C. Türk Partisi’nin 30 Kasım 2025 kurultayı: Ankara’nın kuyruğuna bağlı maşrapalar

Aziz Şah – Ne dedik?

-Ankara CTP’yi yönetir, CTP de AKEL’i!

Özetle, CTP’nin dönüşümü aynı zamanda AKEL’in de dönüşümüdür.

İşte bu yüzden çeyrek asırdır AKEL ve CTP’nin başını çektiği ortak bildirilerde “işgal” kelimesi geçmez. Ankara CTP’nin dilini terbiye etti, CTP de AKEL’in!

Bu dönüşümün sembolik anları vardır:

-En önemlisi, AKEL’in POGO Kadın Hareketi Genel Sekreteri Skevi Koukouma’nın CTP Kadın Örgütü’nün kongresinde yaptığı konuşmada “işgal altındaki bölge” dediği için susturulmasıdır.

“İşgal altındaki bölge” sözü üzerine kürsüye gelen Tufan Erhürman “CTP olarak biz işgal altındaki bölge terminolojisini reddediyoruz” diyerek Koukouma’yı susturmuştu.

Koukouma 1974 işgal harekatı sırasında tecavüze uğrayan kadınlar için faaliyet yürüten önemli bir figürdür…

-Feministlerin kızkardeşliği ve federalistlerin özgürlükçülüğü “işgal” kelimesini duyana kadardır.

CTP’nin 2025 kurultayı, Türkiye’nin “federasyon” sloganından “iki devlet” sloganına geçtiği 2020 sürecinin tamamlanmasıdır.

Aynı şekilde 2025 kurultayı CTP’nin Türklerin meşhur hilal taktiği ile AKEL’i kuşatmasının da tamamlanmasıdır.

Filmi geri saralım…

Öyle bir tuzağa çekti ki CTP Crans Montana öncesinde AKEL’i, tarihte ilk kez partinin Genel Sekreteri’ni ölmeden değiştirdiler.

Anlatalım…

Türkiye’nin Kıbrıs’ı istirdat yolunda vites yükselterek “federasyon” sloganını terk edip “iki devlet” sloganına geçtiği 2020 sürecinde birçok farklı kaynaktan aynı bilgiyi aldım.

2020’de Ankara’nın Tufan Erhürman’a,

-“iki devleti savun, seni destekleyelim” dediği iddia edildi.

Tufan’ın da cevap olarak,

-“Seçimden önce olmaz, makama yerleştikten sonra 6 ay içinde partiye kabul ettiririm iki devlet tezini” dediğini farklı farklı kaynaklar tekrar etti…

Şaşırtıcı bir şekilde, birçok farklı kaynak kelimesi kelimesine aynı konuştu.

Ayrıca bu bilgiyi verenler, CTP’nin aracılığıyla AKEL’in Ankara ile olan gizli görüşmeleri hakkında da detaylı bilgiler verdiler.

Günün birinde Hristofyas gibi birileri çıkıp anılarını yazarsa “Merkez Komitesi”nden sızanlar belgelenecek…

Onurlu birinin çıkıp anı yazmasını bekleyeceğiz CTP’nin Ankara ve İstanbul ziyaretleri ile AKEL’i nasıl tuzağa düşürdüğünün belgelenmesi için!

AKEL gibi partilerde lider ölmeden değişmez.

1949’dan 1988’e kadar Genel Sekreter Ezikias Papayuannu idi, o ölünce Hristofyas Genel Sekreter oldu. Hristofyas ölünce Andros Kyprianu AKEL Genel Sekreteri oldu.

CTP’nin aracılığıyla AKEL heyeti ve Genel Sekreteri Kyprianu Ankara’da Mevlüt Çavuşoğlu’nun ve İstanbul’da da Ahmet Davutoğlu’nun misafiri oldu.

Crans Montana sürecinin sonunda işgalcinin vaatlerinin yalan olduğu ortaya çıkınca Andros Kyprianu’nun kellesi gitti…

Naci Talat iki ayrı halk tezini savunurken “CTP, kedinin kuyruğuna bağlı maşrapa olmaz” demişti.

