Tufan’ın “ön-şartları” şantaj politikasıdır!

Aziz Şah – 20 Temmuz 1974’teki birinci harekâttan sonra Cenevre görüşmeleri sırasında ABD Dışişleri Bakanı Kissinger mesaj gönderir Klerides’e:

-“Kıbrıs Cumhuriyeti toprağının %30’unu verin, Türk ordusunu durduralım”…

Klerides buna karşı,

-“Silah şakağımda müzakere etmeyi reddediyorum” der…

13 Ağustos 1974’te Kissinger şöyle der:

-“ABD açısından Türklerin adanın üçte birini almalarında bir sakınca yoktur”…

Ertesi gün 14 Ağustos’tur: “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla Türk istilası başlar!

***

Yarım asırdır Kıbrıslılar kafalarına silah dayalı müzakere ederler…

Silahı dayayan değişir, silah değişmez:

-“Şartları kabul etmezsen elindekini de yitireceksin”!

Kabul ettiğinde her şeyi yitireceksin ama…

Tufan Erhürman, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Hristodulidis’e 10 madde ve 4 şart sundu.

-Kimin adına sundu?

-İşgal rejimi adına!

Ya masada şartlarımızı kabul edersin ya da masadan sonra “statükoya dönülmeyecek”…

-Peki, nereye dönülecek?

Tufan’ın işgal rejimi adına yürüttüğü şantaj politikası hakkında çokça yazdım ve tekrar tekrar sordum.

Tufan röportajlarında ve özel yayınlarında hep karşısına iliştirilmiş gazetecileri seçtiği için kimse sorulması gereken soruları sormuyor.

Vaziyet o kadar rezil ki, gazetecilerin soramadığı soruyu Külliye’de yaptığı konuşmada Tahsin Ertuğruloğlu sordu…

Yaklaşık 2 senedir Tufan’ın şartı şurtu hem Rumca hem Türkçe olarak konuşuldu.

Yaklaşık 2 senedir Tufan’a soruyoruz:

-Bugünkü durum devam etmeyecekse ne olacak?

-KKTC tanınacak? Doğrudan uçuş ve doğrudan ticaret başlayacak?

-Bugünkü durum meşrulaşacak?

Peki, Tufan’ın şart koştuğu gibi “statükoya dönülmediği” zaman, bugünkü durum meşrulaştığında…

-Kıbrıslı Türk toplumu 85 milyonluk Türkiye’nin içinde varlığını sürdürebilecek mi?

Tufan, Türkiyeli yerleşimciler ile Kıbrıslı uyurgezerlerin oylarıyla oturdu o koltuğa.

Uyurgezerler Tufan’a oy verdikten sonra konuya ayıkmaya başladı…

-Too late, der eski sömürgecimiz!

***

30 Eylül 2024’te “AKEL ile CTP’nin kadife ayrılığı” başlıklı bir yazı yazdım.

Arabölgede CTP adına işadamı Özdil Nami ve AKEL adına eski Genel Sekreter Andros Kiprianu’nun katıldığı bir toplantı yapıldı…

Orada gazeteci Ulaş Barış Kiprianu’ya CTP’nin şartları hakkında ne düşündüğünü sordu.

-Kyprianu’nun özelliği nedir?

-CTP’nin aracılığıyla Ankara ve İstanbul’a işgal rejiminin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmeye gitti…

Türkiye’nin Suriye’deki ateşe benzin döktüğü günlerde oldu bu görüşmeler.

Türk diplomasisinin en saldırgan ve yayılmacı olduğu günlerde…

Laf ola bir “komünist parti” olan AKEL’in Genel Sekreteri ile heyeti işgalcisinin ayağına gitti, “kandırıldı” ve sonucunda da Parti’nin Genel Sekreteri’nin kellesi gitti.

İşte, Davutoğlu ve Çavuşoğlu’nun ayağına giden Kyprianu, AKEL-CTP ilişkileri tarihinde yapılmış en açık ve samimi açıklamayı yaptı.

Çünkü Kyprianu CTP’den yeyceği kazığı yediydi… Daha ne yeycek?

Tufan Erhürman’ın bugün Ankara adına Kıbrıs Cumhurbaşkanı Hristodulidis’e karşı ortaya koyduğu ön-şartlar için AKEL’in devrik Genel Sekreteri Andros Kyprianu şöyle dedi:

-“CTP’nin süreçle ilgili bu teklifini daha önce de duydum. Kendi adıma cevap vermem gerekirse, ben de dahil, Kıbrıs Cumhuriyeti başkanı olacak herhangi bir kişinin bu teklifi kabul etmesinin imkanı yoktur!”

Tufan Erhürman ve C. Türk Partisi 2 senedir ortaya koyuyor bu şart-şurtları. CTP’nin işadamlaşması sürecine büyük katkısı olan Fikri Toros ve Özdil Nami de birçok açıklama yaparak “şartları” hep gündemde tuttu.

Biz de peşini bırakmadık, hep sorduk…

12 Ekim 2024’te yazdığım yazıda şöyle diyorum:

-“Geçen gün İbrahim Aziz’in Kıbrıslı Türk solunun tarihi üzerine yazdığı son kitabın tanıtımı vardı özgür bölgedeki Gazeteciler Evi’nde. Kardeşim Oz Karahan ile gittik…

İzleyiciler arasında üst düzey bir AKEL yetkilisi vardı. Kendisine CTP ile AKEL arasında New York’ta gerçekleşen “işgal” atışmasını ve Tufan Erhürman’ın POGO Genel Sekreteri Skevi Koukouma’ya yaptığı terbiyesizliği hatırlattıktan sonra,

-“CTP yeni bir ayrılıkçı siyaset inşa ediyor, AKEL ile ilişkileri de dahildir buna” diyerek sordum:

-Müzakerelerden sonra “statükoya dönülmeyecek” derken ne istiyor CTP?

AKEL’in üst düzey yetkilisi şöyle cevapladı:

-CTP “sonuç odaklı müzakere” diyor, hepimiz sonuç istiyoruz… KKTC’nin tanınması ya da doğrudan uçuş talep etmiyor.

Tekrar sordum:

-CTP ne istiyor “statükoya dönülmeyecek” derken? CTP bir basın toplantısı düzenledi. Orda sormadılar “statükoya dönülmeyecek” derken ne istediklerini…

Oz Karahan girdi araya:

-“Soru bu kadar basit, ‘statükoya dönülmeyecek’ derken ne istiyorlar?”

AKEL yetkilisi en sonunda “CTP ne istiyor bilmiyorum” dedi”…

***

CTP, Türkiye’nin işgal ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında kurduğu sahte devlette kimse kendisine karışmadan “evcilik” oynamak istiyor. Bu kadar basit…

Evin sahibi Kıbrıs Cumhuriyeti, evi işgal eden Türkiye. Evcilik oynayanlar ise UBP ile CTP!

Tufan’ın “ön-şartlar” ileri sürerek yürüttüğü şantaj politikası “evcilik oyunu” devam etsin diyedir.

About the author