
Aziz Şah – Günlerdir müzakereler ve BM’nin “Kıbrıs sorunu”nun yaratılmasındaki rolü üstüne yazıyorum. Yazılarda Tufan Erhürman’ın adı geçmiyor. Çünkü Tufan’ın hiçbir önemi yok…
Tufan’ın tek bir rolü var bu süreçte:
-Kıbrıslı Türk toplumunu Türkiye’ye kalkan yapmak!
Neden Ersin Tatar’ı değil de Tufan Erhürman’ı oturttu Ankara o koltuğa?
-“İrade bendedir, yetki bendedir, ben kukla değilim” demesi için.
***
Ersin Tatar’ın BM gözetiminde Anastasiadis ile oturduğu ilk masada,
-“Müzakerelerde yetki Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndadır” dediği Rum basınında çıktı. Tatar bunu hiçbir zaman yalanlamadı. Aksine beş sene boyunca dozu artırarak “Ankara’nın adamı olmaktan gurur duyuyorum” ve “Politikayı Ankara belirler, Türkiye’ye laf edemezler, beni linç ederler; Türkiye’ye karşı konuşun konuşabilirseniz” gibi birçok açıklama yaptı…
Bu açıksözlülüğü ile tarihe geçti!
***
Tufan Erhürman işte tam olarak Tatar’ın tersini yapması için o koltuğa oturtuldu: Manipüle etmek için!
Kıbrıslı Türk toplumunu manipüle etmek değil görevi.
Ankara politika belirlerken “Kıbrıslı Türkler ne ister, ne düşünür, nasıl yönlendirilir” diye hesap yapmaz.
-Kıbrıslı Türkler yoktur!
Tufan’ı kullanarak Rum elitleri içinde bir çatlak açtılar, BM ve AB içinde bir sözcü kazandılar. Manipüle edilecek olan onlardır…
Velhasıl Tufan’ın görevi Mehmet Ali Talat’ın ve CTP’lilerin senelerce söylediği gibi “Türkiye’nin önünü açmak”tır.
-“Varlığım Türkiye’nin çıkarlarına armağan olsun” zihniyetidir bu!
***
Erhürman, Holguin ve Hristodulidis arasında geçen 3’lü görüşme sırasında Tufan’ın dışarı çıkıp Hakan Fidan ile görüştüğü yazıldı Rum basınında.
Tufan ise bunu yalanlayarak Mehmet Harmancı ile görüştüğünü açıkladı…
Bazıları şunu anlamıyor:
-Tufan’ın Hakan Fidan’dan talimat almasına gerek yoktur çünkü Fidanvari düşünmesini bilir. Bu yüzden o koltuğa Tufan oturtuldu!
***
Ne dedi Holguin Yenidüzen gazetesine Tufan için?
-“Yeni Kıbrıslı Türk lider, kendini iyi ifade eden ve TÜM AYRINTILARA HAKİM BİRİ. Kapsamlı müzakerelere geçmeden önce ELE ALINMASI GEREKEN KONULARI hızlı bir şekilde belirleyebildi. Toplantının uzunluğu, görüşmenin ne kadar AYRINTILI olduğunun bir göstergesiydi”…
Holguin’i cezbeden ne koydu Tufan masaya?
Senelerdir konuştuğumuz konuları yeni zannediyor Kolombiyalı…
Tufan’ın “4 şartı”nda Türkiye’nin hedefi yazar:
-“Masa sonuçsuz dağılırsa statükoya dönülmeyecek”…
Masaya garantörlüğü koyduğunuz an zaten dağılır…
Peki, sonra “statükoya dönülmeyecek”se nereye dönülecek?
Bu sorunun cevabını 2 senedir vermedi Tufan!
İşgal rejiminin sözcüsü olarak Tufan amacını ortaya koydu: Masa sonuçsuz dağılacak ve statükoya dönülmeyecek.
Ama nereye gidileceğini kendisi da bilmez:
-Kıbrıs’ın işgal bölgesi 81 buçukuncu vilayet olarak mı kalacak, yoksa 82. mi olacak?
Bu tarihsel çerçeveden haberi olmadığı için Holguin, Tufan’ın söylediklerini yeni zannediyor!
***
Tufan’ın 10 maddesine gelecek olursam hiçbirinin Kıbrıs sorunuyla alakası yoktur. Hiçbiri Güven Yaratıcı Önlem değildir. Ne kapı ve seyrüsefer bürosu açılması ne Kıbrıslılarla evli olan yerleşimcilerin seyrüsefer çıkarması, ne hellim, ne AB uyum komitesi, ne de Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamayan (kk)TC vatandaşlarına kafakağıdı çıkarılması…
Tufan için ne diyor Holguin?
-“Ayrıntılara hakim”…
Tufan’ın “4 şart”ı ve “10 maddesi” ile Kıbrıs sorunu ile hiçbir alakası olmayan öyle güzel ayrıntılara boğarsınız ki o masayı!
Misal Mehmet Harmancı’ya telefon açarsınız…
***
Tufan’ın Harmancı ile konuştuğunu açıkladığı konu Haspolat-Mia Milia Atık Su Arıtma Tesisi meselesi…
Hakan Fidan’ı aramasından daha utandırıcı ve alçaltıcıdır bu konuda Mehmet Harmancı’yı araması.
Neden bilir misiniz?
2023 tarihli haberde “iki toplumlu” Atık Su Arıtma Tesisi’nde LTB kendisine düşen yüzde 30’luk payı yıllarca ödemediği için Alman WTE Wassertechnik şirketine 8 milyon Euro’yu aşan borcu olduğu yazılıdır.
31 Ocak 2024’te Harmancı’nın yaptığı açıklamadan borcun 11 Milyon Euro olduğunu öğreniyoruz.
Harmancı şöyle diyor:
-“Yıllardır kanayan yara olan Haspolat Arıtma Tesisi işletmesine Kıbrıs Türk toplumunun borcu olarak lanse edilen 11 Milyon Euro’nun 7 milyon Euro’luk kısmını sildirmeyi başardık. Geriye kalan miktarı da 6 yıl üzerinden takside bağladık”…
Buradan benim anladığım borcu ödemedi L. Türk Belediyesi, sildirdi.
-Kim ödedi peki Kıbrıslı Türklerin bokunun arıtılmasının borcunu?
-Kıbrıs Cumhuriyeti mi?
Hatırlar mısınız Hristodulidis’in Kıbrıslı Türklere yönelik “14 madde” içeren paketini?
14 maddeden bir tanesi Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ödemediği borcuyla ilgiliydi.
Hristodulidis şöyle demişti:
-“Mia Milia’daki (Haspolat) su atık biriminin sorunsuz işleyişinin devamı sağlanacak”…
Lefkoşa Türk Belediyesi’nin haraç gibi “vergi” topladığı bölgede sıçtığımız bokun arıtma parasını Kıbrıs Cumhuriyeti mi ödedi?
Sıçtığı bokun bile sorumluluğunu alamayan “ortak”, “eşit” ve “egemen” mi olur?
İşte bu yüzden Hakan Fidan’ı arasaydı Tufan, bu kadar utandırıcı ve alçaltıcı olmazdı…
Kukla der geçerdik ama biz sıçtık ve sıvadık!
