Tufan Erhürman’ın işi örtü olmak, bizim işimiz örtüyü kaldırmak!

Aziz Şah – 20 küsur sene önce Erdoğan, CTP’li Mehmet Ali Talat ile Eşref Vaiz’i,

-“Mitinglerinizde Türk bayrağı yok” diye azarlamıştı…

20 sene sonra Tufan’ın mitinglerinde Türk bayrakları kameraların kadrajına göre yerleştirildi.

Işıkçılar tarikatının gazetesi “Türkiye”ye verdiği röportajda,

-“Bizimle ilgili önyargıları yıkacağız” dedi Tufan.

-Yıkamaz!

Çünkü sömürgeci sömürgeleştirdiğini önyargıları ile esir tutar, ezer, hiçleştirir ve yönetir.

“Önyargı” sömürgecinin siyasi programıdır, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez!

Türk sömürgeciliğinin Kıbrıs’taki siyasi programının, yani “önyargı”sının temeli,

-“Türklüğünü ve Müslümanlığını ispat et”tir.

Bu yüzden Tufan’ın her mitinginde kadrajda Türk bayrağı vardı…

Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ne demişti Ferdi Sabit Soyer’e?

-“Türklüğünü ispat et”…

İTEM Yasası’nı yapıp gasp edilmiş Rum mallarını Türkiyeli yerleşimcilere dağıttı C.Türk Partisi. Ama Türklüğünü ispat edemedi…

Muhaceret Yasası’nı değiştirip Kıbrıs’ın işgal bölgesinde kaçak kalan 54.000 Türkiyeliyi 2005-8 döneminde vatandaş yaptı ve onlar da ailelerini taşıdı. Ama Türklüğünü ispat edemedi C. Türk Partisi…

Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türklerin sayısı 120 bindir. CTP sadece 3 senede 54.000 kişiyi Muhaceret Yasası’nda yaptığı bir değişiklik ile Kıbrıslıların iradesinin üstüne çıkardı!

Bu süreci Ferdi Sabit Soyer şöyle anlatır:

-“Kuran kurslarının resmi olarak açılmasına izin verdik. Niye mi? Türkiye’den gelen işçiler kayıtdışı çalışıyordu. Biz onları kayıt altına aldık, onlar da ailelerini getirdiler. Kıbrıs Türkü’nün ibadetini evde yapma geleneği vardır ama Anadolu’dan gelenin dini talebi, ihtiyacı farklı. Türkiye’den gelen işçilerin taleplerine, kendi metotlarımızla cevap vermeliyiz ki, tatlı muhabbet ortamı olsun, kimse kendini dışlanmış hissetmesin. Kendi yöntemiyle talebini karşılamak için de arayışa girmesin”…

Muhaceret Yasası’ndaki değişiklik İslamizasyonu tetikledi.

Ama Kuran kurslarını açan Ferdi Sabit Türklüğünü ispat edemedi.

İmam hatip açan Özkan Yorgancıoğlu da Türklüğünü ispat edemedi…

Tufan da Türklüğünü ispat edemeyecek!

Çünkü “Türklüğünü ve Müslümanlığını ispat et”tirmek sömürgeciliğin siyasi programıdır.

Bu “önyargı” ile sömürgeleştirir Türkiye Kıbrıs’ın işgal bölgesini!

Bu “önyargı” ile insanlıktan çıkardığı işbirlikçilerine iş yaptırır.

“Önyargı” Türk işgal rejiminin işbirlikçilerine “pis iş” yaptırma aracıdır.

İrsen Küçük, işgal valisi olarak atanan Kaya Türkmen’e ne demişti?

-“Bütün PİS İŞLERİ biz yaptık, bize biraz nefes alanı verin”…

***

Peki, en “pis iş” nedir?

-İşgale örtü olmak!

İki tane rejim partisi vardır Kıbrıs’ın işgal bölgesinde. Aralarındaki fark “örtü olma” şekilleridir.

13 Şubat 2011’de Mehmet Ali Talat bu farkı şöyle anlatır:

-“UBP için Türkiye’den gelen bir talimatı uygulamak normal bir şeydir. Aynı şey CTP’ye yaptırılsa, CTP bunu hiçbir zaman ‘Türkiye dayattı’ demez, diyemez çünkü kimyasına uygun değildir. O yüzden yapmak zorunda kalırsa gizler, sahiplenir. Dolayısıyla UBP istikrar tedbiri alırsa kabahatini Türkiye’ye atar. Türkiye’ye fatura etmeye UBP’nin kimyasının uygundur”…

BM Genel Sekreteri Guterres’in kişisel temsilcisi Holguin’in “3’lü görüşme” teklifini reddedince muhalefet Ersin Tatar’ın üstüne çullanmıştı…

Tatar da şöyle demişti:

-“Türkiye’ye bir şey diyemezler… Türkiye’ye yüklenmiyorlar, Tatar kaçtı diyorlar. Tatar yalnız değildir. Ben bu siyasetin her aşamasını Türkiye ile değerlendiriyorum”…

Tufan, Hristodulidis ile masaya oturmak için şartlar sürmeye başladı:

-51 senedir Kıbrıs’ı işgal eden ve sistematik savaş suçları işleyen Türkiye’nin “garantörlüğü” tartışılamaz, müzakerelerde zaman sınırlaması olacak, anlaşma olmaması halinde “Statükoya dönülmeyecek!” (Statükoya dönmeyip nereye dönecek? KKTC mi tanınacak? Bu soruya iki senedir cevap veremedi Tufan!) ve “siyasi eşitlik” adı altında “federal hükümette bir Türkün oyu bütün Rumların oyuna eşit olacak”. Yani hükümeti veto ile kilitleyerek devleti işletmeme stratejisine uygun bir ucube yapının kabul edilmesi şartı!

Bu “şartlar” Tufan’ın yarım asırdır devam eden Türk işgalinin ve yerleşimci kolonizasyonunun üzerine attığı örtüdür.

Bunlar kabul edilse “400 küsur bin KKTC vatandaşının tamamı (federal) Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olacak” diyecek…

Çünkü Kıbrıs’ta “BM müzakereleri”nin Türkiye için tek bir anlamı vardır:

-Aşama aşama uygulanan Kıbrıs’ı İstirdat (geri alma) Planı için zaman kazanmak, konjonktür kovalamak, işgalin oldubittilerini kabul ettirmek, kolonizasyonu genişletmek, kolonizasyon için zaman kazanmak ve bu yolla yerlileri elimine etmek.

BM müzakereleri Türkiye için kolonizasyon (toprak gaspı ve nüfus transferi) için zaman kazanma aracıdır. İşgal işbirlikçileri de bu “pis iş”te örtüdür!

***

Türk işgal rejimine ve yerleşimci sömürgeciliğine “Türklüğünüzü ispat etme”ye çabalamayın boşuna.

Siz onlar için ne idüğü belirsiz Linobambagilersiniz.

Türk Devleti’nin “Türk-İslam sentezi” size giydirilen “deli gömleği”dir, sığamazsınız içine…

Kıbrıslı olun, Kıbrıslılık kimliğine sarılın. En çok korktukları Kıbrıslıdır. Bu yüzden sürekli aşağılarlar!

About the author