
Aziz Şah – Devlet Bahçeli, Kıbrıs’ın işgal bölgesini 82. vilayet yapalım der…
Tayyip Erdoğan, “KKTC’nin sahip olduğu demokratik olgunluk”tan ve “Kıbrıs Türkü kardeşleri”nin “sandığa yansıttığı iradesi”nden bahseder…
Hakan Fidan da, “Standart bir Rum’un ötesinde Türk düşmanlığı yapan Türkler”i MİT döneminden beridir takip ettiğini Tufan Erhürman’a anlattığından bahseder.
Fidan konuşana kadar keyifler yerindeydi pembe panjurlu yerleşimci kolonisinde…
Çünkü 75 senedir Özel Harp Dairesi’nin Kıbrıs politikasını anlamadılar.
Mana arıyorlar Erdoğan ile Bahçeli’nin “zıtlaşması”nda. Neden bilir misiniz?
-Kendi kurtuluşu için mücadele etmeyenlerin en önemli dayanağı “egemen bloktaki çatlak”tır.
O çatlaktan sızanı güneş zannederler ama tavşanın gözüne tutulan fardır o!
Bütün dünyada bu böyledir: Ezen ile ezilen arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi görmeyenler ve kendi kurtuluşu için mücadele etmeyenler “egemen blok içindeki çatlak”tan medet umar.
Türk Devleti’nin bir elinde Kuran vardır, diğer elinde Nutuk. İkisiyle birlikte yönetir…
AKP-MHP ittifakı 100 senelik Türkiye Cumhuriyeti’nin damıtılmış halidir. Irkçı Türkçülük’ten Türk-İslam Sentezi’ne dönüşümün en yüksek aşamasıdır.
Türk Devleti’nin Kıbrıs politikası ve Kıbrıslı düşmanlığı da ırkçı Türkçülük’ten Türk-İslam Sentezi’ne dönüşümle şekillenir.
-“Soyu belirsiz, ne idüğü belirsiz, kanı bozuk, evrodo, melez, piç, Venedik bozuntusu” Kıbrıslı “Türk-İslam sentezi”nin lanetlisidir.
Kıbrıslılara karşı yürütülen “Türklüğünüzü ve Müslümanlığınızı ispat edin” stratejisi 100 yıllık bir tarihtir.
Tufan Erhürman Ankara’nın adamıdır. Hatta Denktaş’tan sonra gelmiş en iyi adamıdır.
Google’a adını yazınca arama yapmak için…
-“Tufan Erhürman Alevi mi Sünni mi”, sorusu çıktı altında!
Türkiye’nin 100 senede ulaştığı “Türk-İslam sentezi” kafası budur.
Bu kafaya Türklük ve İslamlık ispatıyla uğraşmak “kimliksizleştirme, hiçleştirme ve tarihsizleştirme” sarmalıdır.
***
Devlet Bahçeli’nin paylamasından sonra, Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki rejimin başı Erdoğan, aynen Tatar gibi koltuğa oturttuğu Tufan’ın başını okşadı Ankara’da…
Sömürge tebaaları “Erdoğan bizi seviyor” rehavetinin dibini sıyırırken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bir tokat patlattı Tufan’ın ensesine…
-En nihayetinde sömürgesini dövmeyen dizini döver!
***
-“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de aslında bulunan bazı kesimlerin provokasyon yaptığını biz uzun zamandır görüyoruz. Gerçekten standart bir Rum’un çok daha ötesinde Türk düşmanlığı yapan, Türk tarafında olan, kendine Türk diyen insanlar da var”…
-“MİT Başkanlığı dönemimden bu marjinal grupları biliyorum, belirli çevrelere hizmet ediyorlar, bunları Sayın Erhürman’a da anlattım”…
Bu sözler karşısında çok mu şaşırdınız?
Yarım asırdır Türk işgal rejimi Kıbrıslılara karşı “kimliksizleştirme, hiçleştirme ve tarihsizleştirme” stratejisi yürütür.
Aman da, “bu açıklanmalar çok talihsiz” ve “biz ne kadar Türküz ve Atatürkçüyüz bilmez misiniz?” deyince sömürgeci size saygı mı duyacak zannedersiniz!
Sömürgecinin bu sözleri sistematik olarak tekrar etme nedeni sizin kendinize olan özgüveni ve saygıyı yok etmektir.
Sömürgecinin kişiliksizleştirme politikası bir yönetim biçimidir. Çünkü özgüveni olan insan ne istediğini bilir ve mücadele eder…
Mesele İsmail Beşikçi’nin dediğidir:
“Bu yönetim biçiminin temel amacı insanların onurlarını kırmaktır. İnsanların onurlarını kırarak, yaralayarak yönetmek, insanları düşürerek yönetmek, bu yönetim biçiminin hiç vazgeçemeyeceği bir özelliktir. İnsanların kişiliğini parçalamak, dağıtmak, yok etmek, insanları kişiliksizleştirmek bu yönetim biçiminde görülen en temel süreçlerden biridir. Zira kişilik kazanmış insanların meydana getirdiği bir toplumda (…) sömürgecilik yapılamaz. (…) Sömürgecilik ancak kimliksiz toplumlarda, kimliği kişiliği yok edilen, parçalanan toplumlarda sürdürülebilir. İnsanların kimliği ne kadar parçalanıyorsa, ruhsal yapı ne kadar eziliyor, kişilik ne kadar yok ediliyorsa sömürgecilik yapmak da o kadar kolaylaşıyor, sömürgeciliği sürdürme olanakları o nispette artıyor’’…
Hakan Fidan bizim dilimizi bilse, sizin bu acınası, yalvaran, sümüklü, omurgasız halinize ne der bilir misiniz?
-Manamucuklar!
Halen daha öğrenemediniz eğildiğinizde daha çok vurduklarını?
Halen daha öğrenemediniz eğildiğinizde Türklüğünüzü ispat edemediğinizi? Etseniz ne olacak?
***
Hakan Fidan’ın, “KKTC’de standart bir Rum’dan daha fazla Türk düşmanı olanlar var, bunu Erhürman’a da söyledim” sözlerinden sonra herkes,
-Tufan Erhürman ne cevap verdi, diye sordu…
-“Takdir gibi öneri de eleştiri de olacak elbette, soğukkanlıyız, sabırlıyız” dedi Tufan.
CTP başkanı olmaya hazırlanan Erkut Şahali,
-Tufan Erhürman Kıbrıslı Türklerin en gür sesidir, dedi.
Doğrudur…
Düdüklü tencerenin sesi de gürdür, gazı alır!
Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki göstermelik seçimler Türk işgal rejimine perde olsun diye yapılır.
Yasadışı yerleşimcilerin oylarıyla yapılan seçimler Kıbrıslıların kendi kaderini tayin hakkının gaspıdır.
Tufan sinme, perde arkasına saklanma, susma, kafasını kuma gömme ve en kritik anlarda tavırsız kalma ustasıdır. 22 Ocak 2018’de yerleşimcilerin gerçekleştirdiği taşlı linç sırasında gördünüz…
Bu gerçekleri bile bile gidip oy verenlere tek bir sözüm var:
-“Oy pusulası”nı ensenize vura vura kusturacak işgal rejimi!
