
Aziz Şah – Yarım asırdır Kıbrıs Türkiye’nin işgali altındadır. Türk Gladio’su-Özel Harp Dairesi Kıbrıs’ta kuruldu. 1955’ten alırsak 70 senedir Kıbrıs “Türk dış politikası”nın konusudur. Son 15 senenin Suriye meselesini çıkardığımızda Türk diplomasisinin 55 sene boyunca bir numaralı gündemi Kıbrıs oldu.
-Bu cehalet neden?
1974’e kadar iyi-kötü Kıbrıs hakkında kitaplar yazıldı, sağ ve sol basında Kıbrıs yer buldu, Baf’ın köylerinden haber yapan bir basın vardı Ankara’da!
2025’te internet çağında Kıbrıs’tan haberleri yok…
Bunun çok basit bir sebebi vardır: Fetihçi merağı!
Son “seçim” sürecinde Mehmet Hasgüler’i ve Ayşemden Akın’ı izledim TELE 1 ekranında. Hasgüler’i anlamıyorlardı, bahsettiği konulara o kadar yabancıydılar ki, ilk defa duymuşlar hayatlarında… Akın’ı ise anlamamak için direniyorlardı. Ayşemden Akın’ı öfkelendirip içinden çıkardılar en sonunda…
Hep başa sarıp, anlamsız sorularla muhatap olup, beş sene sonra yeniden aynı cahil sorulara mecbur olmaktan sıkıldık. Çünkü sormak için bile bilmek gerek…
1974’e kadar bir Kıbrıs merağı vardı Türk aydınlarında, fetihçi merağı!
Fethetmek ya da Özel Harp Dairesi’nin İstirdat Planı çerçevesinde “geri almak” istedikleri yeri merak ediyorlardı.
1974’te geri aldılar, merak bitti!
Birinci Dünya Savaşı’nda Arabistan çöllerindeki Türk subaylarının/aydınlarının halini hatırlatıyor Kıbrıs cehaletleri.
Yüzlerce yıl yönetmişler Arabistan çöllerini ama orada ne olduğundan, sosyolojisinden, çölün kanunlarından haberleri yoktu.
Yarım asırdır Kıbrıs’ı yönetir bir sömürgeci güç olarak Türkiye Cumhuriyeti devleti. Kıbrıs’ta olandan bitenden de haberleri yok…
Arabistan çöllerini bilmedikleri için “Araplar bizi sırtımızdan bıçakladı” diye bir mit yarattılar.
Kıbrıs’ı bilmedikleri için biz “tarihini bilmeyenler”, “nankör”, “besleme”, “hain” olduk, şimdilerde de “Erdoğan’a karşı seçim kazanmış” kahraman olduk…
-Ahmakça, pek ahmakça!
İngiliz sömürgeciliği Kıbrıs’ı 1878’de Osmanlı’dan kira karşılığı aldı. Kirasını da Kıbrıslılara ödetti!
1960’tan beridir tek kurşun atmadan adaya hakimdir İngiliz…
-Sömürgeci bilgi ile!
***
İngiliz emperyalizmi bugün Türkiye’nin Kıbrıs’ta olmasının sebebidir. Sömürgeci bilgisi ile…
1 Nisan 1954’te Dışişleri Bakanı Prof. Fuat Köprülü’ye sorulduğunda,
-Dost ve müttefik Yunanistan ile Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur. Çünkü Türkiye için Kıbrıs sorunu yoktur, der.
Bunun üzerine, 19 Ağustos 1954 günü Atina’daki İngiltere Büyükelçisi Londra’ya gönderdiği raporda şöyle der:
-“Yunan-Türk dostluğunun kırılgan olduğu çok açık, çok küçük bir şok bile yetebilir. Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin duvarına tebeşirle slogan yazmak gibi önemsiz bir olay bile bir kargaşanın çıkmasına yeter”…
Britanya emperyalizminin 1955’te Türkiye’yi “Kıbrıs meselesi”ne angaje etmek için düzenlediği Londra Konferansı’nın bitmesine bir gün kala Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atılarak 6-7 Eylül 1955 pogromu örgütlenir.
1956’da ise Türkiye’yi ziyaret eden Britanya Sömürgeler Bakanı Lennox Boyd “taksim”i Türkiye’ye milli tez olarak kabul ettirir.
1974 işgalinden sonra Türkiye’nin “milli tez” olarak kabul ettiği “bizonal bicommunal federation” (BBF) (iki bölgeli iki toplumlu federasyon) sloganının ortaya çıkışı daha da ilginçtir:
-Planning Department’in Sir Crispin Tickell başkanlığında 3 Ocak 1964’ten itibaren başlattığı BBF projesi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin etnik temelde iki kurucu devlete bölünmesiydi.
Bu tezi taraflara kabul ettirmek için 1974’te istila tamamlandıktan sonra İngiliz Dışişleri Bakanı Callaghan tura çıkar: Önce Klerides’e, sonra Ecevit’e, ardından da Karamanlis’e gider.
Ecevit’ten bir ricada da bulunur vicdanlı emperyalist Callaghan: Türk bölgesinde kalan Kıbrıslı Rum nüfusun zorla tahliye edilmeyeceğine dair güvence ister!
İstiladan sonra çoğunluğu Karpaz’da yaşayan 20.000 Rumdan 1976 Ocak’ında 8.840 kişi kalır. Kasım 1981’de 1.076’ya düşen yerli Rum sayısı 2012’de 347’ye, günümüzde de 300 civarına inmiştir…
***
Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldıktan sonra bir İngiliz tezi olan “taksim”i Türkiye “milli dava” olarak 1956’da kabul eder.
1964’te İngiliz’in ortaya attığı BBF tezini 2018’e kadar kesintisiz olarak “iki bölgeli iki toplumlu federasyon” diye savunur.
2018 yılında TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Silihtar’da elini masaya vura vura “federasyon öldü” der…
Yarın bir gün bir belge çıkar ya da çıkmaz, “iki devlet tezi” de aynı hikayenin son bölümüdür.
***
19 Ekim akşamı Türk kanallarını zaplıyorum.
A Haber’de Tufan Erhürman’ı tartışıyorlar…
Yorumculardan biri şöyle dedi:
-Bizim eski tezimiz olan federasyonu savunur, yeni tezimiz olan iki devleti savunacak.
Tufan’ın 19 Ekim’den beridir hiçbir açıklamasında “federasyon” kelimesi geçmedi.
1 Eylül 2025 gecesi Kumarcılar Hanı’nda gazetecilere şöyle demişti:
-“Dünyada bir sürü federasyon vardır, ama ADINA FEDERASYON DEĞİL SÜLEYMAN DA DENİLEBİLİR”…
Hayır denemez…
Federasyonun adı Süleyman değil, olsa olsa Erdoğan olur!
