Esir Rumlara “Tufan Erhürman Yasası”ndan dava: İşgal rejiminde “meclis” ne işe yarar?

Aziz Şah – Kıbrıs’ta yerleşimci sömürgeciliğinin iki ana partisi vardır: CTP ve UBP, geriye kalanlar çöpçü balığıdır. Çöpçü balığı olmayan tek parti YDP’dir.

YDP yerleşimci sömürgeciliğinin sopa, havuç ve düdük işlevi gören partisidir. Hizaya çeker, cezalandırır ve ödüllendirir yerli işbirlikçileri Ankara adına.

1985’te UBP ve Denktaş’a İTEM Yasası için muhtırayı YDP vermişti. 1990 seçimlerinde CTP-TKP ile Denktaş’a karşı ittifak yapan YDP, siyasi çizgi olarak Denktaş’tan farkı olmayan İsmail Bozkurt’u destekledi. 1995’te İTEM Yasası yapıldı. Gasp edilen Rum malları kolonizasyona hazır hale getirildi.

2018’den beridir kurulan-bozulan her hükümette YDP sopa, düdük ve havuç işlevi gördü. Aynen 1985’te UBP’ye verilen muhtıraya benzer bir muhtırayı 2022’de -tam olarak Ankara’nın üzerini neden çizdiğini bilmediğimiz- Faiz Sucuoğlu’na verdi YDP.

Muhtıra basın açıklamasıyla okundu. Açıklamanın fotoğrafını zar zor nerede buldum bilir misiniz? Türkiye’nin Memurlar.Net sitesinde… Manidar değil mi?

YDP’nin muhtırasından sonra Faiz Sucuoğlu tarihin çöplüğüne atıldı. Ünal Üstel UBP başkanı yapıldı…

1985’te UBP’ye muhtıra verdikten sonra YDP, 1990’da Denktaş’a karşı İsmail Bozkurt’u destekledi. 2022’de UBP’ye verdiği muhtıradan sonra 2025’te Tatar’a karşı kime oy verdi?

***

Kıbrıs’ın işgal bölgesinde yerleşimci sömürgeciliğinin iki partisi var, dedik: CTP ve UBP.

Bu iki parti arasındaki farkı 13 Şubat 2011’de Mehmet Ali Talat şöyle açıklar:

-“UBP için Türkiye’den gelen bir talimatı uygulamak normal bir şeydir. Aynı şey CTP’ye yaptırılsa, CTP bunu hiçbir zaman ‘Türkiye dayattı’ demez, diyemez çünkü kimyasına uygun değildir. O yüzden yapmak zorunda kalırsa gizler, sahiplenir. Dolayısıyla UBP istikrar tedbiri alırsa kabahatini Türkiye’ye atar. Türkiye’ye fatura etmeye UBP’nin kimyasının uygundur”…

Talat diyor ki:

-UBP Türkiye’den gelen bir talimatı uygularken kabahati Türkiye’ye çıkarır, CTP ise sahiplenir.

Mesela, CTP’nin sahiplendiği bir Özel Hayatın Gizliliği Yasası var…

Kamu yararına bir ses kaydı ya da video yayınlayan gazeteciliğe 6 yıla kadar hapislik öngören Özel Hayatın Gizliliği Yasası’nı yapan “milletvekillerinden” Doğuş Derya şöyle demişti:

-“Hiç mütevazı olmayacağım bu yasayı CTP milletvekilleri yapmıştır. Bu bizim tarihsel misyonumuzdur”…

Bu yasayı tetikleyen ne oldu?

-2009 yılında Talat, Zerren Mungan ve Hasan Erçakıca arasında geçen bir konuşmanın ses kaydı deşifre oldu.

Bu 3 CTP’li, sendikaları nasıl bitireceklerini ve AKP’yi seçime müdahaleye nasıl davet ettiklerini konuşuyorlardı aralarında…

Mehmet Ali Talat, Erdoğan’ı seçimlere müdahale edip CTP’yi kazandırmaya çağırdığını söylüyordu:

-“Ben zaten onlara söyledim… Yardım edin CTP’ye de kazansın… Çeşitli yollardan mesela, kriz nedeni ile paket yapın. Ben bunu da söyledim Erdoğan’a”…

***

Peki, kendisi mi yaptı CTP bu yasayı?

AKP’nin 2010 yılında Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesi’nde yaptığı düzenleme bizim Özel Hayatın Gizliliği olarak bildiğimiz yasadır.

Türkiye’de 2010’da yapılan yasa Kıbrıs’ın işgal bölgesine 2014’te geldi…

Tufan Erhürman ise çocuğu gibi sahiplendi bu yasayı, o yüzden adıyla anılır!

Doğuş Derya şöyle demişti:

-“Bu bizim tarihsel misyonumuzdur”…

Biliyoruz, CTP’nin misyonunun tam olarak sömürgeciye itaat ve biat olduğunu…

CTP bu yasayı geçirmek için emir mi aldı, yoksa gönüllü mü yaptı?

Mehmet Ali Talat’ın deyişi ile CTP emir alsa da sahiplenir!

Sömürgede zor ile rıza birbirine karışır. Sömürgecisine kendini ispat için kendine vazife çıkarır sömürge tebaaları…

Bu yasadan dolayı Serdinç Maypa, Yeni Bakış gazetesinin üç çalışanı ve gazeteci Hasan Çağda tutuklandı, mahkemelik oldu, gözaltına alındı…

Fotoğrafçı Hasan Çağda, sokakta fotoğraf çektiği için tutuklanmıştı “Özel Hayatın Gizliliği”nden…

Serdinç Maypa ise yayınladığı belgelerden dolayı tutuklandı…

Kimlik dairesinde bir memurun “Ankara’nın talimatı var, 50.000 kişi vatandaş yapılacak” dediği ses kaydını yayınlayan Yeni Bakış gazetesi çalışanlarına CTP’nin yaptığı bu yasadan dava açıldığında Tufan Erhürman mecliste şöyle demişti:

-“6 yıla kadar hapisle cezalandırılacak kişi gazeteci değil ona kaydı ulaştıran kişidir. İfşa edilmiş bilgiyi yayınlayan gazeteciye hafif suç kapsamında 2 yıla kadar hapis ve para cezası verilmesini öngördük… Gazeteci kamu yararına bir şey görüp servis ederse bu suçtur ama en asgari (2 yıl) ceza verilecektir”…

Son olarak da 19 Temmuz’da Türk işgal rejimi tarafından esir alınan, 1974’te zorla yerinden edilmiş ve toprakları gasp edilmiş olan Annie Kyprianu ve eşi Andreas Kyprianu’ya kendi mülklerinin tapu bilgisine sahip oldukları için Özel Hayatın Gizliliği Yasası’ndan dava açıldı.

-Yasa yapmak değil aslolan, rejimin yasaları nasıl kullanacağıdır mesele!

About the author