
Aziz Şah – CTP’nin dönüşümü dört temelde somutlanır:
-İki ayrı halk, ayrılıkçı KKTC’yi “kendi kaderini tayin hakkı” olarak sahiplenme, yerleşimcileşme ve işadamlaşma süreci.
Denktaş çizgisinin “Kıbrıs’ta iki halk var” tezi üzerine kurduğu ayrılıkçı siyaset, CTP içerisinde “iki halk-tek halk” kavgası ile dönüşümünü tamamlayarak iki devlete ulaştı.
Tek halk-iki AYRI halk tartışması bütün siyasi programı ve ülke tahayyülünü belirleyen bir tartışmadır. Bütün siyasal mücadele bu temel üzerine oturur. “Halk” salt etnik-dinsel temelde tanımlanabilecek bir kategori değildir. O zaman sağcı olursunuz zaten!
Kıbrıs solunda “tek halk-iki halk” tartışması “Bir ülkede bir işçi sınıfı olur, o sınıfın da tek bir partisi olur” temelinde yürütüldü.
-Kıbrıs’ta “tek halk” tezini savunursanız ORTAK örgütlenirsiniz, çünkü ORTAK örgütlenenler ancak ORTAK VATAN inşa edebilirler.
-“İki AYRI halk” tezini savunursanız AYRI örgütlenirsiniz, çünkü AYRI örgütlenenlerin amacı ayrılmaktır; bunu söylemeseler bile AYRILMA HAKKI temelinde örgütlenirler.
Kıbrıs’ta ne istiyorsunuz?
-Ayrılmak mı, bütünleşmek mi?
Bütün mesele budur!
Denecek ki “Tek halk tezi AKEL’indir, o yüzden AKEL’e karşı iki AYRI halk tezi ortaya çıktı”…
-Konunun AKEL ile hiçbir alakası yoktur. Nasıl bir vatan istediğimiz, tahayyül ettiğimiz ve hangi rotada mücadele edeceğimiz ile ilgilidir.
AKEL karşıtlığıyla etnik ayrılıkçılığınızı meşrulaştıramazsınız!
Ben anti-AKEL’ci bir komünistim.
Önder, Yahya, Gürkan, Hikmet ve Kavazoğlu’nun Kıbrıslı Türk solu, Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunurken karşısında 1941’den 1974’e kadar enosis inadından geri adım atmayan “kserokefalos” (kalın kafalı) bir AKEL vardı.
Nisan 1944 ve Temmuz 1945’te, üçüncü ve dördüncü kongrelerinde “Anavatan Yunanistan’la birleşmeyi talep ediyoruz” der AKEL.
1960’ta Cumhuriyet kuruldu, şartlar değişti ama AKEL’in kalın kafası almadı. Mart 1962 ve Temmuz 1964’de enosis kararlarını tekrar ettiler.
İşte bu şekilde Kıbrıslı Türk Cumhuriyetçileri yalnızlaştırarak namlunun önüne itti AKEL.
1961’de Cumhuriyet gazetesinde Kavazoğlu ve yoldaşları Gürkan ile Hikmet enosise karşı “Kıbrıs Kıbrıslılarındır” şiarını ortaya koyarken 1962’de AKEL enosis kararını tekrar ediyordu…
İşte bu yüzden Ahmet Muzaffer Gürkan’ın, Ayhan Hikmet’in ve Derviş Ali Kavazoğlu’nun öldürülmesinde bile AKEL’in rolü vardır. Onları yalnızlaştırarak paramiliter terör karşısında savunmasız kıldı!
23 Nisan 1973’teki Girne-Lefkoşa İlçe Kurultayı’nda darbe-işgalden aylar önce Genel Sekreter Papayuannu enosis savunusunu tekrar eder.
AKEL’in ilkesizlik konusunda C. Türk Partisi’nden geri kalır tarafı yoktur.
