30 Kasım 2025 Kurultayı: C. Türk Partisi’nin Başkanı’nın kim olduğu Kıbrıslıları ilgilendirmez! (1)

Aziz Şah – Türkiye’de CHP Başkanı’nın kim olduğu nasıl ki Kürtleri ilgilendirmezse Kıbrıs’ta da C. Türk Partisi’nin Başkanı’nın kim olduğu Kıbrıslıları ilgilendirmez.

CHP Başkanı’nın kim olduğu belirlemez Kürtlerin asimile mi, imha mı edileceğini veyahut Güney ve Batı Kürdistan’ın vilayetleştirme-ilhak planlarını!

C. Türk Partisi Başkanı da belirlemez sömürge rejiminin Kıbrıs politikasını, Ankara’nın belirlediği politikayı uygular sadece!

İTEM Yasası’nı yaparak Rum ve Ermeni mallarını kolonizasyona uygun hale getirdi CTP.

Sonra Muhaceret Yasası’nı değiştirip “ailelerin birleştirilmesi” adı altında 2005-8 arasında 54.000 yerleşimci ile 54.000’e ilaveten ailelerini/sülalelerini vatandaş yaptı CTP.

Sonra da bu nüfus patlamasından sonra Ferdi Sabit Soyer şöyle dedi:

-“Kuran kurslarının resmi olarak açılmasına izin verdik. Niye mi? Türkiye’den gelen işçiler kayıtdışı çalışıyordu. Biz onları kayıt altına aldık, onlar da ailelerini getirdiler”…

Ardından da Kuran kursu yetmedi, Hala Sultan İmam Hatibi’ni açtı CTP…

Yukarıda saydığım üç maddelik kolonizasyon sürecinde dört farklı CTP Başkanı var:

-Özker Özgür, Mehmet Ali Talat, Ferdi Sabit Soyer ve Özkan Yorgancıoğlu…

Gördüğünüz gibi kimin Başkan olduğu Kıbrıslıları ilgilendirmez, kolonizasyon politikası harfiyen uygulanır.

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun Albay İsmail Tansu’ya dediği gibi:

-“Kıbrıs politikasını Özel Harp Dairesi belirler!”

CTP’nin kurulduğu dönem Özel Harp Dairesi’nin sopasıyla Kıbrıslı Türklerin yönetildiği günlerdi, ikinci bir parti kurulmasına ve lider çıkmasına tahammülleri yoktu.

Ercüment Yavuzalp’in anılarında anlattığı gibi, Mithat Berberoğlu ile Özker Yaşın Cumhuriyetçi Türk Partisi adında bir siyasi parti kurmak için izin almaya TC Büyükelçiliği’ne gitti. CTP’nin program ve tüzüğünü Ankara’ya gönderilmek üzere Yavuzalp’e sundular.

CTP böyle icazetle kuruldu, kurulduğu gibi de devam ediyor…

İlkeler ve ideolojik tutarlılık değil de, “zamanın ruhu” size şekil veriyorsa zaman değiştiğinde ruhunuz çekilir.

Üniversite gençliği Kıbrıs’a döndüğünde içine girecek başka parti olmadığı için CTP’ye yuvalandı.

“Zamanın ruhu”na uygun bir şekilde üniversite gençliğinin içine girmesi ile “sol”a çekilen parti, sonrasında “zamanın ruhu”na uygun bir şekilde aynı gençlik tarafından sağa ve en sağa çekildi.

1970’lerde Sovyetlere secde edenler 2005’lerde Kuran kursu ve 2010’larda imam hatip açtı. Jelli gibi içine döküldüğü “zaman”ın şeklini aldı CTP…

CTP Başkanı’nın kim olduğunun işte bu yüzden önemi yoktur, “zamanın ruhu”nun önemi vardır.

Ferdi Sabit Soyer’e “Türklüğünü ispat et” diyenler belirler Kıbrıs politikasını…

Kendileri jelli akıllı olduğu için, ilkesiz ve tutarsız oldukları için inkar ederler Türkiye’nin ilhakçı-istirdatçı Kıbrıs politikasını.

Türkiye’nin ilkeli ve tutarlı bir Kıbrıs politikası var: Kıbrıs’ı geri almak (istirdat) için her slogan mübah!

Siz de o sloganlarla oyalanın…

-Taksim, federasyon, konfederasyon, iki devlet…

Taksim ile 20 sene, federasyon ile yaklaşık 50 sene oyaladılar. Şimdi ise iki devlet…

Sömürgeci rejimin yürüttüğü politika karşısında CTP Başkanı’nın kim olduğu Kıbrıslıları ilgilendirmez, çünkü fark yaratmaz. O kadar fark yaratmazlar ki kamuoyunun önüne birlikte çıkıp “sahne alıyor”lar!

Birinin sahneye atılıp,

-Durun siz kardeşsiniz, demesini bekliyorum!

Böyle maskeli balo gibi kurultay mı olur?

CTP’nin Ankara’nın gözünde “sakıncalı” olmaktan rejim partisine dönüşmesinin dört sacayağı var:

-Bugünkü etnikçi ayrılıkçı çizgiye uzanan yolu açan Naci Talat’ın başımıza sardığı “iki halk” belası…

-Ayrılıkçı rejim KKTC’nin “ülke” denilerek benimsenmesi…

-Özker Özgür’le 1990’da başlayan yerleşimcilerle bütünleşme süreci…

-Kutlay Erk ve Oktay Kayalp’ta vücut bulan partinin işadamlaşması süreci…

30 Kasım 2025 CTP kurultayında Başkanlık için sözde Asım Akansoy, Sıla Usar İncirli ve Erkut Şahali aday oldu. Fikri hiçbir tartışmanın ve farklılaşmanın olmadığı Ankara’nın kontrolünde bir süreç yaşanıyor.

Naci Talat-Özker Özgür ayrışmasından bu yana fikri tartışma ortadan kalktı. Fikri mücadele bitti rant grupları oluştu.

Sömürgeleşme bir aynılaşma-vasatlaşma sürecidir. UBP ile CTP aynılaşırken, CTP’nin içinde üç aday mı farklılaşacak?

UBP ile CTP’nin aynılaşmasını 13 Şubat 2011’de Mehmet Ali Talat şöyle tanımladı:

-“UBP için Türkiye’den gelen bir talimatı uygulamak normal bir şeydir. Aynı şey CTP’ye yaptırılsa, CTP bunu hiçbir zaman ‘Türkiye dayattı’ demez, diyemez çünkü kimyasına uygun değildir. O yüzden yapmak zorunda kalırsa gizler, sahiplenir. Dolayısıyla UBP istikrar tedbiri alırsa kabahatini Türkiye’ye atar. Türkiye’ye fatura etmeye UBP’nin kimyası uygundur”…

Seçim kampanyası boyunca Tufan Erhürman,

-“Ben iki eşit kurucu devlet temelinde bir çözüm savunuyorum; belki de Tatar ile içeriği konuşsak, aynı şeyi konuştuğumuzu anlayacağız” derken Asım ile Erkut’un, Erkut ile Sıla’nın farklılaşmasını beklemeyin!

(Devam edecek)



About the author