etmeye çalıştık. Tapularını en kısa zamanda vereceğimizi söyledik, söz verdik. ‘Bizi sıkıştırmayın ve bize güvenin’ diye rica ettik… Bize baskılar yapmaya kalkıştılar… Biz söyledikçe, hayır efendim, yürüyüşler, nümayişler, vesaireler… Yahu yapmayın, Rumlar, ‘Bak Türkiye’den gelenler Rum’un toprağını istiyor’ diyecekler”…
1985 seçiminden sonra işgal valisi İnal Batu’nun “TC Büyükelçiliği”nde yerleşimcilere kurdurduğu YDP, gasp edilmiş Rum mallarının tapularının verilmesi için Denktaş’a ve UBP’ye muhtıra vererek Silihtar, Dianellos, ‘Başbakanlık’ ve TC Elçiliğine yürür…
Yerleşimcilerin “tapu isyanı”, YDP ile TKP ve CTP’nin birleşmesiyle sonuçlandı.
-Sonuç?
1990 seçimlerinde yerleşimcilerle birleşen solun selası okundu. Cesedi hala ortadadır…
Bugün tanık olduğumuz hala çürümeye devam eden ve çürüdükçe hastalık yayan o cesettir!