Aynen CTP gibi AKEL de jelli gibidir. İçine döküldüğü kabın şeklini alır: 1974’e kadar egemen ideoloji enosisti, enosisi savundu. 1974’ten sonra emperyalizm işgalin oldubittileri temelinde etnik apartheid “federasyon”u dayattı, AKEL de 1974’ten beridir federalisttir!
“TEK HALK” diyorsanız İngiliz emperyalizminin Planning Department’inin Sir Crispin Tickell başkanlığında 3 Ocak 1964’te başlattığı etnik temelde ayrılıkçılığa giden “Bizonal bicommunal federation” (BBF) yani “iki bölgeli iki toplumlu federasyon”u savunamazsınız.
Slogan siyasi programın ana-özetidir: “TEK HALK” sloganı da hangi doğrultuda mücadele edeceğinizi gösterir.
“KIBRIS’TA TEK HALK” deyip enosis ya da etnik bölgelere dayalı BBF’i savunamazsınız!
Bugün AKEL neden işgal bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Türkleri üye yapmaz? Tek halk değil miyiz? AKEL Avrupa Parlamentosu’na işgal bölgesinde yaşayan bir Kıbrıslı Türkü aday gösterecekti; ayrılıkçı CTP aday göstermesine izin vermedi, “benim çöplüğümdür burası” dedi.
Sonuçta aynen CTP gibi AKEL de pratikte iki halkçıdır.
-Ankara CTP’yi yönetir, CTP de AKEL’i!
Özetle, CTP’nin dönüşümü aynı zamanda AKEL’in de dönüşümüdür.
CTP’nin içinde “anti-AKEL’ci” temelde Naci Talat’ın “CTP, kedinin kuyruğuna bağlı maşrapa olmaz” diye başlattığı iki halk tartışması sonradan silah zoruyla gasp edilen Rum malları üzerinde ganimeti meşrulaştırma temeline oturdu.
Bugün CTP’nin ağzından çıkan “Kıbrıs Türk halkı” ganimeti savunurken icat edildi!
CTP’nin “Kıbrıs Türk halkı” dediği, 1974’te Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal ederek, yerli Kıbrıslıları elimine etmesi temelinde oluşturduğu yerleşimci kolonizasyonundaki popülasyondur.
CTP’nin ayrı halk tezi budur bugün: Yerli Kıbrıslıları yok eden yerleşimci popülasyonu.
CTP’nin dönüşümü dört temelde somutlanır dedim:
-İki ayrı halk, ayrılıkçı KKTC’yi “kendi kaderini tayin hakkı” olarak sahiplenme, yerleşimcileşme ve işadamlaşma süreci…
“Ayrı halk” tezi ile beraber Özker Özgür’ün 1990’daki seçim kampanyasında gasp edilmiş Rum mallarına tapu vadederek araladığı kapıdan YERLEŞLİMCİLEŞME başladı.
Sonrasında yerleşimcilerle kaynaşıp “Kıbrıs Türk halkı” icat edildi.
Yaratılan “halk”a burjuva da lazımdı; parti işadamlarına açıldı.
“Kitle partisi” söyleminin altını çizmelerinin temeli budur, çünkü İLKE partisi değiller.
Mehmet Ali Talat şöyle diyordu gazeteci Erdal Güven’e verdiği nehir söyleşisinde, ayrılıkçı KKTC’yi savunma konusunda:
-“KKTC ilan edildikten ve Anayasa kabul edildikten sonra, 1980’lerin sonunda bir parti meclisi toplantısında söz aldım… Dedim ki: ‘Arkadaşlar, belki sizi kızdırabilir şimdi söyleyeceklerim, ben kâhin değilim ama, göreceksiniz gün gelecek bu Kıbrıs’ta KKTC’yi biz savunacağız CTP olarak. Bunu hem dünyanın bizi sıkboğaz etmesine, hem Rum tarafının bizi dışlayan tutumuna, hem de Türkiye’deki bazı çevrelerin müdahalelerine karşı yapacağız’…”
