Brüksel’de Kıbrıslılar adına konuşan Türkiyeli bir yerleşimci!

Aziz Şah – Kıbrıs’ın işgal bölgesindeki sahte devletin kukla meclisi bir karar aldı 13 Ocak’ta.

Sıla Usar’ın da ilk icraatını görmüş olduk…

Kıbrıslı Fikri Toros ile Türkiyeli yerleşimci Emrah Yeşilırmak “Kıbrıslı Türk toplumunu temsilen” Avrupa Parlamentosu’nda çalışma yapmak üzere UBP-CTP-YDP-DP’nin oy birliği ile görevlendirildi.

Açıklamada “Meclis tarafından oy birliğiyle Avrupa Parlamentosu’nda KKTC’yi temsil edecek kişiler seçildi” deniyor.

Oksimoron bir durum…

-Türkiye’nin işgal ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında kurduğu paravan rejimin “meclis”i Avrupa Parlamentosu’na nasıl temsilci atar?

Dahası, Avrupa Parlamentosu’na “temsilci” olarak atanan kişilerden bir tanesi Türkiyeli bir yerleşimci.

Yani, Türkiye’nin etnik temizlik ile evlerinden kovduğu 200.000 Kıbrıslının yerine insanlığa karşı işlenmiş bir suç olan yerleşimci sömürgeciliğiyle Kıbrıs’a iskan ettiği yerleşimcilerden biri Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Türk toplumunu “temsil” edecek!

***

Kıbrıslı Fikri Toros ile Türkiyeli yerleşimci Emrah Yeşilırmak’ın “KKTC meclisi” tarafından Avrupa Parlamentosu’na temsilci olarak seçildiğini okuduğumda bir yanlışlık olduğunu düşündüm.

Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’ne iki Kıbrıslı Türk gözlemci gider.

Açıklamayı yazanlar Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’ni birbirine karıştırdı, diye düşündüm…

Çünkü Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) toplantılarına senelerdir bir CTP’li bir UBP’li “vekil” gider. AKPA’daki koltuklar da Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki statüsünden ileri gelir…

Ne işe yarar AKPA’daki söz hakkı?

Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelen statümüz ile Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’ne giden “KKTC milletvekilleri” Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarını işgal eden Türkiye’nin çıkarlarını savunurlar…

Ertuğrul Hasipoğlu anılarında şöyle diyor: 1998-2001 döneminde “Rumlar, Türkiye Kıbrıs’ın demografik yapısını değiştirdi” diye önerge verdi AKPA’da. Finlandiyalı bir solcu parlamenter de Raportör olarak atandı…

-“Kıbrıs’a gideceğim. Oradaki Türkiyelileri bulacağım. Anadolu’ya gidip akrabalarını bulacağım. Sonra da Türkiye demografik yapıyı değiştirdi diyeceğim” demiş Finlandiyalı.

Ertuğrul Hasipoğlu da kükremiş: “Sen Kıbrıs’a gelme, ben seni kuzey Kıbrıs’a sokmayacağım”… Sokmamış da!

AKPA’daki söz hakkını bugüne kadar Kıbrıslı Türkler böyle kullandılar. Türkiye’nin tüm Kıbrıslılara karşı işlediği savaş suçlarını örtbas etmek için…

Strasbourg’ta yapılan AKPA toplantılarına katılan ilk heyette UBP’den Olgun Paşalar, CTP’den Naci Talat ve TKP’den Alpay Durduran vardı.

Denktaş “solcu” Alpay Durduran ve Naci Talat, “milli dava”ya zarar verebilirler diye rahatsız olur.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin boş duran iskemlesi için, “Bir sandalye elde edeceksiniz de ne olacak?” diye tepki gösterir Denktaş.

Hakkı Atun şöyle savunur ‘solcular’ı:

-“Muhalefet parti temsilcileri ile hemen hemen her zaman görüşlerimiz örtüşür, herhangi bir fikir ayrılığı ve sürtüşme söz konusu olmazdı. Büyük bir uyum ve demokratik yaklaşım içinde AKPA’daki temaslarımızı sürdüğümüzü rahatça söyleyebilirim”…

Yarım asırdır uluslararası toplantılara gönderilen Kıbrıslı Türk temsilcileri Türkiye maşa olarak kullandı.

Kıbrıslı Türkler kendi varoluşu adına konuşmadı, Türkiye’nin papağanlığını yaptı!

Eğer Kıbrıslı Türk temsilciler Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgaline, demografiyi dönüştürmesine, yürüttüğü asimilasyon ve ilhak politikaları ile yerleşimci sömürgeciliğine karşı ses çıkarmış olsalardı Brüksel’e, Strazburg’a, New York’a gitmelerine müsaade mi ederdi Türkiye?

***

İşte mesele burada başlıyor…

13 Ocak’ta Türkiye’nin işgal rejiminin kukla meclisi “Avrupa Parlamentosu temsilcisi” olarak Kıbrıslı Fikri Toros ile Türkiyeli yerleşimci Emrah Yeşilırmak’ı seçti.

İşgal rejimi ilk kez böyle bir şey yapıyor…

İrsen Küçük’ün zamanında TC Elçisi Kaya Türkmen’e dediği gibi “Bütün pis işleri biz yaptık”…

Türkiye, işgal ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarında bütün pis işlerini yerli Kıbrıslı Türklere yaptırdı ve dünya kamuoyunun önünde Kıbrıslı Türkleri paravan ve papağan olarak kullandı.

***

Yarım asırdır ilk kez savaş suçu olarak Kıbrıs’a iskan ettiği Türkiyeli bir yerleşimciyi Kıbrıslı Türkleri temsilen Avrupa’da görevlendirdi Ankara.

Bu bir milattır!

Kıbrıslı Türkleri maşa olarak kullanarak Kıbrıs’taki işgalini savundurttu Türkiye bugüne kadar.

Şimdi ise Türkiyeli bir yerleşimciyi Kıbrıslı Türklerin yerine geçiriyor…

Yerleşimci sömürgeciliği tam olarak budur.

Yerleşimci toprağınızı işgal eder, evinizi gasp eder, sizi vatanınızdan kovar, sizin yerinize geçer, sizin kimliğinize bürünür, kimliğinizi dönüştürerek sizi yok eder ve sizin adınıza konuşur.

Buna yerleşimci sömürgeciliği denir.

Sıla Usar CTP’si ile Fikri Toros da Kıbrıslıların kimliğinin gasp edilmesine maşa olduğu için bu kara leke onlara yeter!

Türkiyeli yerleşimci Emrah Yeşilırmak Brüksel’e TC pasaportuyla giderken vize alabilecek mi? Fikri Toros ise aleyhinde çalıştığı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin pasaportu ile gider herhalde…

Avrupa Parlamentosu’nda ne yapacaklar? Ödenek çıkarılacak kendilerine, yeycekler, içecekler, masaya meyve tabağı gelecek…

Emrah Yeşilırmak’ın diploması sahteymiş, değilmiş değildir mesele!

Mesele Ankara’nın Türkiyeli bir yerleşimciyi “Kıbrıslı Türk toplumu”nun kimliğine büründürüp Kıbrıslılar adına konuşturmasıdır.

Kıbrıs’taki Türk işgalini ve yerleşimci sömürgeciliğini savunacak Kıbrıslı Türk mü kalmadıydı?

-Bizde kasabın bıçağını yalayan çok!

About the author