27-28 Ocak 1958 provokasyonu: 6-7 Eylül 1955 pogromunun yavrusu

Aziz Şah – 26 Ocak 1958’e gidelim, 27-28 Ocak 1958 provokasyonunun başladığı güne!

Birkaç gün sonra hamaset cephesi başlar “anmalar”a…

Tufan Erhürman da patlatır bir demeç fırsat bu fırsat “garantörlük kırmızı çizgimizdir” diye…

Aman ha Tufan, sakın ha, 27-28 Ocak 1958 provokasyonunu da istismar etmeyi unutma…

İngiliz Yüksek Komiseri’ni de davet et provokasyon anmalarına, ne de olsa amacınız ortak!

Senin işin istismar etmektir Tufan…

Boşuna mı tahlil ettin bunca zaman bu ahalinin bütün zaaflarını ve hastalıklarını? Hepsini istismar et!

Seçim kampanyasına TMT Mücahitleri Derneği’ni ziyaret ederek başladın, 5 sene boyunca TMT’nin bütün provokasyonlarını kutsa…

Tatar yaptığında ahali alay ederdi, Tufan yaptığında alkış tutacak!

Zaaflar ve hastalıklar istismar etmek içindir. Yaraları açık tut, Tufan…

Açık tut ki, o yaraların içine müteahhitler ekim yapabilsin!

***

1 Nisan 1954’te Dışişleri Bakanı Prof. Fuat Köprülü’ye sorulduğunda,

-Dost ve müttefik Yunanistan ile Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur. Çünkü Türkiye için Kıbrıs sorunu yoktur, der.

Bunun üzerine, 19 Ağustos 1954 günü Atina’daki İngiltere Büyükelçisi Londra’ya gönderdiği raporda şöyle der:

-“Yunan-Türk dostluğunun kırılgan olduğu çok açık, çok küçük bir şok bile yetebilir. Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin duvarına tebeşirle slogan yazmak gibi önemsiz bir olay bile bir kargaşanın çıkmasına yeter”…

Britanya emperyalizminin 1955’te Türkiye’yi “Kıbrıs meselesi”ne angaje etmek için düzenlediği Londra Konferansı’nın bitmesine bir gün kala Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atılarak 6-7 Eylül 1955 pogromu örgütlenir.

1956’da ise Türkiye’yi ziyaret eden Britanya Sömürgeler Bakanı Lennox Boyd “taksim”i Türkiye’ye milli tez olarak kabul ettirir.

***

Lefkoşa’da 26 Ocak 1958 gecesi, aynı İstanbul’da 6-7 Eylül 1955 pogromundan önce Ekspres gazetesinde çıkan ‘‘Selanik’te Atamızın evine bomba atıldı’’ haberi gibi yalan bir haberle ahali sokağa döküldü…

6-7 Eylül’de İstanbul’da Rumlara yönelik linç, tecavüz ve yağmayı fitilleyen haber yalan değildi aslında. Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve ses bombası atıldığı doğruydu. Ancak bombayı atan Yunanlılar değil, Türk Özel Harp Dairesi’ydi…

Her linç, katliam, pogrom öncesi ve sonrasıyla öğreticidir. 27-28 Ocak 1958 olaylarına model olan 6-7 Eylül pogromuna zemin hazırlamak için Atatürk’ün evine ses bombası atan iki Türk’ten biri kaymakam oldu, diğeri emniyet genel müdürlüğü siyasi işler dairesine atandı, sonra da vali oldu; onu oraya atayan polis müdürü sonradan bakan oldu…

Atatürk’ün Selanik’teki evine bombayı atan Oktay Engin, daha sonra 1 Mayıs 1977 katliamı sırasında Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi Başkanı olarak çıkar karşımıza, ‘77 katliamının ardından da 16 Mart 1978 İstanbul Üniversitesi Beyazıt katliamında karşılaşırız onunla!

6-7 Eylül 1955 pogromu, 1 Mayıs 1977 katliamı ve 16 Mart 1978’da görevinin başında olan Engin daha sonra DYP-CHP-MHP hükümetinde vali yapılmıştır.

***

6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da yaşananlara benzer bir arka planı var 27-28 Ocak 1958’de Lefkoşa’da yaşananların…

6-7 Eylül, Türk-Yunan hükümetleri Londra’da pazarlık yaparken patlak verdi…

27-28 Ocak da İngiltere ile Türkiye Ankara’da pazarlık yaparken patlak verdi…

27 Ocak’ta İngiliz Sömürge Valisi Hugh Foot ile Britanya Dışişleri Bakanı Selwyn Lloyd Ankara’ya vardığında Kıbrıs’ta olaylar başladı!

Politikada zamanlama herşeydir.

***

İstanbul’da Ekspres gazetesinin yaptığını Lefkoşa’da yapan Bozkurt gazetesine bakalım…

Denktaş’ın sözcükleri ile ‘‘tercüme hatası’’ olan yalan haber ile başladı 26 Ocak 1958 ‘‘Taksim, yalnız Taksim’’ yürüyüşü…

Erten Kasımoğlu’nun Eski Günler Eski Defterler kitabından Denktaş’ın ağzından aktarıyorum:

-‘‘Sokaktaki çığlıkları duyar duymaz dışarıya atıldım… Baktım ki Mehmet Şemmedi’nin elinde bir bayrak, gayet içkili ve arkasında bir grup genç; ‘Ya Taksim Ya Ölüm’ diye yürüyorlar… Bu manzara karşısında, ‘Ne var ne oluyor’ diye önlerine atıldım… Bana dediler ki, ‘Biraz önce Bozkurt gazetesine Royter haberi geldi. İngilizler Taksim’i kabul etti ve biz bunu kutlamak için nümayiş yapıyoruz. Onun için lise öğrencilerini sokağa çıkaracağız (…)

Ben hemen arabaya atlayıp BOZKURT gazetesine gittim ve haberin doğruluğunu öğrenmek istedim. Gelen haberi gösterdiler… Meğer haberi İngilizceden Türkçeye tercüme eden arkadaş, sanki yeni bir habermiş gibi, eski bir beyanatı veriyordu… İngilizler bir süre önce ‘Taksimi de kabul edebiliriz’ gibilerinden bir beyanat yapmışlardı. İşte buna değinen yeni bir haber geçiliyordu… Bu, sanki o gün İngilizler Taksimi kabul etmiş gibi yorumlandı. Gazetede bunu ben öğrenmeye çalışırken, kalabalık da ortaya toplandı. Kendilerine haberin aslını anlatmaya çalıştım ve nümayiş yapacak bir sebep olmadığını söyledim’’…

(Devam edecek)

About the author