-AKEL, CTP’nin kuyruğuna bağlanan maşrapa oldu!

Daha doğrusu, CTP ve AKEL Ankara’nın kuyruğuna bağlanan maşrapa oldular.

Ankara CTP’yi yönetti, CTP de AKEL’i tuzağa düşürdü…

2020 sürecinde farklı kaynakların verdiği bilgiler Andros Kyprianu’nun AKEL Genel Sekreterliği’nden çekilmesiyle doğrulandı.

2025 CTP kurultayı da 2020 sürecinin tamamlanmasıdır.

Andros Kyprianu tuzağa düştükten sonra yerine Stefanos Stefanu geçti. Ama o da yaşananlardan ders almadı. İşgal bölgesinde görüştüğü örgütlere,

-“Erdoğan aleyhine konuşmayın, bize çözümü Erdoğan yapacak” dedi.

30 Kasım 2025 CTP kurultayı aynı zamanda AKEL’in dönüşüm sürecinin tamamlanmasıdır. Bu anlamda “anti-AKEL’ci” Naci Talat’ın kızı Sıla Usar’ın CTP başkanı olması çok manidardır.

CTP’nin AKEL’e çektiği ayarlardan bir tanesi de Avrupa Parlamentosu milletvekilliğine işgal bölgesinde yaşayan bir Kıbrıslı Türkün aday gösterilmesinin engellenmesidir. Bu sayede Niyazi Kızılyürek AP vekili yapıldı. Oylamalarda AKEL ile dahi ters düşerek bir Türkiye parlamenteri gibi hareket etti…

Bu parlamenterlik Niyazi’nin de sonunu getirdi. Siyasetçi Niyazi akademisyen Niyazi’yi öldürdü. Akademisyen olarak tarihteki yalanları deşifre ederken siyasetçi olarak yeni yalanlar üretti…

Keşke hiç “oy isteyen bir siyasetçi”ye dönüşmeseydi, çünkü hakikat oylanmaz!

“Dünden bugüne Kıbrıs müzakereleri” kitabında Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hristofyas’ın kullandıkları temel kavramlar üzerinden uzlaşmaz çelişkilerini gösterir Niyazi Kızılyürek.

-Talat “BM önerileri temelinde çözüm” derken Hristofyas “BM kararları temelinde çözüm” der.

-Talat “bakire doğum” derken, Hristofyas “Kıbrıs Cumhuriyeti devletini federal bir devlete dönüştürmek” der.

-Talat “iki halkın varlığı” derken, Hristofyas “tek halkın varlığı” der.

-Talat “Garanti ve İttifak anlaşmalarının devamı” derken, Hristofyas “Garanti ve İttifak anlaşmalarına son vermek gerekir” der.

-Talat’ın söylemeyip de Hristofyas’ın söyledikleri ise şunlardır: AB ilkeleri temelinde çözüm, resmi takvim (Tufan’ın şart koştuğu “zaman sınırlaması”) kabul edilemez ve görüşme süreci Kıbrıslıların tekelinde olmalı.

Bu bağlamda Hristofyas “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin federalleştirilmesi” perspektifi doğrultusunda Cumhuriyet liderliğinin izleyeceği politikanın ilkesel çerçevesini 14-18 Eylül 2009’da 4-5 gün süren Ulusal Konsey toplantısında belirledi.

Hristofyas döneminde belirlenen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin federalleştirilmesi tezini 2021’de Anastasiadis yeniden gündeme getirdiğinde karşısında AKEL’i buldu…

Anastasiadis’in önerisine değil, Hristofyas’ın tezine karşı çıktı AKEL.

-Neden?

-Ankara’nın kuyruğuna bağlanan maşrapa olduğu için…

Hristofyas’ın ölümünden sonra Ankara’da Çavuşoğlu’nun ve İstanbul’da Davutoğlu’nun “gizli diplomasi” tuzağına düşen AKEL için “son çıkış”tır CTP kurultayı:

-Maşrapa olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!

About the author