
Aziz Şah – 19 Temmuz’dan beridir beş Kıbrıslı Rum Türkiye’nin esiridir…
5’i askeri bölgeyi ihlalden yargılanıyor. Bu hafta cezaları açıklanacak.
-“Kimlik kartını verdi miydi, vermedi miydi? Tabelanın arkası mıydı, önü müydü askeri bölge?” gibi Godot’vari sorular cevap bulacak!
2’si ise ayrıca “Kişisel Verilerin Korunması Yasası”ndan ve “Özel Hayatın Gizliliği Yasası”ndan yargılanıyor. Yani gasp edilmiş topraklarının tapu bilgilerine sahip oldukları için!
***
“19 Temmuz”da başlayan dava sürecinde sadece 5 Kıbrıslı Rum tutuklanmadı…
5 Kıbrıslı Rumdan ayrı olarak 4 Türk tutuklandı, 2 kişi de aranıyordu!
-Unuttunuz değil mi onları?
Önce beş Kıbrıslı Rumu rehin aldı Türk işgal rejimi, sonra onların “suç ortağı” olduğu iddiasıyla Girne’de iki emlakçı tutuklandı, gene Girne’de Tapu Dairesi’nde çalışan bir memur tutuklandı.
Polis mahkemede “iki farklı dairede çalışan iki tapu memuru daha aranıyor” dedi. Peki, bulundular mı?
Ve son olarak da Avukat Murat Metin Hakkı tutuklandı. 1974’te toprakları gasp edilen Annie Kyprianu’nun Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurusunu yapan avukat olarak…
İşgal rejimine göre Kıbrıslı Rumların suçu ne?
-Kendilerine ait toprakların tapu bilgisine sahip olmak!
İşgal rejimine göre Türklerin suçu ne?
-Kıbrıslı Rumlara tapu bilgilerini vermek/satmak.
Yani Rumların suçu bulundurmak, Türklerin suçu temin etmek.
İşgal rejimine göre ortada bir suç varsa eğer, esas suçlu “temin eden”dir değil mi?
Peki, o zaman neden belgeleri temin eden Türkler yargılanmıyor da, 1974’te toprağından kovulan Kıbrıslı Rumlar yargılanıyor?
-Türkler Türk olduğu için mi yargılanmıyor, Rumlar Rum oldukları için mi yargılanıyor?
Bu bir apartheid uygulamasıdır.
-Hukuk etnik kökene göre çalışamaz!
Rumların yargılanmasının tamamlanmasını mı bekliyor rejim Türkleri yargılamak için?
Belgeyi sağlayan değil, belgeyi bulunduran yargılanıyor.
İşte burada bir saçmalık var…
Yargı sürecini eziyete dönüştürmek için savcılık iki Kıbrıslı Ruma ek dava açtı “Özel Hayatın Gizliliği Yasası”nın 10. maddesinden!
***
Yasa maddesi aynen şöyle:
“Hukuka Uygun Biçimde Kaydedilmiş Verileri Ele Geçirme Başkasına Verme veya Satma
10. Yasayla verilen yetkiye dayanılarak veya kişinin rızasıyla kaydedilen kişisel verileri ele geçiren veya bu verileri talep etme yetkisine sahip kamu personeli dışındaki kişilere veren veya satan bir kişi ağır bir suç işlemiş olur ve dört yıla kadar hapis ve para cezasıyla cezalandırılır”…
Türk işgal rejimi tarafından silah zoruyla toprakları gasp edilen Annie Kyprianu ve eşi Andreas Kyrianu’yu kapsamaz bu yasa maddesi.
-Kimi kapsar?
-Kişisel verileri vereni/satanı!
Mahkemede bu suçlamayı tapu memurlarına ve emlakçılara getirdiler. Davayı ise Kıbrıslı Rumlara açtılar…
-Neden?
-Dava sürecini uzatmak için!
***
Trikomo’da duruşmalar başladı. Geçen hafta bir tanık, dün iki tanık dinlendi.
Yaklaşık 30 tanık kaldı…
Haftada 2 duruşma olsa, 4 tanık dinlense 7-8 haftada sadece tanıkların dinlenmesi biter. Savcılığın dinlettiği ilk tanık gibi “ek tanklar” gelirse…
Savunma da tanık getirecek. Hitaplar olacak. Hitap için savcılık birkaç hafta süre isteyecek. Ertelenecek!
Bu insanlar 19 Temmuz’dan beridir Kıbrıs’ın işgal bölgesinde esirdir.
Savcılığın tek bir stratejisi var: Dava sürecini uzatmak!
Bu insanlar eğer eziyet çekmeseydi, böyle uzasın gitsin hiç umurumda olmazdı. İşgal rejiminin rezilliğini gösterir bu mahkeme…
Ama her duruşmada temel mesele şudur:
-Annie’nin kalbi tekleyecek mi? Tansiyonu çıkacak mı?
1 Ağustos’ta 14 saatlik duruşmada Savcı’nın acımasızlığı karşısındaki halini hiç unutmam:
-“Benim babam yüksek tansiyondan öldü” demişti…
Şimdi ise babasının toprağı için Annie’nin tansiyonu çıkıyor!
***
Kıbrıs’ın işgal bölgesi Üst Koordinasyon Kurulu tarafından yönetilir. Kurul, “Büyükelçi” dedikleri TC işgal valisi, KTBK Komutanı ve GKK komutanından oluşur. Kurul’un alacağı kararlara göre alt yönetim memurları çağrılır toplantıya. Toplantılar sözde “cumhurbaşkanı” gözetiminde olur ve çoğunlukla toplantılara Başsavcı da çağrılır.
Sözde bağımsız olduğu iddia edilen Başsavcılık makamı Askeri Rejim’in siyasi kararlar aldığı Üst Koordinasyon Kurulu toplantısına katıldığı içindir Savcı’nın esir alınan Kıbrıslı Rumlar karşısındaki hal ve tavırları, gerginliği ve davayı uzatabildiği kadar uzatma çabası!
Annie hanımın Taşınmaz Mal Komisyonu’ndaki avukatı Murat Metin Hakkı, bu yaşananlar için “hukuksal garabet” demişti.
Hayır, bu yaşananlar siyasi iradedir!
Ankara’nın ve Üst Koordinasyon Kurulu’nun iradesi.
