Sizin için vatan değil, bir arazidir sadece bu ada

Şener Levent – Yeni inşaat sahaları açmak için ormanlarını yakan anayurdumuzun izinde olduğumuzu söyleyenler var!

Fesatçılar!

Anavatan düşmanları!

Ganimet suyunu çekmiş güya…

 Sıra ormanları yakmaya gelmiş…

İnanmam!

Ganimet hiç tükenir mi burada?

Bakın başımızdakiler golifa gibi nasıl dağıtıyorlar hala…

Yağma Hasan’ın böreği!

Yağma Hasan’ın değil, yağma Yanni’nin böreği…

Karadenizli kardeşlerimiz ihya edilmiş bir daha…

Bir tahsis daha onlara…

İskele’de…

Bir orman arazisi…

On yıllığına…

Karadeniz Kültür Derneği gazetemize karşı linç saldırısında baş rollerdeydi…

İşte o da hakkını aldı!..

Taş yağmuruna verdikleri emek boşa gitmedi…

Rulete basan kaybeder, Afrika’ya saldıran kazanır…

Yıllar önce bir dost koymuştu bu teşhisi…

Haklı çıktı!

Afrika kazandırıyor!

***

Bir zamanlar Denktaş’ın ve komutanlığın özel ekipleri vardı…

Onların görevi sadece bize görünmeyen numaralardan telefon açıp tehdit savurmaktı…

Bir de psikolojik baskı…

Adam mesela telefonu açar,

-AIDS, AIDS, AIDS der ve kapatırdı…

Veya başka bir laf:

-Sana kaç kere söyledim, o kızla uğraşmayasın diye!

Söyler söylemez kaçardı…

Bir de doğrudan tehdit:

-Köpek gibi temizleyeceğiz seni!

Yıllarca devam etti bu…

Her gün sürekli telefon açanlar saraydaki örtülü ödenekten aylık maaşa bağlanmıştı…

İçlerinden bir tanesi zaman sonra itiraf etti bir meyhane masasında:

-Ne yapayım be gardaş, dedi, paraya ihtiyacım vardı, ben de kabul ettim…

***

Bizi iki yıl önce linç etmeye gelenler Türkiye Cumhuriyeti tarafından yüksek kademede onurlandırıldı…

En iştahlı linçciler Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresi tarafından itibar gördü…

Cumhurbaşkan Yardımcısı Fuat Oktay ve Dışişleri Baklanı Mevlüt Çavuşoğlu ile hatıra resimleri bile çektirdiler…

Karadenizlilere bu hizmetin karşılığı olarak bir orman arazisi çok mu?

Alt tarafı ganimet zaten…

Rumun malı!

Ver gitsin!

Yanni’nin yağma böreğini biraz da o yesin!

Hem adamıza teşrif edip hamsi kültürünü getirmediler mi bize?

Helaldir helal!

Yanan ormanlarına mı ağlarsın ey Kıbrıslı şimdi?

Ağla…

İki gözün iki çeşme!

Ganimet diye yabancılara sunulan ormanlarına ağlamaz mısın?

Dağların göz göre göre oyuluyor da gıkın çıkmıyorsa, ben şimdi senin gözyaşlarına da inanmam…

Maraş yılanların hala koynundaysa ve buna da diyeceğin hiçbir şey yoksa, hiç inanmam!

***

Yorgoz…

Sizin Tepebaşı dediğiniz yani…

Kormacit…

Koruçam dediğiniz sizin…

Kocaman askeri bir garnizon…

Yorgoz çocukluk hatıralarım içinde bir hatıra…

İngiliz devri…

50’li yıllar…

Biz kamp yaptık o ormanda…

Okulumuzla…

Ben bu yangında o bölgedeki askeri komutanlığı sorumlu tutarım en başta…

Bakın bölgedeki kameralar çalışmıyormuş yıllardır…

O kadarcık tedbiri de almadılarsa, ne işleri var orda?

Cephanelikteki yangından da onlar sorumludur, bu yangından da!

Zaten yurdumuzun en güzel sayfiye yerlerinden biri olan bu yerler neden askere verildi ki?

Bunu da sorgulamayacak mısın sevgili kardeşim?

***

Yangın yeri memleket…

Her yer yanıyor…

Yangınsız gün geçmiyor artık…

Çok eski zamanlarda da böyle miydi acaba?

Kimler kimler gelip geçmedi ki bu adadan…

Ama bakın…

Bin yıllık anıt zeytin ağaçlarını yakmak bize nasip olmuş…

Lüzinyanlar yakamadı…

Venedikliler yakamadı…

Osmanlı bile yakamadı…

İngiliz de yakamadı…

Biz yaktık biz!

Son sömürgeci nesli…

Son kuşak!

“Arazi yangınları” deniliyor bir haber başlığında…

Tam isabet!

Sizin için vatan değil zaten, bir arazidir sadece burası…

Tanklarınız…

Toplarınız…

Silahlarınız…

Ve askeriniz için…

Poligonlarınız için…

Bir tatbikat sahası…

Kıbrıs değil, arazi koyun adını!

(20 Mayıs 2020 tarihinde Afrika gazetesinde yayınlanmıştır)

About the author