
Aziz Şah – Ocak ayında işgal rejiminin paravanı “KKTC meclisi” bir karar aldı:
-Kıbrıslı Fikri Toros ile Türkiyeli yerleşimci Emrah Yeşilırmak UBP-CTP-YDP-DP’nin oybirliğiyle Avrupa Parlamentosu’nda “çalışma yapmak” üzere görevlendirildi.
Toros ile Yeşilırmak ortak bir çerçevede lobi yapacaklar. Daha önce Hasan Taçoy ile Toros gidiyordu. Taçoy’u AKPA’da görevlendirdiler.
***
Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nde (AKPA) Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelen iskemle hakkı vardır. Bu hakkı senelerdir bir CTP’li ve bir UBP’li işgal ederek Türkiye’nin Kıbrıs’taki yerleşimci sömürgeciliğini meşrulaştırmak için kullanır…
Zaman zaman öfkelenip şöyle deriz:
-Türkiye nüfus taşır ve toprakları yağmalar, Kıbrıs Cumhuriyeti ise hiçbir şey yapmaz!
Denedi Kıbrıs Cumhuriyeti emperyalist sistem elverdikçe…
BM’ye, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na, AİHM’e, AKPA’ya, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne farklı şekillerde taşıdı Türkiye’nin savaş suçlarını…
Kıbrıs Cumhuriyeti temsilcileri, Türkiye’nin işgal ettiği Kıbrıs topraklarında demografiyi dönüştürdüğünü her gündeme getirdiğinde karşısında Kıbrıslı Türkleri buldu.
Ekim 1975’te Kıbrıs Cumhuriyeti’nin BM Temsilcisi Zenon Rossides, Türkiye’nin Kıbrıs’ı kolonileştirmek için Anadolu’dan yerleşimci nüfus taşıdığını gündeme getirdiğinde karşısında Vedat Çelik’i buldu…
Ertuğrul Hasipoğlu övünerek yazar anılarında, “Rumlar, Türkiye Kıbrıs’ın demografik yapısını değiştirdi” diye önerge verdiğinde AKPA’da nasıl karşılarına dikildiğini…
Hakkı Atun ise anılarında AKPA toplantılarında Strazburg’ta UBP-CTP-TKP’nin nasıl birlikte hareket ettiğini anlatır.
Her uluslararası platformda “Türkiye işgal ettiği Kıbrıs topraklarında demografiyi değiştiriyor” diyerek Kıbrıslı Türk toplumunun varoluşunu savunan Rumların karşısına dikildiler…
***
Zaman zaman öfkelenirik, evet, Türkiye demografiyi ve toprağın statüsünü değiştirerek Kıbrıs’ı kolonileştirir, Kıbrıs Cumhuriyeti ise hiçbir şey yapmaz!
Kıbrıs’ın işgal bölgesinde “muhalif” görünümlü partiler ve “kanaat önderleri” bile Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla toprağın statüsünün değiştirilmesini savunur.
Toprağın statüsünün değişmesiyle KKTC’nin statüsü değişir, Hatay modeli ilhakın yolu açılır:
-Toprağın statüsünü değiştiren Taşınmaz Mal Komisyonu Hatay’a giden yoldur!
Kıbrıs Türk Barolar Birliği, AİHM’in insan hakları ihlali dediği toprak gaspını savunur, toprağın statüsünün değiştirilmesini savunur. Barolar Birliği, müteahhitler toprak hırsızlığına devam etsin diye eylem yaptı Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı. İşgal bölgesinde Rumlara ait toprakları gasp etmeyi “Kıbrıslı Türklerin insan hakları” ve “varoluşu” olarak tanımladı.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği, Kıbrıs Cumhuriyeti 3-5 toprak gaspçısını tutukladı diye “Kıbrıslı Türkleri yok edemeyeceksiniz” diye pankart açtı Kermiya kapısında. Avrupa başkentlerini dolaştı, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı propaganda yaptı “insan haklarını ihlal ediyor” diye!
AİHM’in insan hakları ihlali dediği toprak gaspıdır, Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin insan hakları dediği ise toprağı gasp etme hakkıdır. İşgal hukukunda dünya tersine döner!
AİHM’in insan hakları ihlali, Cenevre Konvansiyonu’nun savaş suçu, Roma Statüsü’nün insanlığa karşı suç olarak tanımladığı toprağın kolonileştirilerek statüsünün değiştirilmesinin devamını savunur “Kıbrıslı Türk avukatlar”!
