Sömürgeci Türk şirketlerine peşkeş çekilen Vokalida’daki “Naci Talat Ormanı” neyin diyetidir?

Aziz Şah – Kıbrıs’ın işgal bölgesinde Vokalida’da bir “Naci Talat Ormanı” tabelası vardır.

Karpaz’a doğrudur Vokalida. Türk istilasından sonra alay eder gibi o bölgedeki köylere Türkiye’deki sigara markalarının isimleri verildi:

-Maltepe, Gelincik, Sipahi, Bafra!

Vokalida’ya da Bafra ismi verildi.

İşgal altındaki Vokalida’da “Naci Talat Ormanı” tabelasını görünce aklıma İsrail’in “greenwashing” politikası gelmişti.

Vokalida’nın özelliği nedir bilir misiniz?

-2004 sonrasında CTP Ankara tarafından hükümet yapıldığında Vokalida’yı 13 parsele ayırarak Türkiyeli şirketlere peşkeş çekti. Bu yerleşimci kolonizasyonuna da “Alanya modeli turizm bölgesi” dendi!

CTP’nin 13 parsele ayırıp Türkiyeli şirketlerin kolonizasyonuna açtığı Vokalida/Bafra’da “Naci Talat Ormanı”nın ne işi var?

O tabelayı gördüğümde ilk sorduğum soru şu oldu:

-Toprak hırsızlığının diyeti midir “Naci Talat Ormanı”? Daha doğrusu, kolonizasyonun “yeşile boyanması” için mi kuruldu bu “orman”?

İsrail böyle yapar: Yok ettiği köylerin üzerine orman kondurur bölgenin coğrafi görünümünü değiştirerek yerinden ettiği halkın hafızasını silmek için!

19 Ekim’de Tufan Erhürman işbirlikçibaşı olarak Ankara tarafından koltuğa oturtulduktan sonra bir seri yazı yazdım.

Tufan, ilk röportajını Işıkçılar tarikatının Türkiye gazetesine verdi.

Yazılardan birine şu başlığı attım:

-“Tufan Erhürman ilk özel röportajını neden Işıkçılar tarikatının ‘Türkiye’ gazetesine verdi?”

Bu gazeteyi Kıbrıs’a özel ilgilerinden dolayı biliyorum. Işıkçılar tarikatının gazetesi son 20 yılda iki kere Kıbrıs’la ilgili öne çıktı:

-2004’te CTP hükümete geldikten sonra Vokalida (Bafra) bölgesinin 13 parsele ayrılıp Türkiyeli şirketlere peşkeş çekilmesi Işıkçılar tarikatının yayın organı Türkiye gazetesinin gündemindeydi, konuyu takip ettiler, yerleşimci kolonizasyonuna sahip çıktılar.

-2020’de -yani 2 Mayıs 2021’de başlayan Sedat Peker videolarından önce- Halil Falyalı Işıkçılar tarikatının yayın organı Türkiye gazetesinde Cem Küçük tarafından hedef tahtasına asıldı.

Bir taraftan kara paranın kolonileştirdiği Bafra, diğer taraftan kara paranın ortasında öldürülen Falyalı…

Ne dedim?

CTP’nin dönüşümü dört temelde somutlanır:

-İki ayrı halk, ayrılıkçı KKTC’yi “kendi kaderini tayin hakkı” olarak sahiplenme, yerleşimcileşme ve işadamlaşma süreci.

Işıkçılar tarikatının Türkiye gazetesi işgal edilen Vokalida’nın kolonizasyonuna “sahip çıkarken” CTP’nin İŞADAMLAŞMASI sürecinde kadrolarına katarak sözde “Ekonomi ve Turizm Bakanı” yaptığı Derviş Kemal Deniz’le röportaj yapmıştı.

Tufan Erhürman’dan 20 sene önce Işıkçılar tarikatının gazetesine röportaj veren Derviş Kemal Deniz’di.

