
Aziz Şah – Hakan Fidan dedi ki:
-“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de aslında bulunan bazı kesimlerin provokasyon yaptığını biz uzun zamandır görüyoruz. Gerçekten standart bir Rum’un çok daha ötesinde Türk düşmanlığı yapan, Türk tarafında olan, kendine Türk diyen insanlar da var”…
Fidan’ın karşısında oturan iliştirilmiş gazeteci de,
-Tanımlama çok iyiydi ya, standart bir Rumun yaptığından çok daha ötesinde, çok iyi ya…
-Standart bir Rum nedir?
Hakan Fidan’ın sözcükleriyle açıklayalım “standart bir Rum”un ne olduğunu…
Fidan hepimizin artık ezbere bildiği meşhur konuşmasında şöyle demişti:
-“Birisinin toprağını işgal ediyorsunuz. İşgal etmekle kalmayıp evine el koyuyorsunuz, yıkıyorsunuz, dışarı atıyorsunuz, sonra bir başkasını getirip oraya koyuyorsunuz, sonra buna da bir terim buluyorsunuz ‘yerleşimci’ diyorsunuz. Bunun adı hırsızlıktır”…
“Standart bir Rum” toprağı işgal edilendir.
“Standart bir Rum” evine el koyulandır.
“Standart bir Rum” evi yıkılandır.
“Standart bir Rum” evinden atılandır.
“Standart bir Rum” evini Türkiye’den taşınan yerleşimci nüfusun gasp ettiği insandır.
Sonra da buna bir terim buluyorsunuz:
-Tarımsal işgücü!
Hakan Fidan diyor ki,
-Bunun adı hırsızlıktır.
Benim tanıdığım Kıbrıslı Rumların neredeyse tamamı “standart”tır.
Kıbrıs tarihini en tarafsız yazan yabancıların başında gelen Alman tarihçi Heinz Richter Kıbrıs trajedisinin büyüklüğünü anlatırken şöyle der:
-İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman nüfusunun 5’te 1’i mülteci konumuna düşmüştü, Kıbrıslı Rumların ise 3’te 1’i evini kaybetti.
Bugün bu oran daha da yükselmiştir ikinci ve üçüncü kuşakla…
Hakan Fidan’ın “Standart bir Rum” diye tanımladığı Kıbrıslıların ezici çoğunluğunu oluşturan kitle, aynen Filistinlilerin yaptığı gibi yüzlerce “köy kitabı” yazarak hafıza mücadelesi verdi.
“Standart bir Rum” hafıza mücadelesi veren standart bir Kıbrıslıdır.
***
Peki, Hakan Fidan bu açıklamayı neden yaptı?
-Sömürge tebaası böyle eğitilir çünkü!
Devlet Bahçeli, Tayyip Erdoğan ve Hakan Fidan orkestra gibi oynuyor aklınızla.
Bahçeli vurmalılarla girdi “82. vilayet” söylemiyle…
Erdoğan yaylılarla girdi “iki devletli mi, iki devlet bir arada mı?” diye beyninizin kıvrımlarını düğüm etti…
Şimdi de Hakan Fidan zillilerle girdi ‘Türklüğünüzü ispat edin!’ klişesiyle,
-“Gerçekten standart bir Rum’un çok daha ötesinde Türk düşmanlığı yapan, Türk tarafında olan, kendine Türk diyen insanlar da var” diyerek sizi hobbacığa götürdü.
Hade, ispat edin Türk olduğunuzu…
Edemezsiniz. Çünkü işgalcinin gözünde ne idüğü belirsiz, kanı bozuk, güvenilmez Linobambagilerdir Kıbrıslılar…
Tufan Erhürman Ankara’nın adamıdır. Bu konuda hiçbir şüphe yoktur. Ama sömürgecinin bir idare biçimi vardır: Kişiliksizleştirme.
Sömürgecinin kurumlarında yetişmiş de olsa, kendi eğittiği, kendi tedrisatından geçirdiği, kişilik bahşettiği kendi adamı bile olsa aşağılama, hiçleştirme, kişiliksizleştirme sarmalından hiçbir sömürge tebaası çıkamaz.
Ankara kimi zaman kendisi yapar bu kişiliksizleştirmeyi, kimi zaman yerleşimcilere yaptırır.
-“Rum ve İngiliz kırmaları belolar size söylüyorum”…
-“Venedik bozuntuları ve İngiliz piçleri”…
-“Bre soysuzlar”…
-“Beslemeler”…
-“Gavurların kitabı var sizin Allahınız da yok”…
-“Allahsızlar yurdu KKTC”…
-“Denktaş da dinsizdi, Eroğlu da dinsizdir”…
-“Kıbrıs’ı ayak oyunları ile Rumların üzerine geçirmek için elinden geleni ardına koymayanlara yakışan tek sıfat Rum palikaryalığıdır”…
-“Rum’un tasmasını başına geçiren vatansızların tahrik ve tertiplerine aldanacak yoktur. Kıbrıs Türk’tür, Kıbrıs şehadettir, Kıbrıs mücahittir, Kıbrıs bekadır. Aksini iddia edenler, Rumların ve sömürgeci odakların ücretli ajanlarıdır”…
-“Ganimeti paylaşmak için aramıza karışan, sayıları on bin olabilen LİNOBAMBAKİ’ler Rumlarla barış istiyor. Onun için, devletin en başındaki bile olsa, konuştuğunuz her Kıbrıslı Türkün bir LİNOBAMBAKİ olma olasılığını aklınızda tutun!”
-“Sorun Türklüğü bir türlü kabullenemeyip, Kıbrıslılık kimliğini öne çıkaranlardadır”…
-“Siz Türk değilsiniz, aramızda yaşayan kırma İngiliz ve Rum belolarısınız”…
-“Yavru vatanı ‘yerli Rumlar’dan kurtaramadık”…
-“Gerekirse 70 bin Kıbrıslı Türkü güneye süreriz ve Kıbrıs’ı tekrar işgal ederiz!”
-“Gaflet ve ihanet içindeki tipler”…
-“Türklüğünü ispat et”…
Yukarıda okuduğunuz lafları edenler içinde Generaller var, 1975’te Kıbrıs’a taşınan sıradan yerleşimciler var, Türk Dışişleri Bakanı var, parti liderleri var, gazeteciler var, Türkçüler ve İslamcılar var, Atatürkçüler ve Erdoğancılar var!
Bu literatüre Hakan Fidan da yeni bir terim ekledi:
-Standart bir Rumun ötesinde Türk düşmanlığı yapanlar.
***
Hatırlar mısınız Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ne demişti Ferdi Sabit Soyer’e?
-“Türklüğünü ispat et”…
Sonrasında 21 Mart 2007’de “KKTC başbakanı” olarak Ferdi Sabit Soyer ne demişti?
-‘‘Ben Türkiye’deki herkes kadar Türküm. Benim Türklüğümden, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri ve Türkiye olmadan adada çözüm olmayacağından da kimse şüphe etmesin’’…
Bahçeli silkeledi, Erdoğan başını okşadı, Fidan ensesine vurdu…
Şimdi görün siz kumbaradan dökülecekleri!