Zaman zaman, evet, öfkelenirik…
Eli kolu emperyalizm ve onun kurumları tarafından bağlanmıştır Kıbrıs Cumhuriyeti’nin. Cumhuriyet liderliğinin ve elitlerin gafleti, korkaklığı, işbirlikçiliği, ihaneti de cabası…
Ama sorarık:
-Neden Kıbrıs Cumhuriyeti 52 senedir devam eden savaş suçlarına ve insanlığa karşı suçlara karşı daha fazla bir şey yapmaz?
Yapsa daha fazlasını…
3-5 (Avrupalı, İsrailli, İranlı) toprak hırsızı tutuklandığında “Kıbrıslı Türkleri yok edemeyeceksiniz” diyen Barolar Birliği silaha sarılacak gasp edilmiş toprakları savunmak için!
***
Konumuz ne?
-Kıbrıslı Türk toplumunu temsil eden herhangi bir makam ve kurumun olmamasıdır.
Türk işgalinin paravanı “KKTC meclisi”nde UBP-CTP-YDP-DP’nin oybirliği ile Avrupa Parlamentosu’nda lobi yapması için Kıbrıslı Fikri Toros ile Türkiyeli yerleşimci Emrah Yeşilırmak görevlendirildi.
Daha önce Hasan Taçoy ile yapıyordu bu lobiciliği Toros. Mesela Temmuz 2025’te Brüksel’de “Kıbrıs Türk halkının hak ihlalleri”, “mülkiyet krizi”, “karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığı” ve “Schengen üyeliği” konularında lobi yapmışlar.
Hasan Taçoy’u şimdi AKPA’da görevlendirdiler Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelen hakkımız olan iskemlede Türkiye’nin haklarını savunması için.
AKPA’da yaptığı konuşmada UBP’li Taçoy “Kıbrıslı Türklerin silah zoru ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nden nasıl kovulduğu”nu anlattı.
CTP’li Armağan Candan ise Kıbrıslı Türk gençlerinin Avrupa Konseyi’nin söz-yetki-karar mekanizmalarından dışlanmasından şikayetçi oldu.
Yani UBP ve CTP Lefkoşa’da kedi-köpek gibi kavga eder-miş gibi yapar, Brüksel’de ve Strazburg’ta ise omuz omuza “milli dava”yı savunur!
***
Bugün Kıbrıslı Türk toplumunu temsil eden herhangi bir makam ya da kurum yoktur.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “Cumhurbaşkanı Muavinliği” olan “Kıbrıslı Türk Liderliği” makamı yerleşimcilerin oylarıyla “KKTC Cumhurbaşkanlığı” adıyla gasp edilmiştir. Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri (örneğin Barolar, kültür dernekleri, sendikalar) “milli dava” çizgisinin dışına çıkmazlar.
Politika ile alakası yokmuş gibi görünen korolar ve folklor derneklerinin “temsiliyet” anlamında ne işlevi var?
Mesela Mağusa’da CTP’li Şifa Çolakoğlu’nun başkanlığını yaptığı, Rana Uluçay ve Erkan Dağlı’nın yer aldığı Othello Korosu, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla Avrupa’da katıldığı her konserde KKTC bayrağı açtı!
Kendine biçtiği misyon KKTC’yi tanıtmak olan Othello’nun Limasol’da yer aldığı bir koro festivaline gitmiştim 2023 Ağustos’unda…
Kendi aralarında Rumlar hakkındaki Türkçe konuşmaları dinlerken utandım. Koronun bir yetkilisi “Rumlar da artık KKTC gerçeğini kabul etsin” diyordu!
Armağan Candan’ın AKPA’daki konuşmasını dinlerken Limasol’daki o geceyi hatırladım…
-Avrupa Konseyi’ne Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türk gençleri yollayıp KKTC bayrağı mı sallatacaksınız?
Daha çok statüsüzleşmeleri için…
***
Kıbrıslı Türk toplumu, işgalin yerli işbirlikçileri aracılığıyla her geçen gün daha çok statüsüzleştiriliyor.
Toplumumuzun temsil edildiği her yerde varlığımızı Türkiye’nin çıkarlarına armağan ettiniz!
Kasabın bıçağını yalarken dilinizden akan kan sizi sarhoş ediyor…