Şöyle demişti:

-“Bu şirketleri KKTC’ye çekmek için yeni kanunlar çıkardık. Merkezini KKTC’de gösteren uluslararası şirketlerden alacağımız vergi oranlarını yüzde 2.5 olarak tespit ettik”…

C. Türk Partisi dendiğinde benim aklıma gelen ihanetlerin başında Vokalida’nın 13 parsele ayrılıp sömürgeci Türk şirketlerine peşkeş çekilmesi gelir.

Peşkeş çekilen bu arazilerin tam ortasında “Naci Talat Ormanı” tabelasını gördüğümde acı bir kahkaha attıydım:

-Bu neyin diyeti, diye!

C. Türk Partisi kurultayı yapıldı Naci Talat’ın kızı Sıla Usar yeni Başkan oldu.

İşte bu yüzden, Annan Planı sürecinde CTP’nin bu vatana ihanet ederken sömürgeci Türk şirketlerine peşkeş çektiği arazilerin ortasındaki “Naci Talat Ormanı” geldi aklıma!

İşgal altındaki Filistin’de Siyonizmin yok ettiği köylerin üzerine kurduğu “ormanlar”a “greenwashing” denir…

Türkçeye nasıl çevrilir bilmem, “yeşile boyamak” denebilir…

Ne tesadüf, C. Türk Partisi de kendini işgal rejiminin hizmetine tam olarak sunarken rengini kırmızıdan yeşile çevirdi, yeşile boyandı!

***

CTP’nin üç başkan adayı hiç tartışmadan birlikte ortak bir adaylık kampanyası yürüttüler kamuoyunda.

Çünkü fikri mücadelenin hiçbir önemi kalmadı!

-Aynılaştıkça vasatlaştılar. Hangi fikri tartışacaklar?

Yazıya 2004 sonrasında Vokalida’nın CTP tarafından 13 parsele ayrılarak sömürgeci Türk şirketlerine peşkeş çekilmesiyle başladım…

-Böyle bir partide hangi fikri tartışma olabilir?

Üç aday arasındaki tek fark, eğer CTP hükümet olursa “bakan” olacak kişi tercihleridir. Gene kurultay yarışında bakanlık koltuklarının üleşildiği konusunda duyum aldım.

Birlikte podyuma çıktılar, birlikte şehir şehir gezdiler, arkalarındaki podyumda da KKTC ve TC bayrağı sabit durdu…

Tayyip Erdoğan ilk görüşmesinde Mehmet Ali Talat’a,

-“Mitinglerinizde neden Türk bayrağı yok!” diye hesap sormuştu.

Şimdilerde CTP’nin kahvecisi selfie çekinirken arkasına bayrak koyar…

Tufan’ın bütün mitinglerinde kadrajın tam ortasına Türk bayrağını yerleştirdiler.

O bayrak taşıyanları da parayla tutmadılarsa, ben da hiçbir şey bilmem!

-“Mitinglerinizde neden Türk bayrağı yok!” diye hesap sorduğunda Tayyip Erdoğan, Mehmet Ali Talat ile beraberindeki Eşref Vaiz şöyle cevap verdi (Vaiz’in Mete Tümerkan’a verdiği röportaja göre):

-“Talat’la kendisine KKTC’de Bayrak Yasası olduğunu, Türk bayrağının milletin olduğunu, hiçbir siyasi partinin tekelinde olmadığını, seçimlerde, mitinglerde ve siyasi maksatlı toplantılarda Türk bayrağının alet olarak kullanılmaması gerektiğini, anlattık”…

Demek ki artık “yasa” değişti ki her yerde kullanıyorlar…

-Kıbrıs’ın işgal bölgesinde bayrak ne işe yarar?

Esas merak ettiğim, CTP’nin 13 parsele ayırıp Türkiyeli şirketlere peşkeş çektiği Vokalida/Bafra’da “Naci Talat Ormanı” ne işe yarar?

About the author