Holguin’in iki devlet ajandası: BM BARIŞ GÜCÜ’NÜN KIBRIS’TA NE İŞİ VAR?

Aziz Şah – BM Genel Sekreteri Guterres’in kişisel temsilcisi Holguin açık açık şunu söylüyor:

-Kıbrıs’ta bir sorun görmüyorum, BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta ne işi olduğunu anlamıyorum!

Geçtiğimiz sene Kıbrıs’tan ayrılmadan önce son gün bir tavsiye üzerine Şener Levent ile görüştü, Levent’le birlikte Oz Karahan da toplantıdaydı.

Şener Levent ile Oz Karahan’a dedi ki:

-Kıbrıs’ta bir sorun görmüyorum, BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta ne işi olduğunu anlamıyorum!

***

Holguin’in bu yaklaşımı başka toplantılarda da ortaya koyduğu bilgime gelince “bıçak kemiği parçaladı” diyerek yazmaya karar verdim.

Bazı gerçekleri üstü kapalı imalarla yazamayız…

Guterres’ten sonra adı BM Genel Sekreterliği için geçen Holguin, Kıbrıs’ta BM Barış Gücü’nün ne işi olduğunu anlamamış!

Çünkü “Kıbrıs sorunu”nu anlamak istemiyor…

Önümüzdeki günlerde Oz Karahan yayınlayacağı bir yazıyla Holguin ile gerçekleştirdikleri toplantıda “off the record” olarak söylenenleri hem Yunanca hem Türkçe olarak Kıbrıslıların bilgisine getirecek.

O toplantıda biraz ironik bir şekilde Holguin Kıbrıs konusunda görevlendirilen üst düzey BM diplomatlarının “beyaz” olmasını eleştirdi.

-Ne anlar “beyaz adam” sömürgeleşmiş Kıbrıs’tan!

Doğrudur…

Peki, ne anlar “Conflict Resolution”cı Maria Angela Holguin Kıbrıs’tan?

Kıbrıs’ta bugün bir conflict (çatışma) durumu söz konusu değildir. Eğer tarihte bir “conflict” dönemi varsa 1963-1968 arasıdır.

Bugün Kıbrıs’ta bir conflict durumu yoktur: Birleşmiş Milletler üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin %37 toprağı 51 senedir Türkiye’nin işgali altındadır ve Türkiye işgal ettiği topraklarda sistematik savaş suçları işlemektedir.

Kıbrıs’ta bir conflict yok… Ama BM örgütü Kıbrıs’a bir “conflict resolution”cıyı gönderdi çözümsüzlük için!

Conflict olmadığı için Holguin,

-“Kıbrıs’ta bir sorun görmüyorum, BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta ne işi olduğunu anlamıyorum” diyor.

Ama “conflict resolution” yöntemlerini uygulamaya devam ediyor.

Ortada bir işgal durumu olduğunu kabul etmediği için “anlaşmazlık” yaşayan “iki taraf” arasında “pazarlık” yöntemi uygulayarak işgali kökleştiriyor 1974 Ağustos’undan beridir BM’nin yaptığı gibi.

***

Holguin’in bir misyonu var, “anlamazdan” geliyor, çünkü her şeyi çok iyi anladı: Türk tezlerini savunuyor.

En son “Crans-Montana’daki başarısızlığın sonuçlarından biri iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun artık her iki taraf için de ortak bir referans noktası olmaktan çıkmasıdır” dedi. Bunu Hakan Fidan da söyler…

BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki varlığını Holguin sorgular, Türkiye ise karşıdır:

-“Güvenlik Konseyi’nin bir tarafın rızasını yansıtmayan bir çözüm modelini dayatmaya çalışması gerçeklikten kopuk ve çelişkili bir tutumdur” der Türk Hariciyesi BM Barış Gücü’nün görev süresinin 6 ay uzatılmasını protesto ederken…

***

Yani diyor ki Holguin:

-Siz birbirinizi vurmuyorsunuz, çatışma durumu yok, bu durumda BM Barış Gücü’ne de ihtiyaç yok!

Lübnan’da da bir çatışma durumu yok.

Peki, Lübnan’da BM Barış Gücü’nün ne işi var?

Lübnanlılar birbirini öldürmesin diye mi oradadır BM?

-Güney Lübnan’daki İsrail işgalinden dolayı UNIFIL oradadır.

BM Güvenlik Konseyi’nin Türkiye’nin desteklediği 186 sayılı 4 Mart 1964 tarihli Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adanın tek meşru hükümeti sayan kararı ile geldi BM Barış Gücü adaya.

1974 işgalinden sonra da varlığına devam etti. Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün görev süresi her sene uzatılır ve perde arkasında Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı bir şantaj aracı olarak kullanılır bu…

Holguin “Kıbrıs’ta bir sorun görmüyorum, BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta ne işi olduğunu anlamıyorum” demeyi sıklaştırınca kaynaklarıma sordum…

Aldığım cevap şu oldu:

-“Bu yeni bir durum değil, BM Barış Gücü’nün çekilmesi Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı şantaj aracı olarak kullanılır senelerdir!”

Yani, istediğimizi yapmazsanız BM’yi çekeriz Türkiye ile başbaşa kalırsınız.

***

Holguin’in dediği oldu diyelim…

Karşılıklı mevzilerde kurşun atılmadığı için Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün görevine son verildi, diyelim…

Ne olacak BM Barış Gücü çekilirse?

Temmuz-Ağustos 1974’ten bugüne kadar, 51 senelik müzakere tarihinde Birleşmiş Milletler, Türkiye’ye bir ateşkes anlaşmasını dahi kabul ettiremedi…

Guterres bu durumun idrakındadır. 6 Temmuz 2018 tarihinde BM Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs’taki BM Barış Gücü UNFICYP ile ilgili sunduğu raporunda özellikle bir ateşkes anlaşması ve hattı olmadığının altını çizer.

Ateşkes Anlaşması imzalansaydı eğer Türkiye egemen Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında işgalci olduğunu kabul edecekti.

İşgalin de tek bir çözümü vardır: İşgalci ordunun geri çekilerek Cumhuriyet’in anayasal birliği ve toprak bütünlüğünün tesis edilmesi.

***

Peki, Holguin’in kafasında kurduğu gibi BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’tan çekilmesi ne anlama gelir?

-BM Barış Gücü’nün sorumluluğundaki tampon bölge Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında resmi sınıra dönüşür.

Peki, tampon bölge BM Barış Gücü’nün sorumluluğundayken bölgeye girip Kıbrıslı Rum çiftçilere saldıran, tampon bölgede Kıbrıslı Rumları öldüren, Pile örneğinde olduğu gibi buldozerle girip yol yapmaya kalkan ve BM askerlerine saldıran Türk işgal güçlerini kim durduracak?

***

Holguin ne yaptığının gayet bilincindedir…

-BM Barış Gücü’nü geri çekme fikriyle Kıbrıs Cumhuriyeti’ne şantaj yaparak Yeşil Hat’tı resmi sınıra dönüştürme temelinde iki devlet tezini güçlendiriyor.

Çünkü “conflict resolution”ın mantığı böyle işler: Boyun eğdirerek!

-“Uzlaşmazlık”ların çözümü için karşılıklı taviz verin.

Kim kime taviz verecek?

Yarım asırdır işgal altında olan Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye’ye taviz verecek.

Peki, Türkiye ne verecek?

-Hiç!

About the author