
Aziz Şah – 30 Aralık günü Fileleftheros bir haber geçti:
-“29 Aralık-Pazartesi günü Mammari yakınlarındaki tampon bölgede tarlalarını süren iki Rum Kıbrıslı çiftçi, 20’den fazla Türk askeri ve ‘polis’ tarafından saldırıya uğradı ve gözaltına alınmak istendi”…
Bundan yaklaşık iki ay önce 8 Kasım Cumartesi sabahı da Denya’da arazisini sürmek için tampon bölgeye traktörle giren bir Kıbrıslı Rum çiftçinin Türk askeri tarafından engellenmek istendiği, BM Barış Gücü’nün de bölgeye geldiği haberi çıkmıştı.
Hristodulidis ise her zamanki basiretsizliği ve savsaklamasıyla yarım asırdır belli aralıklarla sistematik olarak tekrar eden bu kontrollü gerginliği “iyi iklimi dinamitleyen olumsuz bir gelişme” olarak tanımlayıp, “Bu tür hareketlerin tekrarlanmaması için gerekli tüm girişimler derhal yapılmıştır” dedi.
Sonra ne oldu?
Hristodulidis’in “girişimler yapıldı” açıklaması üzerine Kasım’da yaşanan küçük olay Aralık ayında epeyce büyüdü.
***
Filistin’de hemen hemen her gün olan bir vakadır tarlasındaki çiftçiye işgalci güçler ile yerleşimci teröristlerin saldırması.
Filistin’de vakalar genellikle toprak gaspı ile sonuçlanır.
Peki, Kıbrıs’ta ne işe yarar?
-BM’yi ve Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğini “terbiye” etmeye ve işgalin oldubittilerini genişletmeye.
Kıbrıs’ta bir tane devlet var: Kıbrıs Cumhuriyeti.
Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin %37 toprağını işgal etti.
51 senedir imzalanmış bir Ateşkes Anlaşması ve belirlenmiş bir Ateşkes Hattı yoktur.
Yani tampon bölge denilen yer Türk ordusunun NATO’nun icazetiyle işgal ettiği hattın ötesidir.
Tampon bölgede çifte işgal vardır: Türk işgali ve BM işgali.
İşgal hattının ötesinde BM Barış Gücü’nün tampon bölgesi var.
Çiftçi olduğunuzu düşünün…
Yarım asırdır ülkeniz işgal altında. İşgalciye karşı hiçbir yaptırım uygulanmıyor. Ne üyesi olduğunuz BM ve AB ne de “müttefikiniz” ABD tarafından!
Çiftçi olduğunuzu düşünün, geçinmek için ekmek zorundasınız…
İşgal ordusu sizin tarlanızın kenarında duruyor. İşgalci adına BM Barış Gücü ise sizin tarlanızı ekmenizi engelliyor!
Türkiye üzerinden gelen Asyalı ve Afrikalı mülteciler elini kolunu sallayarak tampon bölgeye girer, BM Barış Gücü hiçbir şey yapmaz. Ama siz ekin ekeceğinizde karşınızda BM’yi bulursunuz!
Yarım asırdır belli dönemlerde Türk devletinin kontrollü gerginlik politikası çerçevesinde Kıbrıslı Rum çiftçilere ve sivillere saldırılar düzenlenir tampon bölgede.
Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemen topraklarının %37’sini işgal etmiş; Ateşkes Anlaşması imzalayarak ateşkes hattını belirlemeyi dahi kabul etmemiş.
İsrail, “terör örgütü” dediği Hizbullah ve Hamas ile ateşkes anlaşmaları imzaladı. Türkiye “garantörü” olduğunu iddia ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti ile Ateşkes Anlaşması dahi imzalamayı kabul etmedi.
-Ateşkes Anlaşması dahi imzalamayan bir işgalci güç Kıbrıs’ta “bütünlüklü çözüm”e izin mi verir?
İşgal hukuku açısından Kıbrıs’ta bir ateşkes anlaşmasının olmamasının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Türkiye kendisini bağlayıcı hiçbir şey istemiyor Kıbrıs’ı istirdat (geri alma) politikası doğrultusunda.
Aynen İsrail’in uyguladığı delikli peynir stratejisini uygulayabilmesi için bir sınır olmaması gerekir.
“Sınır” olmaması işgalci için iyidir, yayılma imkanı sağlar. İşgalci eğer daha çok toprak işgal etmek istiyorsa “sınır” istemez…
Siyonist Ariel Şaron şöyle demişti:
-“Onlara söyledim: Yerleşim yerlerinizin etrafını tel örgüyle çevirmeyin. Tel örgü koyarsanız, genişlemenize de sınır koymuş olursunuz. Bize ait yerlerin değil, Filistinlilerin etrafına tel örgü örmeniz gerekiyor”…
Siyonist Şimon Peres ise bu politikayı “Artık esnek sınırlara ihtiyacımız var, katı, geçirimsiz sınırlara değil” diye açıklar.
İşte bu yüzden Kıbrıs’ın işgal bölgesi ile henüz işgal edilmemiş bölgesi arasında sınır yoktur. Kıbrıs bölünmüş değildir, işgal altındadır.
İşgal ve yerleşimci sömürgeciliği bir kanserdir. Sınır tanımaz!
Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin ve Rum elitlerin kabul etmek istemediği budur.
İşgali yok saydıkları, Kıbrıs Cumhuriyeti liderliğinin kullandığı deyimle “iyi iklimi” korumak için boyun eğdikleri sürece 1974’ten sonra yarattıkları sermaye birikimi düzeninin güvence altında olduğuna ikna olmaya çalışırlar!
Kızıl Ordu Başkomutanı Leo Davidoviç Trotskiy der ki: Siz savaşla ilgilenmeseniz de savaş sizinle ilgilenecektir.
-Siz işgalle ilgilenmeseniz de işgal sizinle ilgilenecektir. Çünkü işgal kanserdir, tümörü ise yerleşimci kolonizasyonudur.
-Sahi, Mammari’de iki Kıbrıslı Rum çiftçi neden saldırıya uğradı?
BM Genel Sekreteri Guterres’in kişisel temsilcisi Holguin birçok kapalı toplantıda şu yaklaşımı ortaya koydu:
-Kıbrıs’ta bir sorun görmüyorum, BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta ne işi olduğunu anlamıyorum!
Fileleftheros haberinde diyor ki:
-“Olayın tampon bölge içinde yaşandığını belirten genç çiftçi Gavriil Gerolemos, bölgeye gelen Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerinin ise yalnızca olayı izlemek ve kayıt altına almakla yetindiğini ifade etti”…
(Devam edecek)
