
Aziz Şah – 1959 ve 1964’te Makarios NATO üyeliğini ve NATO askerinin Kıbrıs’a konuşlanması teklifini reddetti.
1964’te BM Barış Gücü geldi, 1974’e giden yolun taşlarını döşedi.
-Peki, 1974’ten sonraki yarım asır boyunca BM Barış Gücü ne yaptı?
20 Nisan 1975’te savaşta zorla yerinden edilmiş 30.000 kadar kadın Mağusa-Varoşa’ya doğru yürüyüşe geçti kendi evlerine gitmek için.
Evleri boş duruyor…
-Henüz Türkiye’den yerleşimci nüfus kolonizasyonu başlamamış!
Birkaç kilometre ötede evleri var, belki birkaç yüz metre ötede ama onlar çadırda yaşamak zorunda…
30 bin kadının 20 Nisan 1975’te başlayan “eve dönüş yürüyüşü” 3 gün yağmur altında devam etti.
Zorla yerinden edilmiş 30 bin kadını durduran Türk askeri değildi, BM Barış Gücü’ydü.
Evlerine gitmek isteyen kadınların karşısına BM askeri dikildiğinde ortada ne bir BM kararı, ne “iki bölgelilik ilkesi” dayatması vardı!
Bugün “Kıbrıs sorunu” diye tartışılan şey o gün yoktu…
Bugün masada “Kıbrıs sorunu” adı altında Türkiye’nin sistematik olarak işlediği iki savaş suçunun meşrulaştırılması tartışılır:
-Toprak gaspı ve yerleşimci nüfus kolonizasyonu.
BM Barış Gücü evlerine yürüyen kadınları durdurarak Türkiye’ye yerleşimci kolonizasyonu için zaman kazandırdı.
30 bin kadın 20 Nisan 1975’te “Woman Walk Home” adıyla Mağusa’ya yürüdüğünde,
-Türkiye’den yerleşimci nüfus taşınmamış: Nüfus sorunu yok!
-Gasp edilmiş mülklere tapu dağıtılmamış: Mülkiyet sorunu yok!
Kıbrıslıların tek bir sorunu var o gün: Anayasal düzenin yeniden tesisi!
Bunun önündeki en büyük engel ise Birleşmiş Milletler…
BM Barış Gücü dolaşım, yerleşim ve mülkiyet hakkı başta olmak üzere savaşta işgalci güç tarafından zorla yerinden edilmiş Kıbrıslıların temel insan haklarını gasp etti 30.000 kadının karşısına barikat kurarak.
Çünkü 30.000 kadının evlerine dönüşü emperyalizmin taksim planının bozulması anlamına gelirdi.
1964’te BM Barış Gücü üniformasıyla gelen NATO’nun başarısız olması demekti bu da!
***
Başka ne yaptı BM Barış Gücü yarım asırda?
Glafkos Klerides’in Galeri Kültür Yayınları’ndan çıkan “Bir dönemin anıları 1993-2003” kitabında verdiği listeye göre
Nisan 1976’dan Haziran 1996’ya kadar BM Barış Gücü’nün gözetimindeki bölgede 7 kişi Türk askeri tarafından öldürüldü.
3 Haziran 1996’da öldürülen Kythera’lı Stelios Panayi cinayetinden sonra aynı yıl içinde Tasos Isaak, Solomos Solomou ve garavolli toplarken Petros Kakoullin de öldürüldü.
Panayi cinayeti için şöyle yazar Klerides:
-“Özellikle Stelios Panayi cinayeti insanlık dışı suçlara kanıttır; çünkü Türk askerleri BM Barış Gücü’nün başlarının üstüne ateş ederek yerde ağır yaralı yatan kurbana yaklaşmasını engellemiştir”…
Aynı şekilde Mustafa Akıncı’nın anılarında yazdığına göre, Isaak ve Solomu cinayetlerinden sonra Acheritou’da (Güvercinlik) öldürülen Allahverdi Kılıç isimli Türk askerinin cinayetinde de BM ve İngiliz sorumluluğu var. Çünkü bölgeye ancak İngiliz üs topraklarından geçilerek bu cinayet işlenebilirdi.
***
19 Temmuz 2025’te beş Kıbrıslı Rum Trikomo’da kendi mülklerini ziyaret ettikten sonra işgal rejimi tarafından rehin alındı.
Normalde mahkeme sürecini olsun BM’nin takip etmesi gerekirdi. Askeri Mahkeme’deki duruşmalara gelmediler. Trikomo’daki duruşmalara “uğradılar”…
Mahkeme çıkışı bir gazeteci şöyle demişti bana:
-“5 dakikalık duruşma için 3 sayfa rapor yazacaklar”…
Holguin’in “BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta ne işe var?” sorusunun cevabı budur aslında: Rapor yazmak!
Askeri Mahkeme bittikten sonra 5 Kıbrıslı Rumun 3’ü evlerine döndü.
İşgal rejimi tarafından gasp edilmiş toprakların sahibi olan Annie Kyprianu ve eşi Andreas ise 5 aydır işgal bölgesinde rehin tutulmaya devam ediyor.
Hapisteyken Andreas Kyprianu’nun bağırsak zarı iltihaplanınca gerekli ilaç verilmedi. Acı içindeydi mahkeme salonunda. O sırada BM görevlileri hapisaneye gitti…
Andreas, “Bana verilmeyen ilaçlarımı getirebilir misiniz?” diye sordu. “Getiremeyiz” cevabını aldı…
-Eee, o zaman ne geldiniz?
***
BM Genel Sekreteri Guterres’in kişisel temsilcisi Holguin ise bugün kapalı kapılar ardında,
-“Kıbrıs’ta bir sorun görmüyorum, BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta ne işi olduğunu anlamıyorum” diyor!
Evet…
Bayan María Angela Holguín Cuellar!
-Siz ne işe yararsınız?
İşgali meşrulaştırmaktan başka…
